Bakımevinde kalan şizofreni hastalarında yaşam kalitesi ve depresyon
Hulya Ertekin, Mehmet Er, Hatice Yardim Ozayhan, Sinan Yayla, Esra Akyol, Basak Sahin
Makale No: 4   Makale Türü:  Araştırma
Amaç: Bakımevleri şizofreni hastaları için alternatif yaşam alanları olarak görülmektedir. Ancak bu tür yerlerin şizofreni hastaları için ne kadar uygun olduğu sorusu henüz cevaplandırılmamıştır. Bu çalışmanın birinci amacı bakımevlerinde yaşayan şizofreni hastalarının yaşam kalitesini ve depresyon düzeylerini değerlendirmek ve ailesiyle yaşayan hastalarla karşılaştırmaktı. İkinci amacı ise çalışmaya alınan tüm hastaların yaşam kalitesi ve depresyon durumlarıyla ilişkili faktörlerin değerlendirilmesiydi.

Yöntem: Bu çalışma Aralık 2012-Mayıs 2013 tarihleri arasında Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Beyhekim Psikiyatri Kliniği, Psikotik Bozukluklar Polikliniğine ardışık olarak başvuran DSM-IV-TR’ye göre şizofreni tanısı alan hastaların katıldığı kesitsel bir çalışmadır. Tüm katılımcılara sosyodemografik veri formu, Kısa Psikiyatrik Değerlendirme Olçeği (KPDÖ), Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PNSÖ), Calgary Şizofrenide Depresyon Olçeği (CŞDÖ), Şizofreni Hastaları için Yaşam Niteliği Ölçeği (YNÖ) uygulandı.

Bulgular: Bakımevinde kalan şizofreni hastalarının CŞDÖ puanları istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu. Bakımevinde kalan hastaların YNÖ puanları olan; kişiler arası ilişkiler, mesleki rol, ruhsal bulgular ve kişisel eşya/faaliyet puanları ve toplam puanları istatistiksel olarak anlamlı düşüktü. Negatif belirti düzeyi ile yaşam niteliğinin mesleki alan, ruhsal bulgular, kişisel-eşya faaliyet alanları arasında, pozitif belirti düzeyi ile yaşam kalitesinin sadece mesleki alan puanları arasında negatif yönde anlamlı bir bağıntı olduğu görüldü. CŞDÖ ile YNÖ’nin tüm alanları arasında negatif yönde anlamlı bir bağıntı olduğu görüldü

Sonuç: Yaşam kalitesi ve depresyon tüm şizofreni hastalarında değerlendirilmesi gereken, tedavi ve prognozu önemli derecede etkileyen durumlardır.
Anahtar Kelimeler: Depresyon, yaşam kalitesi, şizofreni
Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi: 2015;28:213-221
Tüm Metin:

GİRİŞ

 

Şizofreni hastalığının bütün evrelerinde depresif semptomlar sık olarak gözlenmektedir. Hastalık süresince hastaların yaklaşık %60’ında depresif belirtiler saptanmıştır (1). Ancak şizofrenide görülen negatif semptomlar ve antipsikotik ilaçlara bağlı gelişen ekstrapiramidal yan etkilere bağlı oluşan belirtiler depresyon tanısı koymayı zorlaştırmaktadır (2). Şizofreni hastalarında depresyon görülme sıklığı %7.0-75.0 gibi geniş bir aralıkta bulunmakla birlikte ortalama dört hastadan birinde depresyon görülmektedir (3-5). Şizofreni hastalarında depresyon varlığında, intihar riskinin arttığı, şizofreni alevlenmelerinde artış olduğu, komorbid hastalıkların daha sık görüldüğü, hastane yatış sıklıklarının fazla olduğu, iş yaşamlarının olumsuz yönde etkilendiği ve yaşam kalitesi düzeylerinin daha düşük olduğu görülmüştür (6-8).

Depresyon gelişimiyle ilişkili faktörler incelendiğinde aile ve sosyal desteğin önemli bir role sahip olduğu görülmüştür (9-11). Şizofreni belirtilerinin ve özellikle depresyonun tedavisinde aile ve sosyal desteğin varlığı önemli faktörler arasında yer almaktadır (12). Son zamanlarda aileyi dışarıda bırakan şizofreni tedavi modellerinin etkisiz ve yetersiz olduğu kanıtlanmıştır (13,14). Ülkemizde kronik psikiyatri hastalarının bakımı çoğunlukla aileleri tarafından yapılmakla birlikte hastaların bir kısmının bakımı bakımevlerinde sürdürülmektedir. Hasta yakınları bakım sürecinde kronik hastaların çok boyutlu ihtiyaç ve sorunlarından kaynaklanan ve ömür boyu sürebilecek zorluklarla yüzleşmek durumunda kalmaktadır (15). Şizofreni bu kronik ruhsal hastalıklar arasında aile bireyleri için en fazla yük oluşturan hastalıkların başında gelmektedir, şizofreni hastalarının bakım verenlerinde yüke neden olan faktörlerin bir kısmı hasta ve hastalıkla ilişkili (yaş, cinsiyet, belirti şiddeti ve türü, hastalık süresi, epizot sayısı vb.), bir kısmı bakım veren ile ilişkili (cinsiyet, hasta ile yakınlık, kişilik özellikleri, sosyoekonomik ve kültürel özellikler vb.) ve diğerleri ise (sosyal destek, toplum tarafından etiketlenme düzeyi, ruh sağlığı hizmetinin kalitesi ve ulaşılabilirliği) bunların dışındaki nedenlere bağlı özelliklerdir (16). Bu hastaların bakımını üstlenen bazı aileler bakım verme sırasında oluşan zorluklarla başedemediklerinden bu hastaları bakımevlerine yerleştirmektedirler. Ayrıca ailesi olmayan veya ailesi tarafından terk edilen hastalar zorunlu olarak bakımevlerine yerleştirilmektedir. Bakımevleri şizofreni hastaları için alternatif yaşam alanları olarak görülmektedir. Ancak bu tür yerlerin şizofreni hastaları için ne kadar uygun olduğu sorusu henüz cevaplandırılmamıştır (17).

Yaşam kalitesi, bugün şizofreni hastalarının rehabilitasyon programlarının ve ilaç tedavisi başarısının değerlendirilmesinde önemli bir araç olarak kullanılmaktadır (18). Ayrıca şizofreni tedavisinin ana amacı şizofreni belirti ve bulgularının azaltılmasından ve yinelemeleri önlemekten öte hastanın tam olarak iyileşmesine ve yaşam kalitesinin arttırılmasına doğru yönelmektedir (19,20).

Biz de buradan hareketle, şizofreni hastalarında depresyon, bakımevi ve yaşam kalitesi ilişkisini incelemeyi amaçladık. Bu çalışmanın birinci amacı bakımevlerinde yaşayan hastaların yaşam kalitesini ve depresyon düzeylerini değerlendirmek ve ailesiyle kalan hastalarla karşılaştırmaktı. İkinci amacı ise çalışmaya alınan tüm hastaların yaşam kalitesi ve depresyon durumlarıyla ilişkili faktörlerin değerlendirilmesiydi.

 

YÖNTEM

 

Bu çalışma Aralık 2012-Mayıs 2013 tarihleri arasında Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Beyhekim Psikiyatri Kliniği, Psikotik Bozukluklar Polikliniğine ardışık olarak başvuran hastaların katıldığı kesitsel bir çalışmadır. Çalışma için Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi etik kurulundan onay alındı ve tüm katılımcılar çalışma hakkında bilgilendirildi, sözlü ve yazılı onamları alındı. Çalışmanın örneklem grubunu; Konya ili merkezinde bulunan üç ayrı özel bakımevinde kalan, kontrol grubunu ise ailesiyle kalan hastalar oluşturdu. DSM-IV-TR’ye göre şizofreni tanısı alan, 18 yaşından büyük, okuma yazma bilen, bilinen organik beyin hastalığı öyküsü olmayan, testleri anlamayı ve görüşmeyi sürdürmeyi engelleyecek derecede zihinsel geriliği olmayan, depresyon tedavisi amacıyla antidepresan ilaç tedavisi almayan hastalar çalışmaya kabul edildi.

Toplam 3 bakımevinden birincisinde kalan 85 hastanın 48’inin; ikinci bakımevinde kalan 50 hastanın 15’inin; üçüncü bakımevinde kalan 125 hastanın 80’inin psikotik bozukluğu bulunmaktaydı. Psikotik bozukluğu olan toplam 143 hastanın çalışmamız sırasında başvuran 61’i değerlendirmeye alındı. Çalışma grubunu psikotik bozukluklar polikliniğimize başvuran; bakımevinde kalan, 61 hastadan 34 hasta; kontrol grubunu ise ailesiyle kalan 52 hastadan 34 hasta oluşturdu. Bakımevinde kalan 27 hasta, ailesiyle kalan 18 hasta çalışmaya alınma ölçütlerini karşılamadığı için çalışmadan dışlandı. Bakımevinde kalan 17 hasta mental retardasyonu olduğu için, 2 hasta depresyon tanısıyla antidepresan ilaç kullandığı için, 7 hasta şizoaffektif bozukluk tanısıyla takip edildiği için, 1 hasta hezeyanlı bozukluk tanısıyla takip edildiği için, ailesiyle kalan; 2 hasta mental retardasyonu olduğu için, 2 hasta depresyon tanısıyla antidepresan ilaç kullandığı için, 9 hasta şizoaffektif bozukluk, 5 hasta hezeyanlı bozukluk tanısıyla takip edildiği için çalışmaya alınmadı.

 

Ölçekler

 

Tüm katılımcılara sosyodemografik veri formu, genel psikopatolojiyi saptamak amacıyla Kısa Psikiyatrik Değerlendirme Ölçeği (KPDÖ), Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PNSÖ) uygulandı. Depresif belirtileri saptamak amacıyla Calgary Şizofrenide Depresyon Ölçeği (CŞDÖ) kullanıldı. Hastaların yaşam kalitesini saptamak amacıyla Şizofreni Hastaları için Yaşam Niteliği Ölçeği (YNÖ) kullanıldı. Hastaların tümü antipsikotik ilaç tedavisi aldığı için bu ilaçların yan etkilerini değerlendirmek amacıyla Simpson Angus Nöroleptiklere Bağlı Hareket Bozukluklarını Değerlendirme Ölçeği (SAÖ) ve Barnes Akatizi Ölçeği (BAÖ) kullanıldı.

 

Sosyodemografik Veri Formu: Olguların demografik ve klinik özelliklerini belirlemeye yönelik oluşturulan formdur.

 

Kısa Psikiyatrik Değerlendirme Ölçeği (KPDÖ): Şizofreni ve diğer psikotik bozukluklarda psikotik ve bazı depresif belirtilerin şiddetini ve değişimini ölçmek için kullanılan bir ölçektir, yarı yapılandırılmış olup, 18 maddeden oluşmaktadır. Overall ve arkadaşları (21) tarafından geliştirilmiştir, her madde 0-6 puan arasında değerlendirilir ve toplam puan hepsinin toplamından oluşur. Türkçe formunun geçerlik ve güvenilirlik çalışması yapılmıştır (21,22).

 

Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PNSÖ): Kay ve arkadaşları (23) tarafından geliştirilen, 30 maddelik ve yedi puanlı şiddet değerlendirmesi içeren, yarı-yapılandırılmış bir görüşme ölçeğidir. Değerlendirilen maddelerin yedisi pozitif sendrom alt ölçeğine, yedisi negatif sendrom alt ölçeğine ve kalan 16’sı ise genel psikopatoloji alt ölçeğine aittir. Testin Türkçe uyarlamasının geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Kostakoğlu ve arkadaşları (24) tarafından yapılmıştır.

 

Calgary Şizofrenide Depresyon Öçeği (CŞDÖ): Şizofreni ve psikotik bozukluğu olan hastalarda depresif belirtilerin düzeyinin ve şiddet değişiminin ölçülmesi amacıyla kullanılır (25). Likert tipinde değerlendirilen toplam 9 maddeden oluşmaktadır. Bu maddeler, depresif duygudurum, umutsuzluk, değersizlik duygusu, suçlulukla ilgili alınma düşünceleri, patolojik suçluluk, sabah depresyonu, erken uyanma, özkıyım ve gözlenen depresyon belirtilerini içermektedir. Ölçeğin minimum puanı 0, maksimum puanı ise 27’dir. Bu ölçeğin Türkçe versiyonunun depresif bozukluğun eşlik ettiği şizofreni için kesme puanı 11/12 olarak belirlenmiştir (26).

 

Şizofreni Hastaları İçin Yaşam Niteliği Ölçeği (YNÖ): Sürdürüm tedavisi altındaki şizofreni hastalarının yaşam niteliğini değerlendirmek amacıyla Heinrich ve arkadaşları (27) tarafından geliştirilmiş bir ölçektir. Türkçe çeviri, güvenirlik ve geçerlilik çalışması Soygür ve arkarkadaşları (28) tarafından yapılmıştır. Bu ölçek, hastaların kişisel deneyimlerinin zenginliğini, kişiler arası ilişkilerinin niteliğini, mesleki rollerdeki üretkenlik düzeyini ölçmeyi amaçlamaktadır. Ölçek yarı yapılandırılmış bir görüşme biçiminde uygulanmakta, görüşmeci tarafından değerlendirilmektedir. Ölçekte toplam 4 alt boyut ve 21 sorudan oluşan her bir madde için üç bölüm vardır. Ölçeğin minimum puanı 0, maksimum puanı ise 126’dır. Ölçeğin alt boyutları: I- Kişilerarası ilişkiler, II- Mesleki rol, III- Ruhsal bulgular, IV- Günlük eşya kullanımı ve faaliyetler biçimindedir (28).

 

Simpson Angus Nöroleptiklere bağlı Hareket Bozukluklarını Değerlendirme Ölçeği (SAÖ): Antipsikotik kullanımına bağlı gelişebilen istemsiz anormal hareketler, parkinsonizm ve akatizi gibi hareket bozukluklarını değerlendirmek için kullanılan yarı yapılandırılmış ölçektir (29).

 

Barnes Akatizi Ölçeği (BAÖ): Antipsikotik ilaç tedavisi alan hastalarda akatizinin ölçümü için yaygın olarak kullanılan bir ölçektir. Ölçeğin minimum puanı 0, maksimum puanı ise 14’tür (30).

 

İstatistiksel Analiz

 

Elde edilen veriler SPSS 19.0 for windows programı ile analiz edildi. Demografik verilerin kategorik olanlarınn karşılaştırılmasında ki kare testi, kategorik olmayan verilerin karşılaştırılmasında student t testi kullanıldı. Yaşam kalitesi ile klinik veriler ve sosyodemografik veriler arasındaki bağlantı pearson korelasyon analizi ile değerlendirildi. p değerinin 0.05’ten küçük olduğu değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

 

BULGULAR

 

Sosyodemografik ve Klinik Özellikler

 

Bakımevinde kalan şizofreni hastalarıyla ailesiyle kalan hastaların yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim süreleri, iş öyküsü, hastalık başlangıç yaşı, hastalık süresi, ailede psikiyatrik hastalık öyküsü, intihar girişimi öyküsü değerlendirildiğinde her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (Tablo 1). Bakımevinde kalan hastaların hastanede yatış sayısı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksekti (t=2.27, p=0.027) (Tablo 1). Bakımevinde kalan hastaların bakımevinde kalma süresi 14.87±9.37 aydı. Çalışmaya alınan tüm hastalar atipik antipsikotiklerle tedavi edilmekteydi. Bakımevinde kalan hastaların %50.0’si (n=17), ailesiyle kalan hastaların %48.5’i (n=16) birden fazla antipsikotik kullanıyordu. Bakımevinde kalan hastaların %23.5’u (n=8), ailesiyle kalan hastaların %14.7’si (n=5) uzun etkili depo antipsikotik alıyordu.

 

Derecelendirme Ölçekleri Puanlarının

Karşılaştırılması

 

KPDÖ ve PANSS pozitif, negatif, genel ve toplam puanları arasında her iki grup arasında anlamlı istatistiksel fark saptanmazken; bakımevinde kalan şizofreni hastalarının CŞDÖ puanları istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu. Bakımevinde kalan hastaların YNÖ puanları olan; kişiler arası ilişkiler, mesleki rol, ruhsal bulgular ve günlük eşya/faaliyet puanları ve toplam puanları istatistiksel olarak anlamlı düşüktü (Tablo 2).

 

Yaşam Kalitesi ile Derecelendirme Ölçekleri

ve Sosyodemografik Değişkenler Arasındaki

İlişki

 

Tüm katılımcıların YNÖ puanları ile klinik değerlendirme ölçekleri arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; mesleki durum alt ölçeği puanları ile PANSS pozitif puanları arasında; mesleki durum, ruhsal bulgular, günlük eşya/faaliyet ve toplam puanları ile PANSS negatif puanları arasında ve mesleki durum, günlük faaliyet, toplam puanları ile PANSS toplam puanları arasında negatif yönde anlamlı bir korelasyon saptandı. YNÖ’nün tüm alt puanları ile CŞDÖ puanları arasında negatif yönde anlamlı bir korelasyon saptandı. YNÖ kişiler arası ilişkiler, ruhsal bulgular ve toplam puanları ile eğitim süresi arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyon saptandı. Ayrıca YNÖ mesleki durum, günlük eşya/faaliyet ve toplam puanı ile hastalık süresi arasında negatif yönde anlamlı bir korelasyon saptandı (Tablo 3).

 

TARTIŞMA

 

Bu çalışmanın ilk hedefi bakımevinde kalan hastaların yaşam kalitesini ve depresyon düzeylerini değerlendirmek ve ailesiyle kalan hastalarla karşılaştırmak, ikinci hedefi ise tüm hastaların değerlendirilmesi sonucunda; yaşam kalitesi ve depresyon ile ilişkili faktörlerin araştırılmasıydı.

Bu çalışma sonucunda CŞDÖ’ne göre yapılan değerlendirmeye göre bakımevinde kalan hastaların %26.5’inde, ailesiyle kalan hastaların ise %5.8’inde depresyon saptandı. Şizofreni hastalarında depresyon araştıran çok sayıda çalışma olmasına rağmen, CŞDÖ kullanılan çok sayıda çalışma bulunmamaktadır. CŞDÖ ile yapılan bazı çalışmalarda; 67 hastanın alındığı bir çalışmada %30.0 (31), hastanede yatan 249 hastanın katıldığı başka bir çalışmada %36.0 (8), 50 yaş üzerinde 71 hastanın katıldığı ve hastaların %95.0’inin bakımevinde kaldığı bir çalışmada %35.1 depresyon saptanmıştır (32). Bu çalışmalarda, çalışmamızdaki bakımevinde kalan hastalardaki depresyon düzeyiyle benzer oranlarda depresyon değerleri elde edilmiştir. Bununla birlikte çalışmamız sonucunda ailesiyle kalan şizofreni hastalarında elde ettiğimiz depresyon oranı oldukça düşüktü. Bu durum aile desteği ve çevresel koşulların, şizofreni hastalarında depresyon ortaya çıkmasında önemli faktörler arasında olabileceğini göstermiştir. Bu sonuç son zamanlarda üzerinde önemle durulan ve geliştirilmeye çalışılan şizofreni hastalarında psikososyal tedavilerde aile rolünün önemini desteklemektedir (12-16).

Bakımevinde kalan şizofreni hastalarının yaşam niteliği ölçeği puanları, ailesiyle kalan hastalardan anlamlı düzeyde düşük olarak bulundu. Farklı çalışmalar şizofreni hastalarında aile ve sosyal desteğin yaşam kalitesi üzerinde önemli düzeyde etkisi olduğunu göstermiştir (9-11). Çalışmamız sonucunda elde ettiğimiz sonuç doğrultusunda bakımevi gibi aile ve sosyal desteğin düşük olduğu alanlarda yaşayan şizofreni hastalarının yaşam kalitesinin düşük saptanması literatürle uyumlu olarak değerlendirilebilir. Ancak çalışmamızda bakımevinde kalan hastaların geçmişteki hastalık dönemleri değerlendirilmemiştir, geçmiş hastalık dönemlerinin şiddeti hastaların değerlendirme anındaki yaşam niteliğini (mesleki durum, kişiler arası ilişkiler gibi), etkileyecek faktörler arasında yer alabilir.

Çalışmamız sonucunda tüm katılımcılar değerlendirildiğinde literatürle uyumlu olarak negatif ve pozitif belirti düzeyi ile yaşam kalitesi arasında ilişki olduğu saptandı (33,34). Negatif belirti düzeyi ile yaşam niteliğinin mesleki alan, ruhsal bulgular, günlük eşya/faaliyet alanları arasında, pozitif belirti düzeyi ile yaşam kalitesinin sadece mesleki alan puanları arasında negatif yönde anlamlı bir bağıntı olduğu görüldü. Şizofreni hastalarında yapılan çalışmalarda psikopatoloji düzeyleri ile yaşam kalitesi arasında negatif bir ilişki olduğu bildirilmektedir. Bazı çalışmalarda sadece hem negatif bulguların, bazı çalışmalarda ise hem negatif, hem pozitif bulguların yaşam kalitesini negatif yönde etkilediği gösterilmiştir (35-40).

Çalışmamız sonucu elde ettiğimiz önemli bulgulardan bir tanesi de yaşam kalitesi ile CŞDÖ arasında negatif yönde anlamlı bir bağıntı saptanmasıydı. Çalışmalar şizofreni hastalarında depresyon varlığının yaşam kalitesini etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğunu göstermiştir (6-8). Literatürle uyumlu olarak çalışmamız depresyon varlığının yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebileceğini göstermektedir. Hem hastalığın kendisi hem de eşlik eden depresyon hastaların yaşam kalitesini bozmaktadır.

Çalışmamızda eğitim süresi ile yaşam kalitesi arasında pozitif yönde bir bağıntı saptandı. Çalışmamızla uyumlu olarak şizofreni hastalarında yaşam kalitesi ve ilişkili faktörleri araştıran birçok çalışmada eğitim süresi ile yaşam kalitesi arasında bir ilişki olduğu saptanmış, eğitim düzeyi arttıkça yaşam kalitesinin arttığı gösterilmiştir (41-45). Eğitim düzeyi bilişsel işlevleri etkileyebilen değişkenlerden bir tanesi olduğundan hastaların kendilerine bakımı daha iyi olmakta, pek çok işlevini yerine getirebilmekte ve böylece yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyebilmektedir.

Geçmişte sadece hastanede yatarak tedavi alabilen şizofreni gibi ağır ruhsal bozukluğu olan hastalar, taburcu olduktan sonra düzenli tedavi almamakta, yaşam kalitesi bozulmakta, sahip oldukları yetileri kaybetmekte ve toplumdan dışlanarak damgalanmaktaydılar (46). Türkiye’de ilk olarak 2008 yılında hizmet vermeye başlayan Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri (TRSM) şizofreni gibi ağır ruhsal bozukluğu olan hastalara hizmet vermeyi amaçlamaktadır. TRSM’lerin hedefi; belli bir coğrafi alanda yaşayan ağır ruhsal hastalığı olan hastaları merkezde kayıt altına almak, gezici ekiplerle düzenli takip, tedavi ve rehabilitasyonlarını sağlayarak topluma yeniden kazandırmaktır (47). Yapılan çalışmalar TRSM’lerde takip edilen hastaların yaşam kalitesinin arttığını, yeti yitimlerinin azaldığını göstermiştir (48,49). Gelecekte, TRSM’lerin çalışmaları ve şizofreni hastalarının tedavi ve rehabilitasyonu sayesinde, bakımevleri gibi daha çok ağır şizofreni hastalarının yaşamak zorunda olduğu alanlara bu tür hastalar için ihtiyaç duyulmayabilir.

Çalışmamız kısıtlayıcı alanlar olan bakımevlerinde kalan şizofreni hastalarında depresyon ve yaşam kalitesi araştıran ilk çalışmadır. Ayrıca kontrol grubu olarak ailesiyle kalan şizofreni hastalarının çalışmaya alınması sayesinde, aile etkeninin şizofrenide depresyon ve yaşam kalitesi üzerine etkisinin değerlendirilmesine katkıda bulunmaya çalışılması açısından önemlidir. Antidepresan ilaçları kullanan hastaların dışlanması ile bu ilaçların depresyon belirtilerini iyileştirme etkisi gözönünde bulundurularak, depresyon tanısı konmamış hastalar değerlendirmeye alınmış oldu.

Bu çalışmanın bazı kısıtlılıkları bulunmaktadır. Çalışmaya katılan hasta sayısının düşük olması bu çalışmanın en önemli kısıtlılıklarındandır. Bakımevinden başvuran hastaların sadece polikliniğimize başvuran hastalardan oluşması ve hasta sayısının az olması sebebiyle; elde edilen sonuçlar bakımevinde kalan tüm hastaları yansıtmayabilir. Gelecekte yapılacak daha fazla sayıda hastanın katıldığı çalışmalarla verilerimizin doğrulanması gerekmektedir. Diğer bir kısıtlılık ise hastaların uzunlamasına takibinin yapılmamış olmasıdır, bu hastaların uzunlamasına takibi sonrası durumlarının tekrar değerlendirilmesi yaşam kalitesi ve depresyonu etkileyen faktörlerin incelenmesi açısından önemlidir.

Sonuç olarak yaşam kalitesi ve depresyon tüm şizofreni hastalarında değerlendirilmesi gereken, tedavi ve prognozu önemli derecede etkileyen durumlardır. Bu konuyla ilgili daha fazla çalışma yapılarak şizofreni hastalarında depresyonu azaltmak, yaşam kalitesini arttırmak ve ailelerin tedavi sürecine katılımını sağlamak, karşılaştıkları zorluklarla baş edebilme yeteneği kazandırmak, bakım verme rollerini en sağlıklı şekilde gerçekleştirmelerine destek olmak için yeni tedavi ve destek programlarının geliştirilmesi gerekmektedir.

 

KAYNAKLAR

 

1.Siris S. Diagnosis of secondary depression in schizophrenia: implications for DSM-IV. Schizophr Bull 1991; 17:75-98. [CrossRef]

2.Majadas S, Olivares J, Galan J, Diez T. Prevalence of depression and its relationship with other clinical characteristics in a sample of patients with stable schizophrenia. Compr Psychiatry 2012; 53:145-151. [CrossRef]

3.Möller HJ. Occurrence and treatment of depressive comorbidity/cosyndromality in schizophrenic psychoses: conceptual and treatment issues. World J Biol Psychiatry 2005; 6:247-263. [CrossRef]

4.Rocca P, Bellino S, Calvarese P, Marchiaro L, Patria L, Rasetti R, Bogetto F. Depressive and negative symptoms in schizophrenia: different effects on clinical features. Compr Psychiatry 2005; 46:304-310. [CrossRef]

5.Maggini, C, Raballo A. Exploring depression in schizophrenia. Eur Psychiatry 2006; 21:227-232. [CrossRef]

6.Marengo J, Harrow M, Herbener ES, Sands J. A prospective longitudinal 10-year study of schizophrenia’s three major factors and depression. Psychiatry Res 2000; 97:61-77. [CrossRef]

 

7.Zisook S, McAdams LA, Kuck J, Harris MJ, Bailey A, Patterson TL, Judd LL, Jeste DV. Depressive symptoms in schizophrenia. Am J Psychiatry 1999; 156:1736-1743.

8.Schennach-Wolff R, Obermeier M, Seemüller F, Jäger M, Messer T, Laux G, Pfeiffer H, Naber D, Schmidt LG, Gaebel W, Klosterkötter J, Heuser I, Maier W, Lemke MR, Rüther E, Klingberg S, Gastpar M, Möller HJ, Riedel M. Evaluating depressive symptoms and their impact on outcome in schizophrenia applying the Calgary Depression Scale. Acta Psychiatr Scand 2011; 123:228-238. [CrossRef]

9.Kendler KS, Karkowski LM, Prescott CA. Stressful life events and major depression: risk period, long-term contextual threat, and diagnostic specificity. J Nerv Men Dis 1998; 186:661-669. [CrossRef]

10.Stoetzer U, Ahlberg G, Johansson G, Bergman P, Hallsten L, Forsell Y, Lundberg I. Problematic interpersonal relationships at work and depression: a Swedish prospective cohort study. J Occup Health 2009; 51:144-151. [CrossRef]

11.Kader Maideen SF, Sidik SM, Rampal L, Mukhtar F. Prevalence, associated factors and predictors of depression among adults in the community of Selangor, Malaysia. PLoS One 2014; 9:e95395. [CrossRef]

12.Strauss GP, Sandt AR, Catalano LT, Allen DN. Negative symptoms and depression predict lower psychological well-being in individuals with schizophrenia. Compr Psychiatry 2012; 53:1137-1144. [CrossRef]

13.Saunders JC. Families living with severe mental illness: a literature review. Issues Ment Health Nurs 2003; 24:175-198. [CrossRef]

14.Gülseren L. Schizophrenia and the family: difficulties, burdens, emotions, needs. Turk Psikiyatri Derg 2002; 13:143-151.

15.Ak M, Yavuz KF, Lapsekili N, Türkçapar MH. Kronik psikiyatrik bozukluğu bulunan hastaların ve bakım verenlerinin bakım yükü açısından değerlendirilmesi. Dusunen Adam: The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2012; 25:330-337. [CrossRef]

16.Pazvantoğlu O, Sarısoy G, Böke Ö, Alptekin-Aker A, Özturan DD, Ünverdi E. Şizofrenide bakım veren yükünün boyutları: Hastaların işlevselliğinin rolü. Dusunen Adam: The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2014; 27:53-60. [CrossRef]

17.Dencker K, Gottfries C. The closure of a major psychiatric hospital: can psychiatric patients in long-term care be integrated into existing nursing homes? J Geriatr Psychiatry Neurol 1991; 4:149-156. [CrossRef]

18.Dan A, Kumar S, Avasthi A, Grover S. A comparative study on quality of life of patients of schizophrenia with and without depression. Psychiatry Res 2011; 189:185-189. [CrossRef]

19.Eren İ, Şimşek D, Calışkan AM. Şizofreni hastalarında yetiyitimi ve belirti şiddetinin yaşam kalitesine etkisi. Dusunen Adam: The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2007; 20:68-78.

20.Almeida JG, Braga PE, Lotufa Neto F, Pimental CA. Chronic pain and quality of life in schizophrenic patients. Rev Bras Psiquiatr 2013; 35:13-20. [CrossRef]

21.Overall JE, Gorham DR. The brief psychiatric rating scale. Psychological Reports 1962; 10:799-812. [CrossRef]

22.Soykan Ç. Institutional differences and case typically related to diagnosis, symptom severity, prognosis and treatment.Graduation thesis, Uzmanlık tezi: ODTÜ Klinik Psikoloji Bölümü, Ankara 1990.

23.Kay SR, Fiszbein A, Opler LA. The positive and negative syndrome scale (PANSS) for schizophrenia. Schizophr Bull 1987; 13:261-276. [CrossRef]

24.Kostakoğlu AE, Batur S, Tiryaki AG, Göğüş A. Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeğinin (PANSS) Türkçe uyarlamasının geçerlilik ve güvenilirliği. Türk Psikoloji Dergisi 1999; 14:23-32.

25.Addington D, Addington J, Maticka-Tyndale E. Specificity of the Calgary Depression Scale for schizophrenics. Schizophr Res 1994; 11:239-244. [CrossRef]

26.Aydemir Ö, Esen Danacı A, Deveci A, İçelli İ. Calgary Şizofrenide Depresyon Ölçeği’nin Türkçe versiyonunun güvenilirliği ve geçerliliği. Nöropsikiyatri Arşivi 2000; 37:82-86.

27.Heinrichs DW, Hanlon TE, Carpenter WT Jr. The Quality of Life Scale: an instrument for rating the schizophrenic deficit syndrome. Schizophr Bull 1984; 10:388-398. [CrossRef]

28.Soygür H, Aybaş M, Hınçal G, Aydemir Ç. Şizofreni hastaları için yaşam nitelikleri ölçeği: Güvenirlik ve yapısal geçerlik çalışması. Dusunen Adam: The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2000; 13:204-210.

29.Janno S, Holi MM, Tuisku K, Wahlbeck K. Validity of Simpson-Angus Scale (SAS) in a naturalistic schizophrenia population. BMC Neurol 2005; 5:5. [CrossRef]

30.Barnes TR. A rating scale for drug-induced akathisia. Br J Psychiatry 1989; 154:672-676. [CrossRef]

31.Reine G, Lancon C, Di Tucci S, Sapin C, Auquier P. Depression and subjective quality of life in chronic phase schizophrenic patients. Acta Psychiatr Scand 2003; 108:297-303. [CrossRef]

32.D’Antonio E, Serper MR. Depression and cognitive deficits in geriatric schizophrenia. Schizophr Res 2012; 134:65-69. [CrossRef]

33.Kaiser W, Priebe S, Hoffmann K, Isermann M. Subjective quality of life in patients with chronic schizophrenia. Nervenarzt 1996; 67:572-582.

34.Kaiser W, Priebe S, Barr W, Hoffmann K, Isermann M, Röder-Wanner UU, Huxley P. Profiles of subjective quality of life in schizophrenic in- and out-patient samples. Psychiatry Res 1997; 66:153-166. [CrossRef]

35.Heider D, Angermeyer MC, Winkler I, Schomerus G, Bebbington PE, Brugha T, Azorin JM, Toumi M. A prospective study of Quality of life in schizophrenia in three European countries. Schizophr Res 2007; 93:194-202. [CrossRef]

36.Lehman AF. The effects of psychiatric symptoms on quality of life assessments among the chronic mentally ill. Eval Program Plann 1983; 6:143-151. [CrossRef]

37.Carpiniello B, Lai GL, Pariante CM, Carta MG, Rudas N. Symptoms, standards of living and subjective quality of life: a comparative study of schizophrenic and depressed outpatients. Acta Psychiatr Scand 1997; 96:235-241. [CrossRef]

38.Kasckow JW, Twamley E, Mulchahey JJ, Carroll B, Sabai M, Strakowski SM, Patterson T, Jeste DV. Health-related quality of well-being in chronically hospitalized patients with schizophrenia: comparison with matched outpatients. Psychiatry Res 2001; 103:69-78. [CrossRef]

39.Karow A, Moritz S, Lambert M, Schoder S, Krausz M. PANSS syndromes and quality of life in schizophrenia. Psychopathology 2005; 38:320-326. [CrossRef]

40.van de Willige G, Wiersma D, Nienhuis FJ, Jenner JA. Changes in quality of life in chronic psychiatric patients: a comparison between EuroQol (EQ-5D) and WHOQoL. Qual Life Res 2005; 14:441-451. [CrossRef]

41.Huber G, Gross G, Schuttler R. A long-term follow-up study of schizophrenia: psychiatric course of illness and prognosis. Acta Psychiatr Scand 1975; 52:49-57. [CrossRef]

42.Cardoso CS, Caiaffa WT, Bandeira M. Siqueira AL, Abreu MN, Fonseca JO. Factors associated with low quality of life in schizophrenia. Cad. Saude Publica 2005; 21:1338-1340. [CrossRef]

43.Lehman AF, Slaughter JG, Myers CP. Quality of life in alternative residential settings. Psychiatr Q 1991; 62:35-49. [CrossRef]

44.Mercier C, Péladeau N, Tempier R. Age, gender and quality of life. Community Ment Health J 1998; 34:487-500. [CrossRef]

45.Simpson CJ, Hyde CE, Faragher EB. The chronically mentally ill in community facilities. A study of quality of life. Br J Psychiatry 1989; 154:77-82. [CrossRef]

46.Yanık M. Türkiye ruh sağlığı sistemi üzerine değerlendirme ve öneriler, ruh sağlığı eylem planı önerisi. Psikiyatride Derlemeler, Olgular ve Varsayımlar 2007; (Ek Sayı):16-20.

47.Ensari H. Koruyucu psikiyatri açısından Bolu Toplum Ruh Sağlığı Merkezi rehabilitasyon çalışmaları. Turkiye Klinikleri J Psychiatry-Special Topics 2011; 4:86-93.

48.Ensari H, Gültekin BK, Karaman D, Koç A, Beşkardeş AF. Bolu Toplum Ruh Sağlığı Merkezi hizmetlerinin şizofreni hastalarındaki yaşam kalitesi, yeti yitimi, genel ve sosyal işlevsellik üzerine etkisi: Bir yıllık izleme sonuçları. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2013; 14:108-114. [CrossRef]

49.Valencia M, Rascon ML, Juarez F, Murow E. A psychosocial skills training approach in Mexican out-patients with schizophrenia. Psychol Med 2007; 37:1393-1402. [CrossRef]

MAKALE GÖNDER
11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi
DÜŞÜNEN ADAM BROŞÜRLERİ
KAPAK
Creative Commons Lisansı

Düşünen Adam : Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Düşünen Adam - Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Yayıncı
Yerküre Tanıtım ve Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.