Erken ve normal menopoz: stres, evlilik uyumu ve cinsiyet rolleri açısından bir karşılaştırma
Meral Onder, Aysegul Durak Batigun
Makale No: 4   Makale Türü:  Araştırma
Amaç: Orta yaş dönemi, beraberinde getirdiği bazı fizyolojik ve psikolojik değişimler sebebiyle, bir grup kadın için bazı zorlukları içermektedir. Bu dönemde erkeklerde ortaya çıkan fizyolojik değişim andropoz dönemi, kadınlarda ortaya çıkan fizyolojik değişim ise menopoz dönemi olarak adlandırılmaktadır. Ortalama 40-50 yaşlar arasında başlayan bu dönem bazı kadınlarda daha erken yaşlarda başlamaktadır. Bu durum “erken menopoz” olarak adlandırılmakta ve 40 yaştan önce ovaryumun yumurtalıklarla ilgili işlevini yitirmesi (adetten kesilmek) olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, menopoza erken girmiş ve menopoza normal yaş sınırları içerisinde girmiş bir grup kadını stres belirtileri, stresle başa çıkma tarzları, evlilik uyumu ve cinsiyet rolleri açısından karşılaştırmaktır.

Yöntem: Menopoza erken girmiş (40 yaş altı) 82 ve menopoza normal yaş sınırları içinde girmiş (40 yaş üstü) 142 olmak üzere toplam 224 kadın örneklem grubunu oluşturmuştur. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Stres Belirtileri Ölçeği (SBÖ), Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ), Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ) ve Bem Cinsiyet Rolü Envanteri (BCRE) uygulanmıştır.

Bulgular: Erken menopoz ve normal menopoz grubunun ilgili değişkenler açısından karşılaştırıldığı t-testi analizi sonucunda, erken menopoza girmiş kadınların normal yaş sınırında menopoza girmiş kadınlara oranla daha yüksek stres belirtileri sergilediği, stresle başa çıkma tarzlarından kendine güvenli ve iyimser yaklaşımları daha az kullandıkları ve daha düşük evlilik uyumu puanı aldıkları saptanmıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda, her iki grupta da “evlilikteki anlaşma derecesi”, “çaresiz yaklaşım” ve “sosyal destek arama” stres belirtilerini yordayan ortak değişkenler olarak belirlenmiştir. Bunların dışında, “erkeksi cinsiyet rolü” yalnızca erken menopoz grubunda yordayıcı değişken olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tartışma: İlgili literatür incelendiğinde, yapılan araştırmaların çoğunlukla normal yaşlarda menopoza girmiş kadınlar ve bu dönem içinde yaşadıkları problemler üzerine odaklandığı, erken menopoza ilişkin ise çok az sayıda çalışmanın bulunduğu gözlenmektedir. Bu nedenle, mevcut çalışma sonucunda elde edilen bulguların, kadınları hem fiziksel hem ruhsal açıdan oldukça zorlayan erken menopoz olgusuna dikkat çekilmesinde az da olsa katkısı olabileceği söylenilebilir. Menopoz döneminde yaşanan stresin belirlenmesi, önlenmesi ve özellikle de bireylerin bu konuda bilinçlendirilmesi ruh sağlığı açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle elde edilen bulguların psikolojik tedavi ve danışmanlık aşamalarında kullanılabilir bulgular olduğu düşünülmektedir. Örneğin, psikolojik tedavi/danışmanlık esnasında, özellikle erken menopoz dönemindeki kadınların benimsemiş oldukları cinsiyet rollerinin soruşturulması, evlilik doyumlarına/ilişkilerine yönelik durumların gözden kaçırılmaması gerektiğine ilişkin ipuçları bu çalışma ile elde edilmiştir. Ayrıca menopoz döneminde yaşanan stres belirtilerini azaltmak üzere, kadınların stresle başa çıkma becerilerinin geliştirilmesinin ne denli önemli olduğu görülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Evlilik uyumu, menopoz, erken menopoz, cinsiyet rolleri, stres
Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi: 2016;29:
Tüm Metin:

GİRİŞ

Orta yaş dönemi, bir grup yetişkin için ortaya çıkan fizyolojik ve psikolojik değişimler sebebiyle, bazı zorlukları beraberinde getirmektedir. Özellikle kadınlarda 40-50 yaşlar arasında başlayan ve menopoz olarak isimlendirilen süreçte yaşanan bazı fizyolojik değişikliklerle birlikte doğurganlık sona ermektedir (1).

Dünya çapında ortalama menopoz yaşı 51 olmakla birlikte, gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere göre daha erkendir. Gelişmiş ülkelerde yaş aralığı 49.3-51.4 iken, gelişmekte olan ülkelerde yaş aralığı 43.5-49.4 olarak bildirilmektedir. Türkiye’de ise ortalama menopoz yaşı 47’dir (2).

Bazı kadınlarda menopoz öncesi süreç ve menopoz diğer kadınlara oranla daha erken yaşlarda başlamaktadır. Bu durum “erken menopoz” olarak adlandırılmakta ve 40 yaştan önce ovaryumun yumurtalıklarla ilgili işlevini yitirmesi (adetten kesilmek) olarak tanımlanmaktadır (3). Menopozun erken ya da geç olmasının nedenlerine dair görüş birliği bulunmamakla birlikte bekâr olmak, hiç doğum yapmamış ya da az sayıda doğum yapmış olmak (4), sigara içmek, düşük sosyo ekonomik düzey ve çalışıyor olmak (5) erken menopoz için sözü edilen risk faktörleri arasında sayılabilir.

İlgili literatür tarandığında, demografik değişkenlerin yanı sıra menopoz yaşıyla ilgili olduğu düşünülen depresyon ve stres gibi duygudurum değişkenleri (6-10) ile yaşam kalitesini (11,12) içeren araştırma bulguları da dikkat çekicidir. Menopoz ile ilişkili olduğu düşünülen bir diğer değişken ise evlilik uyumudur. Çalışmalar, uyumlu evlilik ilişkisi olan kadınların menopozal yakınmalarının daha az olduğunu göstermektedir (13-15). Menopoz öncesi, menopoz ve menopoz sonrası olmak üzere üç grup kadın üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada da, mutsuz evlilik ilişkisi sürdüren menopoz öncesi ve menopoz dönemindeki kadınların, mutlu evlilik ilişkisine sahip olanlara oranla daha fazla negatif duygu durumuna sahip olduklarına değinilmektedir (16).

Bazı çalışmalar evlilik uyumu ile toplumsal cinsiyet rolleri arasında bir ilişkinin mevcut olduğunu göstermektedir. Toplumda ideal olarak kabul edilen “erkeksi” ve “kadınsı” duygu ve davranışlar, bireylere yaşamlarının başlangıcından itibaren cinsellik rol davranışları içinde öğretilmektedir (17-19). Bazı çalışmalarda, erkeğin para kazandığı, kadının ise ev ve çocuklarla ilgilendiği düşüncesinin geride kaldığı ve buna bağlı olarak da evlilik uyumunun değiştiği vurgulanmaktadır (20,21). Menopoz ile cinsiyet rolleri arasındaki ilişkilerin incelendiği bir çalışmaya ise rastlanmamıştır.

Araştırmanın Amacı

Son yıllarda bu konuya ilişkin pek çok çalışma yapılmış olmakla birlikte; menopozun, stres, evlilik uyumu ve cinsiyet rolleri açısından değerlendirildiği bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu noktadan hareketle bu çalışmada aşağıda belirtilen iki sorunun cevabı araştırılmaktadır:

1.Erken menopoza girmiş ve normal yaş sınırları içerisinde menopoza girmiş kadınlar arasında stres belirtileri, stresle başa çıkma tarzları, evlilik uyumu ve cinsiyet rolleri açısından anlamlı farklılıklar mevcut mudur?

2.Erken menopoza girmiş ve normal yaş sınırları içerisinde menopoza girmiş kadınların stres belirtilerini hangi değişkenler yordamaktadır?Yordayan bu değişkenler iki grup arasında farklılık göstermekte midir?

YÖNTEM

Araştırmanın örneklemini, Sağlık Bakanlığı Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesine menopozal sıkıntılar (vazomotor semptomlar, uyku problemleri, cinsel ilgi azalması, ağrılı cinsel ilişki, kilo artışı vb.) nedeniyle başvuran ve doktorları tarafından normal ya da erken menopoz tanısı konmuş kadınlar oluşturmaktadır. Menopoza erken girmiş (40 yaşından önce) 82 kadın ve menopoza normal yaş sınırları içinde girmiş (40 yaşından sonra) 142 kadın olmak üzere toplam 224 katılımcı mevcuttur. Her iki grupta da cerrahi menopoz olguları mevcut değildir. Cerrahi müdahale sonucu menopoza giren kadınlar bazı karıştırıcı değişkenlerin (kanser, müdahalenin getirmiş olabileceği diğer psikolojik ve fizyolojik sıkıntılar vb.) oluşmasına sebebiyet verebileceği gerekçesi ile örneklem dışı bırakılmışlardır. Menopoza normal yaş sınırları içerisinde girmiş olan kadınların hiçbiri HRT (Hormon Replasman Tedavisi) ya da antidepresan, antipsikotik, anksiyolitik, lityum ve epilepsi ilaçları almazken, menopoza erken giren kadınların %8.5’inin (n=7) yalnızca HRT aldığı belirlenmiştir. Örneklemin demografik ve menopoz özelliklerine ilişkin ayrıntılı bilgi Tablo 1’de verilmektedir.

İşlem

Çalışma öncesinde Ankara Üniversitesi Etik Kurulu’ndan izin alınmış (Karar No:16-343), tüm katılımcılardan “Bilgilendirilmiş Gönüllü Onam Formu”nu doldurmaları istenmiştir. Ölçekler araştırmacılar tarafından ilgili polikliniklere gidilerek bireysel olarak doldurtulmuştur.

Veri Toplama Araçları

Demografik Bilgi Formu (DBF): Katılımcıların yaş, eğitim düzeyi, çocuk sayısı ve menopoz başlangıç yaşı gibi bireysel özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacılar tarafından oluşturulmuştur. Bu formda ayrıca eşlerin ev işlerinde kadınlara ne kadar yardımcı olduklarını belirlemek amacıyla bir soru da yer almaktadır. Bu soruya verilen cevaplar 1 (hiç)-5 (çok fazla) arası Likert tipi puanlanmıştır.

Stres Belirtileri Ölçeği (SBÖ): Likert tipi 1-5 arası puanlanan bir ölçektir (22). Katılımcıların stres karşısında yaşayabilecekleri belirtiler ve bu belirtilerin son altı aydır ne derecede rahatsız ettiği sorulmaktadır. “Kas Sistemi”, “Parasempatik Sinir Sistemi”, “Sempatik Sinir Sistemi”, “Duygusal Sistem”, “Bilişsel Sistem”, “Endokrin Sistem” ve “Bağışıklık Sistemi” olmak üzere 7 bölümden oluşmaktadır. Ölçeğin geçerlik ve güvenirliğine ilişkin yeterli kanıtlar mevcuttur (23). Ölçeğin Cronbach alfa güvenirlik katsayıları, mevcut çalışma için, 0.69 (endokrin sistem) ile 0.91 (duygusal sistem) arasında değişmektedir.

Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ): İnsanların stresli durumlarda başvurduğu başa çıkma yöntemlerini belirlemek amacıyla geliştirilmiş 4’lü likert tipi bir ölçektir. “İyimser yaklaşım”, “kendine güvenli yaklaşım”, “çaresiz yaklaşım”, “boyun eğici yaklaşım” ve “sosyal desteğe başvurma” şeklinde isimlendirilen beş faktörden oluşmaktadır. Ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğuna ilişkin çalışmalar mevcuttur (24). Ölçeğin Cronbach alfa güvenirlik katsayıları, mevcut çalışma için, 0.61 (boyuneğici yaklaşım) ile 0.81 (kendine güvenli yaklaşım) arasında değişmektedir.

Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ): Evliliğin özeliğini ölçmek için geliştirilmiş 15 maddelik bir ölçektir. Yüksek puanlar evlilikte uyum derecesinin arttığını göstermektedir (25). “Mutluluk”, “ilişki tarzı” ve “anlaşma derecesi” olmak üzere üç boyutta değerlendirilmektedir. Ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğuna ilişkin yeterli kanıtlar mevcuttur (26). Mevcut çalışmada ölçeğin toplam puanı için elde edilen Cronbach alfa güvenirlik katsayısı 0.86’dır.

Bem Cinsiyet Rolü Envanteri (BCRE): Kişilerin benimsedikleri cinsiyet rollerini ayırabilmek üzere geliştirilen 40 maddelik likert tipi bir ölçektir (18). Ölçeğin Türkçe formu üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda “kadınsılık” ve “erkeksilik” olmak üzere iki temel yapı belirlenmiştir (27). Ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğuna ilişkin yeterli kanıtlar mevcuttur. Mevcut çalışmada erkeksilik boyutu için elde edilen Cronbach alfa güvenirlik katsayısı 0.82, kadınsılık boyutu için 0.78’dir.

BULGULAR

Örneklem özelliklerinin verildiği Tablo 1’de görüldüğü gibi, erken menopoz tanısı almış, ancak araştırmanın yapıldığı tarihte 40 yaşın epeyce üzerinde olan kadınların da örneklem içerisinde yer almış olması nedeniyle, yaş değişkeninin sözkonusu diğer bağımlı değişkenler üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunup bulunmadığını test etme ihtiyacı doğmuştur. Bu nedenle önce yaşın kontrol edildiği tek yönlü çok değişkenli varyans analizi (MANCOVA) yapılmıştır. Analiz sonucunda, Wilks’ Lambda değeri yaş (Wilks’ λ=0.88, F(1,162)=1.14, p>0.05) açısından anlamlı bir farklılığın bulunmadığına işaret etmektedir. Bu nedenle bir sonraki aşamada tanı gruplarının (erken menopoz ve normal menopoz) ölçeklerden almış oldukları puanlar t-testi ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar Tablo 2’de yer almaktadır.

Tablo 2’de de görüldüğü gibi erken menopoza girmiş kadınların stres belirtileri toplam puanı (t=2.80, p<0.001) ve kas (t=2.81, p<0.001), parasempatik (t=2.39, p<0.05), duygusal (t=2.91, p<0.001), bilişsel (t=2.41, p<0.05), endokrin (t=2.74, p<0.001) ve bağışıklık sistemi (t=2.57, p<0.05) puanları normal yaş sınırında menopoza girmiş kadınlardan anlamlı düzeyde daha yüksektir. Ayrıca normal yaş sınırında menopoza girmiş kadınların, kendine güvenli yaklaşım (t=2.18, p<0.05) ve iyimser yaklaşım (t=2.60, p<0.05) puanlarının, erken menopoza girmiş kadınların puanlarından daha yüksek olduğu görülmektedir. Bunlara ek olarak erken menopoza girmiş kadınların daha düşük evlilik uyumu toplam (t=2.26, p<0.001) ve ilişki biçimi uyum puanı (t=3.27, p<0.001) aldıkları saptanmıştır. Cinsiyet rolleri açısından ise her iki grup arasında anlamlı farklılık bulunmamaktadır.

Korelasyon Analizleri

Erken menopoz ve normal menopoz gruplarında; değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek üzere korelasyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar Tablo 3’de görülmektedir.

Tablo 3’de görüldüğü gibi, erken menopoz grubunda ölçekler arası korelasyon katsayıları 0.50 (p<0.01) ile -0.40 (p<0.01); normal menopoz grubunda ise 0.50 (p<0.01) ile -0.20 (p<0.05) arasında değişmektedir.

Regresyon Analizi

Erken menopoz ve normal menopoz grubunda stres belirtilerini yordayan değişkenleri belirlemek amacıyla aşamalı hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. İlk aşamada eğitim düzeyi, çalışma durumu, eş yardımı ve çocuk sayısı, ikinci aşamada EUÖ alt ölçekleri (mutluluk, anlaşma derecesi ve ilişki tarzı), üçüncü aşamada Cinsiyet Rolleri (Kadınsı ve Erkeksi), son aşamada ise SBÇTÖ alt ölçekleri (Kendine Güvenli Yaklaşım, İyimser Yaklaşım, Çaresi Yaklaşım, Boyun Eğici Yaklaşım ve Sosyal Destek Arama) denkleme alınmıştır. Sonuçlar Tablo 4’te verilmiştir.

Tablo 4’te de görüldüğü gibi erken menopoz grubunda evlilikte anlaşma derecesi ilk sırada denkleme girmekte ve varyansın %21’ini açıklamaktadır (F=16.65, sd=1-58, p<0.001). İkinci sırada erkeksi cinsiyet rolü (F=11.54, sd=2-57, p<0.001), üçüncü sırada ise çaresiz yaklaşım (F=9.49, sd=3-56, p<0.001) alt boyutu denkleme girmekte ve kendinden önceki değişkenlerle birlikte toplam varyansın %30’unu açıklamaktadır. Son sırada denkleme giren sosyal destek (F=8.96, sd=4-55, p<0.001) boyutu ile birlikte açıklanan toplam varyansın %35’e ulaştığı görülmektedir. Beta değerleri incelendiğinde en güçlü yordayıcının “anlaşma derecesi” (Beta=-0.44) olduğu dikkat çekmektedir.

Normal menopoz grubunda stres belirtilerini yordamak üzere gerçekleştirilen aşamalı regresyon analizinde; denkleme ilk sırada anlaşma derecesi (F=8.65, sd=1-97, p<0.01) girmekte ve toplam varyansın %7’sini açıklamaktadır. İkinci sırada denkleme giren çaresiz yaklaşım (F=17.27, sd=2-96, p<0.001) varyansın %18’ini açıklamakta, sosyal destek arama (F=15.40, sd=3-95, p<0.001) alt ölçeği ise kendinden önceki değişkenlerle birlikte varyansın %31’ini açıklamaktadır. Denkleme son sırada giren güvenli yaklaşım (F=13.35, sd=4-94, p<0.001) ile birlikte açıklanan toplam varyans %34’e ulaşmaktadır. Beta değerleri incelendiğinde en güçlü yordayıcının çaresiz yaklaşım (beta=0.34) olduğu görülmektedir.

TARTIŞMA

Araştırmanın amacı, erken menopoza girmiş kadınlar ile normal yaş sınırında menopoza girmiş kadınları; stres, cinsiyet rolleri ve evlilik uyumu değişkenleri açısından karşılaştırmaktır. Çalışmada öncelikle yaş değişkeninin etkisi kontrol edilmiş ve yaş etkisinin anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Daha sonra, erken menopoza girmiş ve normal yaş sınırında menopoza girmiş kadınlar ilgili değişkenler açısından karşılaştırılmıştır. Analiz sonucunda, erken menopoza girmiş kadınların stres belirtileri toplam puanı, kas sistemi, parasempatik sistem, duygusal sistem, bilişsel sistem, endokrin sistem ve bağışıklık sistemi belirti puanlarının normal yaş sınırında menopoza girmiş kadınlardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca normal yaş sınırında menopoza girmiş kadınların stresle başa çıkma tarzlarından kendine güvenli ve iyimser yaklaşımları, erken menopoza girmiş kadınlara oranla daha fazla kullandıkları sonucuna varılmıştır. Bu bulgular birbirini destekler niteliktedir. Şöyle ki; normal menopoz grubundaki kadınların stresle başa çıkmada etkili başa çıkma tarzlarını (iyimser yaklaşım), erken menopoz grubundaki kadınların ise etkisiz başa çıkma tarzlarını (çaresiz yaklaşım) daha fazla kullanıyor olmaları, erken menopoz grubundaki kadınların stres belirtilerindeki artışı açıklar nitelikte bir bulgudur. Bu sonuçların bazı araştırma bulgularını destekler nitelikte olduğu görülmektedir. Örneğin, yurtdışında gerçekleştirilmiş bir çalışmada erken menopoza girme ve psikolojik iyi olma arasındaki ilişki araştırılmış, erken menopoza girmiş kadınlarda stres puanları yüksek bulunmuştur (28). 1966-2004 yılları arasında gerçekleştirilmiş 18 çalışmanın özetlendiği bir çalışmada da kardiyovasküler belirtiler ile erken menopozun ilişkili olabileceği sonucuna varılmıştır (29).

Yapılan t-testi analizleri sonucunda, erken menopoza girmiş kadınların daha düşük evlilik doyumu puanları aldıkları da saptanmıştır. Özellikle “ilişki tarzları” olarak adlandırılan ve “Ev dışı etkinliklerinizin ne kadarını eşinizle birlikte yaparsınız?”, Hiç evlenmemiş olmayı istediğiniz olur mu?”, “Eşinize güvenir, sırlarınızı ona açar mısınız?” gibi soruların yer aldığı bu alt boyuttan, erken menopoza girmiş olan kadınların daha düşük doyum puanı almış olmaları, bu grubun stres belirtilerinin de yüksek olduğu göz önünde bulundurulacak olursa, oldukça anlamlı görünmektedir. Nitekim yapılan korelasyon analizlerinde de görüldüğü gibi, her iki grupta da stres puanları ile evlilik doyumu puanları arasında anlamlı ilişkiler bulunmakla birlikte, erken menopoza girmiş olan kadınların stres puanları ile evlilik doyumu puanları arasındaki korelasyon katsayıları, geç menopoza girmiş olan kadınların korelasyon katsayılarından daha yüksektir. Literatürde de doğrudan evlilik doyumu ile ilişkili olmamakla birlikte, örneğin boşanmış olmanın, erken menopoz için risk faktörü olduğunu vurgulayan bir çalışma mevcuttur (30). Başka bir deyişle, düşük evlilik doyumu ve stres, erken menopoz ile ilişkili görünmektedir.

Çalışmada, her iki grup için de ayrı ayrı korelasyon analizleri yapılmış ve beklenen yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Erken menopoz grubunda, eğitim durumu ile eş yardımı alma (r=0.28, p<0.05) ve sosyal destek (r=0.23, p<0.05) arasında pozitif ilişki bulunurken, eğitim durumu ile boyuneğici davranışlar (r=-0.28, p<0.01) arasında negatif ilişki bulunmuştur. Literatürde dolaylı da olsa benzer bulgular mevcuttur. Örneğin, menopoz ve yükselen stresle bağlantılı olarak kadınların daha fazla depresif duygu durumu sergiledikleri belirtilmektedir (31). Psikososyal faktörlerin menopoz üzerindeki etkilerinin incelendiği bir çalışmada ise, bu değişkenlerin menopoz belirtileri ve fiziksel sağlıkla ilişkili olduğunu vurgulamaktadırlar (28). Evlilik uyumunun menopozal yakınmalarla ilgisinin araştırıldığı bazı çalışmalarda da, menopoza ilişkin olumlu tutum ve uyumlu evlilik ilişkisi olan kadınların menopozal yakınmalarının daha az olduğu vurgulanmaktadır (13,29). Ayrıca, mutsuz evlilik ilişkisi sürdüren menopoz öncesinde ve menopoz dönemindeki kadınların, mutlu evlilik ilişkisine sahip olanlara oranla daha fazla negatif duygu durumuna sahip oldukları belirtilmektedir (16). Bu araştırma sonuçları; stres belirtileri konusunda net bir bilgi vermemesine rağmen menopozal belirtilerle ilişkisi ve de psikolojik sağlık bağlamında evlilik uyumunun önemini vurgulamaktadır.

Çalışmanın temel amacı doğrultusunda, erken menopoza girmiş kadınlar ile normal yaş sınırları içerisinde menopoza girmiş kadınlarda gözlenen stres belirtilerini yordayan değişkenlerin farklılaşıp farklılaşmadığını görmek amacıyla, her iki grup için de ayrı ayrı regresyon analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, eğitim düzeyi, çalışma durumu, çocuk sayısı ve eş yardımı gibi demografik değişkenlerin her iki grupta da yordayıcı olarak denkleme girmediği gözlenmiştir. Ancak, her iki grupta da “evlilikteki anlaşma derecesi”, “çaresiz yaklaşım” ve “sosyal destek arama” stres belirtilerini yordayan ortak değişkenler olarak belirlenmiştir. Bunların dışında, “erkeksi cinsiyet rolü” yalnızca erken menopoz grubunda yordayıcı değişken olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilindiği üzere toplumsal cinsiyet rolü, toplumun tanımladığı ve bireylerin yerine getirmelerini beklediği cinsiyetle ilişkili bir grup beklentidir (17). Konuya ilişkin olarak 1970’li yılların başlarından bu yana pek çok çalışma yapılmıştır ve bunlar arasında en çok ilgi çeken Bem’in yapmış olduğu çalışmalardır (18,19). Bem, cinsiyet rollerinin yalnızca “kadınsılık” ve “erkeksilik” olmak üzere iki ayrı uçta yer alamayacağına değinmekte ve insanların hem kadınsı hem de erkeksi olabileceğini belirterek bu iki özelliği yüksek düzeyde gösteren kişileri “androjen” (androgynous), düşük düzeyde gösteren kişileri ise “belirsiz-farklılaşmamış” (ne kadınsı ne erkeksi) olarak isimlendirmektedir. Androjenlerin daha esnek davranabildiklerini, farklı ortamlarda daha uyumlu olduklarını da bildirmektedir (19). Mevcut çalışmada da erkeksi cinsiyet rolünün, yalnızca erken menopoza girmiş olan kadınlarda yordayıcı olarak karşımıza çıkmış olması ilginç bir bulgudur. ‘‘Anlayışlı’’, ‘‘merhametli’’, ‘‘nazik’’ ve ‘‘duygusal’’ gibi kültürel olarak kadınlar ile özdeşleştirilen özelliklere sahip kişiler kadınsı; ‘‘hırslı’’, ‘‘gözüpek’’ ve ‘‘baskın’’ gibi erkeğe atfedilen özellikleri taşıyanlar ise erkeksi olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda çalışmamızda erken menopaza girmiş kadınların toplumsal olarak cinsiyetlerine uygun görülen rolleri benimsememiş olabilecekleri ve bu durumun stres belirtilerini yordadığı düşünülebilir. Hem kadınların hem de erkeklerin yaşadıkları toplumsal, ekonomik ve psikolojik sorunların birçoğunun, kadın ve erkeğe atfedilen geleneksel rollerin ortaya çıkardığı çatışmalardan kaynaklandığı (17,19) bilgisi de göz önünde bulundurulacak olursa, erken menopoz ile erkeksi cinsiyet rolü arasındaki ilişki daha anlamlı bir hal alacaktır. Literatür desteği bulunmamakla birlikte, kadının benimsemiş olduğu cinsiyet rolü (erkeksi) ile toplumun ona atfettiği geleneksel kadınsı rollerin yarattığı çatışma bir şekilde erken menopoz ile ilişkili olabilir. Kuşkusuz, mevcut araştırmanın ilişkisel (korelatif) bir çalışma olması nedeniyle, bu değişkenler arasında bir neden sonuç ilişkisi kurulamaz ancak, erken menopoz dönemindeki kadınlarda erkeksi cinsiyet rolünün daha baskın olduğu ve bunun da düşük evlilik uyumu ve stresle başa çıkma tarzlarındaki bazı olumsuz özellikler ile birleşerek, kadınların yaşadığı stresin artmasına neden olabileceği düşünülebilir. Bu bakış açısı ile biçimlenecek daha ayrıntılı çalışmaların yapılması literatüre önemli bir katkı sağlayacaktır.

Erken menopoza girmiş olan kadınların verileri üzerinde yapılan regresyon analizinde ilginç olan bir bulgu da stresle başa çıkma tarzlarından olan sosyal destek arama davranışının denkleme pozitif yük (beta=0.25; t=2.28, p<0.01) ile girmiş olmasıdır. Oysa beklenen, normal menopoz grubunda olduğu gibi, denkleme negatif yük (beta=-0.23, t=-2.70, p<0.01) ile girmesi; yani sosyal destek arttıkça stres belirtilerinin azalmasıdır. Bu durumun erken menopoza özgü bir durum olabileceği düşünülebilir. Şöyle ki, sosyo-kültürel görüşe göre, menopozla ilişkilendirilen sorunlar, toplumun yaşlılığa ve menopoza yüklediği olumsuz anlamların ve kalıp yargıların bir sonucudur (32). Batıda menopozun yaşlılık ile eş tutulduğu, bu nedenle yaşlılığa yüklenen olumsuz tutumların, menopoza da yöneltildiği belirtilmektedir (33). Kadınlar için menopozun uzak durulması gereken bir tabu olarak algılandığı, kültürün doğurganlığa verdiği önem doğrultusunda da menopoza ilişkin tutumların olumsuzlaştığı vurgulanmaktadır (34,35). Bu noktadan hareketle, bizim kültürümüzde de, özellikle erken menopoza yüklenen olumsuz anlamlar nedeniyle sosyal destek arama davranışı stres belirtilerini arttırıyor olabilir. Sosyal destek alt ölçeğini oluşturan maddelerin içerikleri gözden geçirildiğinde, bu durum daha iyi anlaşılacaktır. Bu maddeler [“İçinde bulunduğum kötü durumu kimsenin bilmesini istemem”(ters madde),“Sorunun gerçek nedenini anlayabilmek için başkalarına danışırım”, “Bana destek olabilecek kişilerin varlığını bilmek beni rahatlatır”], özellikle erken menopoz belirtilerini yaşayan bireylerin kolaylıkla olumlu olarak yanıt verebilecekleri içerikte sorulardır. Örneğin, erken menopoza giren kadın (bizim örneklemimizi oluşturan kadınlarda olduğu gibi), danışmanlık almak, tıbbi yardıma başvurmak zorundadır. Bu durum ise, yukarıda aktarılan menopoza ilişkin olumsuz tutumları nedeniyle stres belirtilerini arttırıyor olabilir. Özellikle de menopozun erken başlangıçlı olması, bu durumu pekiştiren bir faktör olarak düşünülebilir. Sosyal desteğin, normal menopoz grubunda stres belirtilerini beklenen yönde yordaması ise, erken menopoz ile normal menopoza atfedilen kültür bağlantılı tutumların farklılaşıyor olabileceği ile açıklanabilir. Başka bir deyişle, menopoz, toplumsal olarak da kabul edilen normal yaş sınırları içerisinde oluşmuşsa, kadının bu konuda sosyal destek alma/arama çabaları stres yaratıcı bir durum olarak yaşanmıyor olabilir.

Kısaca özetlenecek olursa, erken menopoz döneminde, erkeksi cinsiyet rolüne sahip olmak, evlilikte anlaşma derecesinin düşük olması, stresle başa çıkmada çaresiz yaklaşım biçimini ve de sosyal desteği kullanıyor olmak, kadınlarda stres belirtilerini yordamaktadır. Normal menopoz döneminde ise, evlilikte anlaşma derecesinin düşük olması, stresle başa çıkmada çaresiz yaklaşım biçimini kullanmak, sosyal desteğe ise başvurmamak, stres belirtilerini yordamaktadır. Görüldüğü gibi, her iki grupta da stres belirtilerini yordayan değişkenler benzerlik göstermekle birlikte, erken menopoz grubunda özellikle erkeksi cinsiyet rollerinin denkleme girmesi önemli bir farklılık yaratmaktadır. Bununla birlikte bu grupta sosyal desteğe başvurma zorunluluğu (danışmanlık almak, tıbbi yardıma başvurma zorunluluğu), stres belirtilerini arttırmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi bu çalışmanın ilişkisel bir çalışma olması nedeniyle değişkenler arasında bir neden sonuç ilişkisi kurulamaz. Bundan sonra yapılacak olan çalışmalarda, bu bulgular göz önünde bulundurularak, ilişkili olabilecek başka değişkenlerin de eklenmesi ve daha ileri istatistik analiz tekniklerinin kullanımıyla, bir modelleme yapılabilir.

İlgili literatür incelendiğinde, yapılan araştırmaların çoğunlukla normal yaşlarda menopoza girmiş kadınlar ve bu dönem içinde yaşadıkları problemler üzerine odaklandığı; erken menopoza ilişkin ise çok az sayıda çalışmanın bulunduğu gözlenmektedir. Bu nedenle, mevcut çalışma sonucunda elde edilen bulguların, kadınları hem fiziksel hem ruhsal açıdan oldukça zorlayan erken menopoz olgusuna dikkat çekilmesinde az da olsa katkısı olabileceği söylenilebilir. Bu olguyla ilişkili stres belirtileri, stresle başa çıkma tarzları, evlilik uyumu ve cinsiyet rolleri açısından veriler sunmaya çalıştığımız bu çalışma; erken menopoz olgusuyla ilişkili olabilecek söz konusu değişkenler ve diğer değişkenlere ilişkin daha fazla araştırma yapılması gerekliliğini ortaya çıkartmıştır.

Elde edilen bu bulguların psikolojik tedavi ve danışmanlık aşamalarında kullanılabilir bulgular olduğu düşünülmektedir. Örneğin, psikolojik tedavi/danışmanlık esnasında, özellikle erken menopoz dönemindeki kadınların benimsemiş oldukları cinsiyet rollerinin soruşturulması, evlilik doyumlarına/ilişkilerine yönelik durumların gözden kaçırılmaması gerektiğine ilişkin ipuçları bu çalışma ile elde edilmiştir. Ayrıca menopoz döneminde yaşanan stres belirtilerini azaltmak üzere, kadınların stresle başa çıkma becerilerinin geliştirilmesinin ne denli önemli olduğu görülmektedir.

Kadınların bu dönemde genel sağlık ve sağlığın korunması ile ilgili uygulamaları da yeterli düzeyde bilmedikleri belirtilmektedir (36). Ayrıca, egzersiz yapmanın kemik gücünü artırdığı, kırık riskini azalttığı ve yaşam kalitesini anlamlı derecede etkilediğine ilişkin bulgular da (12) göz önünde bulundurulacak olursa; menopoz dönemine ilişkin bilgilendirmelerin yapılarak kadınların bilinçlendirilmesi hem bu dönemde yaşanan stresin belirlenmesi ve önlenmesinde hem de sağlıklı yaşam becerilerinin geliştirilmesinde yararlı olabilir.

Çalışmanın bazı kısıtlılıkları mevcuttur. Örneğin, hastane ortamında veri toplamanın getirmiş olduğu birtakım güçlükler nedeniyle özellikle erken menopoz grubunda daha fazla sayıya ulaşılamamıştır. Bununla birlikte, menopoz belirtilerine ilişkin bir ölçüm alınmamış, yalnızca stres belirtileri ölçülmüştür. Önemli bir nokta da çalışma örnekleminin tedavi için başvuran kadınlardan oluşmasıdır. Sonuçların genellenebilirliği açısından bu noktanın göz önünde bulundurulması önemlidir. Ayrıca, kendini değerlendirme türü ölçeklerle yapılan çalışmaların sahip olduğu tüm kısıtlılıklar mevcuttur. Bulguların bu kısıtlılıklar çerçevesinde değerlendirilmesi yararlı olacaktır.

Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması beyan etmemişlerdir.

Finansal destek: Yazalar finansal destek beyan etmemişlerdir.

Teşekkür: Bu makalenin üretilmesinde kaynak olan Meral Önder’in yüksek lisans tezi çalışmasına sunduğu değerli destek için, Araştırma Projeleri Komitesi’ne teşekkürlerimizi sunarız.

KAYNAKLAR

1.Uçanok Z, Bayraktar R. Farklı yaş gruplarındaki kadınlarda menopoza ilişkin belirtilerin ve yaşama bakış açısının incelenmesi. 3P Psikiyatri Psikoloji Psikofarmakoloji Dergisi 1996; 4:11-20.

2.Gharaibeh M, Al-Obeisat S, Hattab J. Severity of menopausal symptoms of Jordanian women. Climacteric 2010; 13:385-394. [CrossRef]

3.Santoro N. Mechanisms of premature ovarian failure. Ann Endocrinol 2003; 64:87-92.

4.Kato I, Toniolo P, Akhmedkhanov A, Koenig KL, Shore R, Zeleniuch-Jacquotte A. Prospective study of factors influencing the onset of natural menopause. J Clin Epidemiol 1998; 51:1271-1276. [CrossRef]

5.Brett KM, Cooper GS. Associations with menopause and menopausal transition in a nationally representative US sample. Maturitas 2003; 45:89-97. [CrossRef]

6.Harlow BE, Cramer DW, Annis KM. Association of medically treated depression and age at natural menopause. Am J Epidemiol 1995; 141:1170-1176. [CrossRef]

7.Harlow BE, Signorella LB. Factors associated with early menopause. Maturitas 2000; 35:3-9. [CrossRef]

8.Bezircioğlu İ, Gülseren L, Öniz A, Kındıroğlu N. Menopoz öncesi ve sonrası dönemde depresyon-anksiyete ve yeti yitimi. Turk Psikiyatri Derg 2004; 15:199-207.

9.Liao KLM, Wood N, Conway GS. Premature menopause and psychological well-being. J Psychosom Obstet Gynecol 2000; 21:167-174.[CrossRef]

10.Potdar N, Shinde M. Psychological problems and coping strategies adopted by post menopausal women. Int J Sci Res 2014; 3:293-300.

11.Greenblum CA, Rowe MA, Neff DF, Greenblum JS. Midlife women: symptoms associated with menopausal transition and early postmenopause and quality of life. Menopause: J North Am Menopause Soc 2013; 20:1-6. [CrossRef]

12.Pamuk G, Kutlu R, Çivi S. Osteoporozu olan ve olmayan postmenopozal kadınlarda QUALEFFO-41 Ölçeği ile yaşam kalitesinin değerlendirilmesi. Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Dergisi 2014; 60:139-146. [CrossRef]

13.Nehir S, Çoban A, Demirci H, Özbaşaran F, İnceboz Ü. Menopozal belirtilerin ve evlilik uyumunun yaşam kalitesi üzerine etkisi. Cumhuriyet Tıp Dergisi 2009; 31:15-21. (Turkish)

14.Montero I, Ruiz I, Hernandez I. Social functioning as a significant factor in women’s help-seeking behaviour during the climacteric period. Soc Psychiatry Epidemiol 1993; 28:178-183. [CrossRef]

15.Koster A, Davidsen M. Climacteric complaints and their relation to menopausal development: A retrospective analysis. Maturitas 1993; 17:155-166. [CrossRef]

16.Kurpius SER, Nicpon MFV, Maresh SH. Mood, marriage and menopause. J Couns Psychol 2001; 48:77-84. [CrossRef]

17.Dökmen ZY. Toplumsal Cinsiyet: Sosyal Psikolojik Açıklamalar. 1. Baskı, İstanbul: Sistem Yayıncılık; 2004, 2-8.

18.Bem SL. The measurement of psychological androgyny. J Couns Psychol 1974; 42:155-162. [CrossRef]

19.Bem SL. Gender schema theory: a cognitive account of sex typing. Psychol Rev 1981; 88:354-364. [CrossRef]

20.Rogers SJ, Amato PR. Have changes in gender relations affected marital quality. Social Forces 2000; 79:731-753. [CrossRef]

21.Çınar L. Evlilik doyumu: Cinsiyet rolleri ve yardım arama tutumu. Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı, Ankara, 2008.

22.Miller LH, Smith AD, Mahler BL. The Stress Audit Manual, Brookline; 1988.

23.Şahin NH, Durak A. Occupational stress and job satisfaction: the case of banking personnel. XXIII. International Congress of Aplied Psychology, 1994, Madrid.

24.Şahin NH, Durak A. Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği: Üniversite öğrencileri için uyarlanması. Türk Psikoloji Dergisi 1995; 10:56-73.

25.Locke H, Wallace K. Short marital adjustment and prediction tests: their reliability and validity. Marr Fam Liv 1959; 2:251-255. [CrossRef]

26.Kışlak Ş. Evlilikte Uyum Ölçeğinin güvenirlik ve geçerlik çalışması. 3P Psikiyatri, Psikoloji, Psikofarmakoloji Dergisi 1999; 7:50-57.

27.Dökmen Z. Bem Cinsiyet Rolü Envanteri kadınsılık ve erkeksilik ölçekleri Türkçe formunun psikometrik özellikleri. Kriz Dergisi 1999; 7:27-40.

28.Bauld R, Brown RF. Stress, psychological distress, psychosocial factors, menopause symptoms and physical health in women. Maturitas 2009; 62:160-165. [CrossRef]

29.Atsma F, Bartelink ML, Grobbee DE, van der Schouw YT. Postmenopausal status and early menopause as independent risk factors for cardiovascular disease. Menopause 2006; 13:265-279. [CrossRef]

30.Saraç F, Öztekin K, Çelebi G. Early menopause association with employment, smoking, divorced marital status and low leptin levels. Gynecol Endocrinol 2011; 27:273-278. [CrossRef]

31.Woods NF, Mitchell ES. Women’s images of midlife: observations from the Seattle Midlife Women’s Health Study. Health Care for Women Int 1997; 18:439-453. [CrossRef]

32.Robinson G. Cross-cultural perspectives on menopause. J Nerv Ment Dis 1996; 84:453-458. [CrossRef]

33.Wilk CA, Kirk MA. Menopause: a developmental stage, not a deficiency disease. Psychotherapy 1995; 32:233-241. [CrossRef]

34.Bayraktar R, Uçanok, Z. Menopoza ilişkin yaklaşımların ve kültürlerarası çalışmaların gözden geçirilmesi. Aile ve Toplum Eğitim-Kültür ve Araştırma Dergisi 2002; 2:5-13.

35.Khademi S, Cooke MS. Comparing the attitudes of urban and rural Iranian women toward menopause. Maturitas 2003; 46:113-121.[CrossRef]

36.Özvarış ŞB, Metin BC, Dülger Ş, Eşme G, Tolunay GA, Zengin G, Doğan BG Menopoz dönemindeki bir grup kadında genel sağlık durumu ve postmenopozal yakınmaların belirlenmesi. 17. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi Özet Kitabı, 2014, 1102-1103.

MAKALE GÖNDER
11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi
DÜŞÜNEN ADAM BROŞÜRLERİ
KAPAK
Creative Commons Lisansı

Düşünen Adam : Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Düşünen Adam - Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Yayıncı
Yerküre Tanıtım ve Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.