MRSHH-AMATEM’de yatarak tedavi gören kadın hastaların değerlendirilerek kadınlarda bağımlılığa dikkat çekilmesi
Aslihan Yapici Eslek, Nevriye Ozsahin, Ilhan Eslek, Ahmet Ayer
Makale No: 13   Makale Türü:  Editöre Mektup
Anahtar Kelimeler:
Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi: 2015;28:179-180
Tüm Metin:

Sayın Yayın Yönetmeni;

Erkekler kadınlara göre daha sık bağımlı olmakla beraber, kadınların bağımlılık sıklığı, ülkemizde ve dünyada giderek artmaktadır. Literatürde kadınlarda, madde kullanımına bağlı verilerin az olması bildirim azlığına bağlanmış, nedeni olarak da damgalanma gösterilmiştir. Kadının toplumda ahlaki değerleri koruyan bir nesne olarak görüldüğü ifade edilmiştir. Kadının madde kullanmasının ahlaki değerleri yozlaştıracağı, Türk toplumu için de geçerli bir düşüncedir (1). Kadınların erkeklere göre, tedaviye daha az başvurduğu ve daha sıklıkla cinsiyete özel tedavi zorluğuyla karşılaştığı fark edilmiştir (2). Kadınlar madde bağımlılığı tedavisine geldiklerinde genelde daha ağır düzeydedirler. Kadınlardaki madde kullanımına sıklıkla ruhsal bozukluklar eşlik etmektedir (3). Sosyal damgalanma, farkındalık sağlayan tedavi seçeneklerinin azlığı, erkeklerin daha çok ele alındığı geleneksel tedavide, sık olan yüzleştirici yaklaşımların varlığı, eşlik eden psikiyatrik eş tanıların olması, travma hikayesinin varlığı ve evsizlik, bağımlı kadının tedavi önündeki engelleri olarak sayılmıştır (4).

MRSHH AMATEM kliniğine, 2008 yılından bu yana kadın hasta yatırılmaktadır. Kadın ve erkek hastalar aynı serviste takip edilmektedirler. 2014-2015 tarihleri arasında 31 kadın hasta MRSHH AMATEM kliniğinde yatarak izlenmiştir. Bu süreçte dört hastanın iki kez, bir hastanın üç kez klinikte yatarak izlendiği anlaşılmıştır. Hastaların yaşlarına bakıldığında, %19.3’ünün 15-20, %45.1’inin 20-30, %25.8’inin 30-40 ve %6.4’ünün 40-50 yaş aralığında olduğu, %3.2’sinin de 50 yaş ve üstü olduğu gözlenmiştir. Hastaların %61.2 ‘si bekar, %29.0’u evli, %9.6’sı boşanmış olarak takip edilmiştir. Bir gebe hasta bu süreçte izlenmiştir. Mesleki durumda; %74.1 hastanın çalışmadığı, %22.5’inin düzenli işi olduğu, %3.2’sinin öğrenci olduğu gözlenmiştir. Alkol madde kullanım öykülerine bakıldığında; %54.8’inin opiat, %29.0’unun alkol, %9.6’sının çoğul madde, %6.4’ünün sentetik kannabinoid bağımlısı olduğu tespit edilmiştir. %45.1’inin 5 yıl ve altı, %32.2’sinin 5-10 yıl arası, %22.5’inin 10 yıl ve daha uzun süredir kullanıcı olduğu fark edilmiştir. Hastaların %64.5’inin yatış süresini tamamladığı, %35.4’ünün ise tamamlayamadığı gözlenmiştir.

Alkol ve opiat bağımlısının daha çok olması dikkat çekicidir. Bu durumun alkol ve opiat bağımlısı olan kişilerin yoksunluk bulgularının şiddetiyle ilgili olabileceği düşünülmüştür. 20-30 yaş aralığının sıklığı ve 5 yıl ve altı kullanım süresindeki hastaların çokluğu ise, literatürde dikkat çekilen kadınlarda, kullanıcılıktan bağımlılığa giden sürenin daha kısa olması ile açıklanabilir. Bu durumda kadınların klinik olarak yatarak tedaviye daha çok ihtiyacı vardır (5). Öte yandan gözden geçirdiğimiz aralıktaki toplam kadın hasta sayısı aynı aralıktaki erkek hasta sayısının çok altındadır (K/E=9/200). Bu durum, hem kadınların başvuru öncesi birtakım engellenmeler yaşadığına hem de var olan AMATEM kliniklerinin tedavi programı ve koşullarının ne kadar kadın bağımlılara yönelik olduğuna dair şüphe uyandırmaktadır. Tekrarlayıcı yatışlar ve yatış süresini tamamlamadan taburcu olmalar da aynı nedenle olabilir. Literatürde kadın bağımlıya spesifik tedavi programlarının gerekliliği, kadına özel görüşmeler olmasının önemi vurgulanmıştır (6,7). Gebe hastanın bir tane oluşu ve emzirenin de olmaması; ‘’acaba bu dönemlerdeki bağımlı kadınlara ulaşılabiliyor mu?’’ sorusunu akla getirmekte, belki de bu kadınların bağımlılık süreci takiplerinde, aile hekimliği sisteminden yararlanılabileceği fikrini doğurmaktadır. Kliniğimize artan kadın bağımlı başvuruları, bu kişilerin tedaviye başvuru öncesi ve sırasında zorluklar yaşadığını gözlemlememiz, erkek hastalara uygulanan aynı tedavi programının, kadınlarda etkinliğiyle ilgili ekibimizde soru işaretleri oluşturmuştur. Bu soru işaretleri ve çözüm arayışı bizi bu konuya dikkat çekmeye itmiştir. Ülkemizde kadın bağımlıların uygun tedaviye yönlendirilmesi ve ayrı bir tedavi programı oluşturulması için ileri çalışmalara gerek olduğunu düşünmekteyiz.

KAYNAKLAR

1. Ögel K. Alkol ve madde kullanım bozukluklarına yönelik tutumlar ve damgalama. Psikiyatri Psikoloji Psikofarmakoloji Dergisi (3P) 2004; 12(Ek 3):71-76.

2. Greenfield SF, Brooks AJ, Gordon SM, Green CA, Kropp F, McHugh RK, Lincoln M, Hien D, Miele GM. Substance abuse treatment entry, retention, and outcome in women: a review of the literature. Drug Alcohol Depend 2007; 86:1-21.

3. Altıntoprak E, Annette Akgür S, Yüncü Z, Sertöz OO, Coşkunol H. Alcohol use-related problems in women. Turk Psikiyatri Derg 2008; 19:197-208.

4. Brady KT, Randall CL. Gender differences in substance use disorders. Psychiatr Clin North Am 1999; 22:241-252.

5. Annis HM, Graham JM. Profile types on the Inventory of Drinking Situations: implications for relapse prevention counseling. Psychol Addict Behav 1995; 9:176-182.

6. Ashley OS, Marsden ME, Brady TM. Effectiveness of substance abuse treatment programming for women: a review. Am J Drug Alcohol Abuse 2003; 29:19-53.

7. Dahlgren L, Willander A. Are special treatment facilities for female alcoholics needed? A controlled 2-year follow-up study from a specialized female unit (EWA) versus a mixed male/female treatment facility. Alcohol Clin Exp Res 1989; 13:499-504.

MAKALE GÖNDER
11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi
DÜŞÜNEN ADAM BROŞÜRLERİ
KAPAK
Creative Commons Lisansı

Düşünen Adam : Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Düşünen Adam - Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Yayıncı
Yerküre Tanıtım ve Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.