Şizofreni hastalarında çare arama davranışı ve ilişkili faktörler: Türkiye’nin doğusunda ve batısındaki iki popülasyon arasında karşılaştırmalı bir çalışma
H. Dilek Yalvac, Zeynep Kotan, Suheyla Unal
Makale No: 8   Makale Türü:  Kısa Araştırma
Amaç: Bu çalışmada ülkemizin doğusu ve batısında yer alan iki ilçedeki şizofreni hastalarının çare arama davranışlarının özelliklerini araştırmak ve karşılaştırmak amaçlanmıştır.

Yöntem: Çalışma 2006 yılında Tatvan Devlet Hastanesine başvuran 31, 2007 yılında ise Menemen Devlet Hastanesine başvuran 41 remisyonda olan şizofreni hastasıyla yapılmıştır. Hastalarla demografik bilgilerini, hastalıklarını nasıl açıkladıklarını ve nasıl çareler aradıklarını sorgulayan kısa anket tarzında yarı yapılandırılmış bir görüşme gerçekleştirilmiştir.

Bulgular: Tatvan ve Menemen’deki popülasyonlar eğitim ve gelir seviyeleri açısından birbirinden farklıydı. Tatvan’daki hastaların eğitim yılı ortalaması 4.3±4.2 iken, Menemen’dekilerin 6.8±3.5 yıl idi (p=0.008). Gelir düzeyi açısından Tatvan’daki hastaların %45’i düşük gelirliyken, Menemen’deki hastaların %54’ü orta gelirliydi (p=0.016). Tüm hastaların %74’ü hastalıkları sürecinde dinsel çare arayışı içinde bulunmuşlardı. Her iki gruptaki hastaların hastalıkları için ne tür çare arayışları içinde oldukları sorgulandığında Menemen’deki hastaların %85’i psikiyatriste gitmeyi tercih ederken, Tatvan’da bu oran %32 idi (p<0.001). Eğitim düzeyi ortaokul ve üstü olanlar, ilkokul ve altı olanlara göre hastalıkları için daha çok psikiyatriste gitmeyi tercih etmekteydi (p=0.039). Hastaların %71’i ailelerinin tavsiyesiyle psikiyatriye başvurmuştu.

Tartışma: Her iki bölgede şizofreni hastalarının önemli bir oranının şizofreni ile baş etmede yüksek oranda dinsel çare arayışı içinde oldukları tespit edilmiştir. Eğitim düzeyi yükseldikçe psikiyatriye başvuru oranlarının artması, ruhsal eğitim programlarının geliştirilmesinin ve uygulanmasının önemini artırmaktadır. Hastaları psikiyatriste büyük oranda ailelerin getirmesi ailelerin psiko-eğitiminin önemine işaret etmektedir.
Anahtar Kelimeler: Çare arama, hastalık yaşantısı, şizofreni
Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi: 2015;28:154-161
Tüm Metin:

GİRİŞ

Psikiyatride yardım arama kavramından, ruhsal yakınması olan kişi ve bu kişinin sıkıntısından etkilenen yakınlarının ilgili sıkıntı ile baş etme konusunda takındıkları tutumlar ve izledikleri yollar anlaşılmaktadır. Yardım arama tutumu; yardım arayan kişiye, problemi algılayışına ve yardım alacağı kaynağa bağlıdır (1). Hastalığın nasıl algılandığı, nasıl yaşantılandığı ve nasıl başa çıkıldığı kişinin çare arama tarzını etkilediği gibi aynı zamanda kültürel yapılanma ile de ilişki göstermektedir (2,3). Kültürel farklılıklar, şizofreninin nedenleriyle ilgili çok çeşitli inanışların ortaya çıkmasını sağlamaktadır (4). Psikotik yaşantı, genetik yüklülük, strese duyarlılık, stresli yaşantılarla açıklanabileceği gibi, kültürün etkisiyle doğaüstü güçlerle de açıklanabilmektedir. Açıklama tarzı ise çare arama yöntemini belirlemede önemli rol oynamaktadır (5). Gelişmiş ülkelerde sosyal etkenler şizofreninin en önemli nedenleri arasında sayılırken, Hindistan ve Fas gibi gelişmekte olan ülkelerde insanların büyük çoğunluğu şizofrenik semptomları doğa-üstü olaylara, ilaç kullanımına, stresli yaşam olaylarına, kalıtsal faktörlere veya kişilik bozukluklarına bağlamaktadır. Şizofreninin nedenleriyle ilgili bu inanışlar halkı farklı tedavi arayışlarına götüren, profesyonel tıbbi tedaviye başvuruda gecikmesine neden olan ve bu nedenle hastalığın sonuçlarının değişmesine yol açan en önemli etkendir (4,6,7). Nitekim Nijerya’da ilk dönem şizofreni hastalarıyla yapılan bir çalışmada, hastaların ruhsal hastalıkları spiritüel fenomenlerle ilişkilendiren sosyokültürel bakış açıları nedeniyle, ilk olarak geleneksel ve manevi şifacılara başvurdukları, bu nedenle tedavi edilmemiş psikoz süresinin uzadığı tespit edilmiştir (8).Tedavi edilmemiş psikoz süresi ilk dönem psikozda en önemli prognostik faktörlerdendir (9-11). Bu sürenin şizofreninin uzun dönem sonuçlarına etkisinin incelendiği retrospektif bir çalışmada, tedavi edilmemiş psikoz süresi daha kısa olan şizofreni hastalarında hastalığın gidişinin daha iyi olduğu, hastaneye yatışlarının daha az olduğu ve işlevselliklerinin daha iyi olduğu tespit edilmiştir (12). Dolayısıyla kültürel özellikler, bölgenin sosyoekonomik ve eğitim düzeyi bu hastalığın tedavi edilmemiş psikoz süresini, gidişatını ve sıklığını etkileyen faktörler arasında önemli bir yer almaktadır. Şizofreninin nedeni hakkındaki algıların ve şizofreniyle ilgili çare arama davranışlarının Pakistan popülasyonunda incelendiği bir çalışmada, çalışma popülasyonu iyi eğitimli bireylerden oluşmasına rağmen, popülasyonun çok az bir kısmının şizofreniyi mental bir hastalık olarak tanımladığı, büyük çoğunluğunun batıl inançlara sahip olduğu, bu bağlamda çare arama davranışlarının da uygunsuz olduğu belirtilmiştir (13). Kültürel özelliklerin yanı sıra, cinsiyet, yaş, sosyal sınıf, eğitim, medeni durum, damgalanma (stigma) düşüncesi, daha önce ruhsal bir sıkıntı geçirmiş olmak, sağlık durumu ve sosyal destek gibi birçok faktör bireylerin yardım arama tutum ve davranışını etkilemektedir (1). Ülkemizde psikotik hastalarda hastalık açıklama modeli ve çare arama davranışının incelendiği bir çalışmada, düşük eğitim düzeyindeki hastaların daha fazla tıp dışı çare aramaya yöneldikleri, eğitim düzeyi arttıkça psikiyatra başvurunun arttığı tespit edilmiştir. İlgili çalışmada, hastaların %47’sinin hastalıklarını aile sorunlarına, %42’sinin kendi iç dünyası ile ilgili sorunlara, %19’unun ekonomik güçlüklere, %10’unun ise doğaüstü güçlere atfettiği, hastaların %51’inin çare aramak için geleneksel-dinsel tedavi yöntemlerine, %19’unun tıp doktorlarına, %66’sının psikiyatra başvurduğu belirtilmiştir (14). Yine ülkemizde Malatya ilinde ilk kez psikiyatri polikliniğine başvuran, anksiyete, depresif ve somatoform bozukluk tanısı konulan olgulardan oluşan örneklemde; hastalar hastalıklarını %43’lük bir oranla ailesel sorunlara, %39’u kendi iç dünyası ile ilgili sorunlara ve %18’i ekonomik güçlüklere bağlamışlar, şimdiki hastalıkları için %12’si geleneksel-dinsel çarelere, %33’ü psikiyatri dışı doktorlara ve %33’ü psikiyatristlere başvurmuşlardır (15). Bu bireylerin çeşitli nedenlerle ruh sağlığı hizmetlerinden yeterince yararlanamaması önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir (16).

Bu araştırmada, ülkemizin farklı bölgelerindeki kültürel özelliklerin, sosyoekonomik faktörlerin, eğitim düzeyinin, sağlık hizmetlerine ulaşılabilirliğin şizofreni hastalarında çare arama davranışını etkileyebileceğinden yola çıkılarak ülkemizin doğu ve batısında yer alan, benzer sayıda nüfusa hizmet veren iki farklı ilçe devlet hastanesinde psikiyatri polikliniğine başvuran şizofreni hastalarının çare arama davranışlarını karşılaştırmak amaçlanmıştır. Ülkemizde farklı iki bölgede şizofreni hastalarının çare arama davranışlarını karşılaştırmalı olarak inceleyen ilk çalışmadır.

YÖNTEM

Araştırma Haziran 2006 - Şubat 2007 tarihleri arasında Tatvan Devlet Hastanesi psikiyatri polikliniğine ve Mart 2007 - Ocak 2008 tarihleri arasında Menemen Devlet Hastanesi Psikiyatri polikliniğine ayaktan başvuran ve çalışmaya katılmayı kabul eden sadece şizofreni tanısı olan hastalarla yapılmıştır. Çalışmanın dışlama kriterleri: 1) hastanın psikotik atak döneminde olması, 2) atipik psikoz tanısının olması, 3) mental retardasyonunun olması, 4) soruları anlayamayacak düzeyde ağır bilişsel yıkımı olmasıdır. Ek tanılı olgular hastalığa atfedilen anlamları etkileyebileceği düşüncesiyle çalışma dışı bırakılmıştır. Çalışmanın etik kurul onayı Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınmıştır. Hastalardan onay alındıktan sonra görüşmeci tarafından yaş, cinsiyet, medeni durum, gelir düzeyi gibi sosyodemografik özelliklerini içeren anket formu uygulanmıştır. Hastaların çare arama davranışlarıyla ilgili olarak Ünal ve arkadaşlarının (14) Kleinman’ın (17) hastalık açıklama modelinden yararlanarak hazırladıkları anket formu kullanılmıştır. Bu formda hastaların durumlarını neye bağladıkları, ne tür bir çare arayışına yöneldikleri, hastanın hastalığına atfettiği nedenler, çare arama davranışları, tedaviden beklentisi, hastalığın seyri ile ilgili düşüncelerini içeren sorular bulunmaktadır. Uygulanan ankette ‘Hastalığınıza yol açan en önemli etken sizce neydi?’, ‘Sizce hastalığınız niçin şimdi ortaya çıktı?’, ‘Bu yakınmalarınız için daha önce aradığınız çareler nelerdir?’, ‘Ailenizden birisinde bu yakınmalar olsa nasıl çözüm ararsınız?’, ‘Çevrenizdeki insanlardan herhangi biri bu şekilde rahatsızlanırsa ne yapardı?’, ‘Psikiyatriste gelmenizi kim önerdi?’, ‘Nasıl bir tedavi görmeyi bekliyorsunuz?’, ‘Alacağınız tedaviden umduğunuz en önemli sonuç nedir?’, ‘Hastalığınız hakkında en önemli korkunuz nedir?’ soruları mevcuttur.

İstatistiksel Analiz

Veriler SPSS 20.0 for Windows paket programı ile değerlendirilmiştir. Çalışma verileri değerlendirilirken, tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama, standart sapma) yanı sıra, kategorik değişkenler arasındaki ilişkileri değerlendirmek için ki-kare testi, sürekli değişkenler için bağımsız grup t testi kullanılmıştır. Yapılan tüm istatistiksel analizler için anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir.

BULGULAR

Çalışmaya Tatvan Devlet Hastanesi’nden 31, Menemen Devlet Hastanesi’nden 41 hasta katılmış olup toplam sayı 72’dir. Çalışmaya katılmayı reddeden hasta olmamıştır. Tatvan’daki hastaların %58’i kadın iken, Menemen’deki hastaların %73’ü erkekti (p=0.007). Tatvan’daki hastaların %65’i evli, Menemen’deki hastaların %51’i bekar olup, aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (p=0.063). Eğitim düzeyleri açısından her iki grup karşılaştırıldığında, Tatvan’daki hastaların %81’inin, Menemen’deki hastaların ise %55’inin eğitim düzeyleri ilkokul ve altındaydı (p=0.029). Her iki grupta olguların büyük çoğunluğu ilçede yaşamaktaydı (p=0.239). Tatvan’daki hastaların çoğunluğu düşük gelirliyken, Menemen’deki hastalar orta gelirliydi ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0.016). Grupların bazı sosyo-demografik özellikleri Tablo 1’de sunulmuştur.

Tatvan’da yaşayan hasta grubunun yaş ortalaması 38.6±12.6, Menemen’de yaşayan grupta ise 39.4±11.5 yıl olup, her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (p=0.767). Tatvan’daki hastaların eğitim yılı ortalaması 4.3±4.2 iken, Menemen’dekilerin 6.8±3.5 yıl idi (p=0.008) (Tablo 2).

Her iki bölgedeki tüm hastalar değerlendirildiğinde; cinsiyetlerle dinsel çare arama davranışı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmazken (p=0.850), psikiyatriste başvurma davranışı erkeklerde daha fazla görülmekteydi (p=0.041). Eğitim düzeyi ilkokul mezunu ve altı olanlarla, ortaokul mezunu ve üstü olanlar dinsel çare arama davranışı açısından karşılaştırıldığında aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken (p=0.371), psikiyatriste başvurma davranışı eğitim düzeyi ortaokul ve üstü olanlarda daha fazlaydı (p=0.039). Gelir düzeyi ile dinsel çare arama davranışı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmazken (p=0.911), orta gelir düzeyi olan hastaların istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde daha fazla psikiyatriste başvurdukları (p=0.002), düşük gelir düzeyi olanların %70’inin psikiyatrik bir çare arayışı içinde bulunmadıkları tespit edilmiştir.

Hastaların hastalıklarının gelişim sürecine ilişkin olarak sorulan sorulara verdikleri yanıtlar Tablo.3’te incelendiğinde, istatistiksel olarak anlamlı olmasa da Tatvan’daki hastaların önemli bir oranının kişilerarası ilişki sorunlarını hastalığın en önemli nedenlerinden biri olarak gördüğü ancak Menemen’deki hastalar için iç dünyaları ile ilgili sorunların daha öncelikli hastalık nedeni olarak algılandığı dikkat çekmektedir. Hastaların çoğunluğu hastalığın niçin şimdi başladığını bilmediklerini ifade etmişlerdi. Her iki grupta da ilaçla tedavi olmak isteyenler sayıca fazlaydı ve hastalıklarıyla ilgili bir korku duymamaktaydılar. Menemen’deki hastalar Tatvan’daki hastalara göre sayıca daha fazla farklı çare arama davranışı sergilemekteydi (p<0.001).

Her iki gruptaki hastaların hastalıkları için ne tür çare arayışları içinde oldukları sorgulandığında (Tablo 4) Menemen’deki hastaların %85’i psikiyatriste gitmeyi tercih ederken, Tatvan’daki hastaların sadece %32’si psikiyatriste başvurmuşlardı (p<0.001).Tatvan grubundaki hastalar %77’lik, Menemen’deki hastalar ise %71’lik bir oranla dinsel çare arayışına başvurmaktaydı. ‘Aynı hastalık için çevredeki insanlar ne yapardı?’ sorusuna Tatvan’daki hastaların %45’i, Menemen’dekilerin ise %42’si “Hocaya giderdi” şeklinde yanıt vermişlerdi. Her iki bölgedeki hastaların psikiyatriste başvurmaları ailelerinin önerisiyle olmuştu ve tedaviden beklentileri iyileşmekti.

TARTIŞMA

Psikiyatrik sorunları olan insanların hastalıklarına ait atıf ve tutumları, zaman içinde değişim göstermekle birlikte, bölgeden bölgeye de değişim göstermektedir (18). Bölgesel farklılıklar ruh sağlığı hizmetlerine erişebilirlik, ruhsal hastalık algıları ve diğer sosyo-kültürel faktörlere bağlı olarak yardım arama davranışlarını etkileyerek psikiyatrik hastalığın tanısı, tedavisi ve sonlanışı üzerinde oldukça etkili olmaktadır (19). Çare arama davranışı zamana ve bölgeye bağlı değişmekle beraber, yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik durum, medeni durum, eğitim durumuna bağlı olarak da değişmektedir (2). Çalışmamızda her iki gruptaki hastaların yaş ortalaması, medeni durumu birbirine benzerdi. Tatvan’da çalışmaya katılan hastaların çoğu kadın ve düşük gelirliyken, Menemen’dekilerin çoğu erkek ve orta gelirliydi. Tatvan’daki hastaların eğitim yılı, Menemen’deki hastalara göre daha düşüktü. Her iki bölgedeki tüm hastalar değerlendirildiğinde; erkeklerde, eğitim düzeyi ortaokul ve üzeri olanlarda ve gelir düzeyi orta düzeyde olanlarda psikiyatriste başvurma oranları daha fazlaydı. Psikozu açıklama ve çare arama davranışıyla ilgili olarak Malatya ilinde yapılan bir çalışmada ilkokul mezunları popüler çare arama yöntemleri olarak belirtilen, kişinin içinde yer aldığı sosyal ağın başa çıkma yöntemlerini tercih ederken, kadın, dul ve düşük gelire sahip olan bireyler doğaüstü tedavi yöntemlerine yönelmekteydi (5). Yetişkinlerde profesyonel psikolojik yardım arama tutumunun incelendiği başka bir çalışmada, ilköğretim ve ortaöğretim mezunu katılımcılara göre, üniversite mezunu katılımcıların profesyonel psikolojik yardım ararken daha az zorlandıkları, profesyonel birine danışmanın yararına daha çok inandıkları tespit edilmiştir. Yazarlar, eğitimin bilgi ve bilinçlenmeyi arttırdığı yorumunda bulunmuşlardır (1). Biz de bu çalışmayla benzer olarak, eğitim düzeyinin yüksek olmasının kişinin hastalığı tanımak ve hastalıkla baş etme yöntemlerini bulmak için daha fazla araştırma yapmasına olanak tanıyarak psikiyatrik yardım almasını sağlamış olabileceği kanaatindeyiz. Yine aynı çalışmada ekonomik düzeyi daha iyi olanların psikiyatriste başvurma oranlarının görece daha yüksek olduğu belirtilmiştir. Ekonomik düzey bireylerin sağlık hizmetlerinden yararlanmasında kolaylaştırıcı etken olabilir.

Çalışmamızda Tatvan grubundaki hastalar hastalığın en önemli nedenini ilk sırada ilişki sorunları olarak tanımlarken, Menemen’deki hastalar iç dünyası ile ilgili sorunlara bağlamışlardır. Bu farklılık her iki grupta cinsiyet dağılımının farklı olmasıyla ve erkeklerle kadınların aynı hastalığa bakış açılarının farklı olmasıyla açıklanabilir. Tatvan’daki örneklemde kadınlar fazlayken, Menemen’deki örneklemde erkekler fazlaydı. Güleç ve arkadaşları (20) bir Anadolu şehrinde psikiyatri kliniğine başvuran hastaların hastalık açıklama ve çare arama davranışlarını inceledikleri çalışmalarında, hastalığa yol açan en önemli etkenin her iki cinste de ailevi sorunlar olduğunu bildirmişler, kadınların ailevi sorunları erkeklere göre daha fazla dile getirdiği, erkeklerin ise iş yeri sorunu ve kendi iç dünya sorununu kadınlara göre daha fazla ifade ettiklerini belirtmişlerdir. Benzer olarak Kaya ve Ünal’ın (2) olgu senaryosu kullandıkları bir çalışmalarında da, kadın olgu için sorun kaynağı evlilik ve kişiler arası sorun, erkekler için ise ekonomik sorunlar gösterilmektedir.

Hastalıklarının niçin şimdi çıktığına her iki grup bilmiyorum şeklinde cevap vermiştir. Bu bulgu hastaların hastalıklarını yaşam olaylarıyla tetiklendiği konusunda bir bilgi ya da inanca sahip olmadıklarını düşündürmektedir.

Her iki gruptaki hastaların ilk sırada ilaçla tedavi görmeyi istemeleri ve hastalıklarıyla ilgili korkularının bulunmaması, ilaç tedavilerinden yarar görmüş olmalarıyla açıklanabilir. Çalışmaya katılan hastalar aktif psikotik bulgusu olmayan, remisyonda olan hastalardan oluştuğu için bu sonuç çıkmış olabilir.

Tatvan grubundaki hastalar %77’lik bir oranla ilk sırada dinsel çare arayışına başvururken, Menemen’deki hastalar %71’lik bir oranla ikinci sırada dinsel çare arayışına başvurmaktaydı. Her iki bölge arasında anlamlı fark olmamakla birlikte kısmi bir yükseklik bulunmaktadır. ‘Aynı hastalık için çevredeki insanlar ne yapardı?’ sorusuna her iki bölgede dinsel çare arama davranışı sırayla %42 ve %45’lik oranla ilk sıradaydı. Çalışmamızda gerek hastaların gerekse çevredeki insanların her iki bölgede şizofreni ile baş etmede dini çare arayışı içine girdikleri tespit edilmiştir. Hindistan’ın sosyoekonomik olarak farklı iki şehrinde şizofreni hastasına bakım veren aileler ve psikotik hastaların çare arama davranışının incelendiği bir çalışmada, akıl hastalıklarına ilişkin tutumlar söz konusu olduğunda hastalar ve ailelerin davranışlarının farklı olmadığı, ilk olarak dini şifacılara başvurdukları tespit edilmiştir. Bu şehirlerden biyopsikososyal etkenler açısından daha iyi durumda olan New Delhi’deki örneklemin 2/3’ü yardım aradıkları sırada yakınlarında psikiyatrist olduğunun farkında olmalarına rağmen sadece 1/3’ü psikiyatriste başvurmuşlardır. Dini şifacıları tercih etme nedenleri arasında biyopsikososyal olarak daha alt düzeyde olan Bilaspur şehrindeki örneklemi oluşturan bireyler, dini şifacılarla daha önce pozitif sonuçlar alınması, doğa–üstü sebepler, mental hastalık ve tedavisiyle ilgili olarak daha düşük oranda farkında olmayı belirtirken, New Delhi’deki örneklem, ilaç yan etkilerinden korku, psikiyatrik tedavinin uzunluğu ve psikiyatriye başvurduğunda algılanan damgalanmayı nedenler arasında bildirmiştir (21). Ruhsal açıdan farkındalığın yetersizliği yardım isteme ve etkili tedavi için önemli bir engeldir. Bu anlamda, gençlerin bilinçlendirilmesi ve damgalama karşıtı kampanyalarının yükseltilmesi ideal bir hedef olabilir (22). Menemen’deki örneklemde %85’lik bir oranla hastalar çare arayışı olarak psikiyatriste başvurmayı tercih ederken, bu oran Tatvan grubu için saptanandan (%32) yüksek idi. Menemen’deki hasta grubunun eğitim ve gelir düzeyinin daha yüksek olması, psikiyatri hizmetlerine ulaşılabilirliğin Tatvan’a göre daha kolay olması, dolayısıyla psikiyatrik hastalıklar konusunda farkındalık düzeylerinin daha fazla olmasını ve psikiyatriye daha fazla oranda başvurmalarını sağlamış olabilir. Ülkemizde psikiyatri hizmetlerinin giderek artması psikiyatrik hastalıkların halk tarafından daha fazla tanınmasını sağlayarak hastaların tıbbi çareye başvurmalarını sağlayacaktır.

Her iki bölgede hastaların psikiyatriye gelmesini aileleri önermektedir. Ülkemizde Aydın ilinde kamu kurumunda çalışanlardan oluşan 490 kişilik bir örneklemle yapılan bir çalışmada yetişkinlerde profesyonel psikolojik yardım arama davranışı incelenmiş, bireylerin çoğunluğunun problemlerinin çözümü için aileden birilerine (%57.1) ve arkadaşlarına (%31.3) başvurduğu, profesyonel destek olarak psikiyatriste (%15.5) başvuranların üçüncü sırada yer aldığı tespit edilmiştir (1). Bu anlamda hastaların ailelerine şizofreni konusunda psiko-eğitim verilmesi ve hastanın takiplerinde aileyle işbirliği yapılması hastaların düzenli psikiyatriye gelmelerini ve düzenli tedavi almalarını sağlayabilir. Yapılan bir çalışmada gençlerin ruh sağlığı problemlerinde düzenli olarak online hizmetleri kullandığı ve genel olarak memnun oldukları tespit edilmiştir (23). İçinde bulunduğumuz bilişim çağıyla birlikte online hizmetler de gerek hastalar ve gerekse aileler için önemli bir iletişim ve bilgi kaynağı olabilir ve bu alanda verilebilecek psikiyatrik hizmetler üzerinde durulabilir.

Çalışmamızda her iki bölgede hastaların, aile fertlerinde benzer yakınmalar olduğunda yakınlarını en yüksek oranla psikiyatriye götürmeyi tercih etmeleri hastalığı tanımaları, hastalığa karşı içgörü geliştirmeleri, psikiyatrik tedaviden yarar görmüş olmalarıyla açıklanabilir. Her iki bölgede hastaların tedaviden beklentileri iyileşmek olmuştur.

Çalışmamızın bazı sınırlılıkları bulunmaktadır. Verilerin az sayıda ve hastanede tedavi gören bir grup hastadan alınması çalışmanın sınırlılıklarından birisidir. Psikiyatri kliniğine başvuran bu örneklem ‘çare arama davranışını’ incelemek için yanlı bir örneklem olmakla birlikte, yaklaşık 70.000 nüfusu olan Tatvan gibi bir ilçede yaklaşık 7 aylık bir dilimde 31 hastanın çalışmaya alınabilmesi de hastaların çare arama davranışı açısından sağlık kurumlarına başvurusunun azlığının göstergesi olabilir. Çalışmanın yapıldığı tarihlerde gerek Tatvan’da gerekse Menemen’deki devlet hastanesinde uzun yıllar psikiyatri uzmanının bulunmayışı, ilk psikiyatri uzmanının göreve başlamasıyla çalışmanın yapılmış olması, dolayısıyla psikiyatri poliklinik hizmetlerinin o zamana kadar yeterli olmaması bölgede psikiyatrinin ve psikiyatrik hastalıkların farkındalığının az olmasına ve çalışmaya alınan hasta sayısının azlığına katkıda bulunmuş olabilir. Her iki bölgede hastaların yatarak tedavileri, takip ve kontrollerinin en yakın ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde yapıldığı gözlenmiştir. Bu nedenle bu çalışmaların, şizofreni hastalarının en çok sevk edilerek istemli ya da istemsiz olarak yatırılarak tedavilerinin düzenlendiği ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde yapılması, örneklem büyüklüğü ve temsil gücünü sağlamada önemli olabilir.

Ülkemizde şizofreni hastalarının psikotik belirtileri nasıl açıkladığı, ne tür anlamlar yüklediği ve atıflarda bulunduğu, ne tür çare arama davranışları geliştirdiği, bölgeden bölgeye psikotik belirtileri açıklamada ne gibi farklılıklar olduğu ve bu farklılıkların nedenlerini anlamak için çok merkezli çalışmalara, aynı zamanda toplumun şizofreniye bakış açısını anlamada toplum taramalarına ihtiyaç vardır.

Her iki bölgede hastaların ve çevredeki insanların şizofreni ile baş etmede yüksek oranda dinsel çare arayışı içinde oldukları tespit edilmiştir. Tedavi edilmemiş psikoz süresinin hastalığın prognozunda büyük önem taşıması, hastaların tıp dışı çare arama davranışları konusunda daha detaylı çalışmalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

Aynı zamanda eğitim düzeyi yükseldikçe psikiyatriye başvuru oranlarının artması, ruhsal eğitim programlarının geliştirilmesinin ve uygulanmasının önemini artırmaktadır. Hastaları psikiyatriste büyük oranda ailelerin getirmesi ailelerin psiko-eğitiminin önemine işaret etmektedir. Hastaların dini çare arayışları konusunda ailelerin rolü çalışmamızda incelenmemiştir. Bu anlamda biyomedikal olmayan tedavi arayışlarının gerekçeleriyle ilgili gerek ailelerle gerekse hastalarla yapılacak daha detaylı çalışmalara ihtiyaç vardır.

KAYNAKLAR

1. Arslantaş H, Dereboy IF, Aştı N, Pektekin Ç. Yetişkinlerde profesyonel psikolojik yardım arama tutumu ve bunu etkileyen faktörler. ADÜ Tıp Fakültesi Dergisi 2011; 12:17-23.

2. Kaya Y, Ünal S. Psikotik bir hastalık durumunu açıklama ve çare arama davranışında cinsiyetin rolü. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2006; 7:197-203.

3. Kirmayer LJ, Young A, Robbins JM. Symptom attribution in cultural perspective. Can J Psychiatry 1994; 39:584-595.

4. Srinivasan TN, Thara R. Beliefs about causation of schizophrenia: do Indian families believe in supernatural causes? Soc Psychiatry Psychiatr Epidemiol 2001; 36:134-140.

5. Ünal S, Kaya Y. Psikozu açıklama ve çare arama davranışını etkileyen sosyal etkenler-Malatya örneklemi. Klinik Psikiyatri 2006; 9:138-147.

6. Kadri N, Manoudi F, Berrada S, Moussaoui D. Stigma impact on Moroccan families of patients with schizophrenia. Can J Psychiatry 2004; 49:625-629.

7. Jorm AF, Korten AE, Jacomb PA, Christensen H, Rodgers B, Pollitt P. “Mental health literacy”: a survey of the public’s ability to recognise mental disorders and their beliefs about the effectiveness of treatment. Med J Aust 1997; 166:182-186.

8. Adeosun II, Adegbohun AA, Adewumi TA, Jeje OO. The pathways to the first contact with mental health services among patients with schizophrenia in Lagos, Nigeria. Schizophr Res Treatment 2013; 2013:769161

9. Perkins DO, Gu H, Boteva K, Lieberman JA. Relationship between duration of untreated psychosis and outcome in first-episode schizophrenia: a critical review and meta-analysis. Am J Psychiatry 2005; 162:1785-1804.

10. Marshall M, Lewis S, Lockwood A, Drake R, Jones P, Croudace T. Association between duration of untreated psychosis and outcome in cohorts of first-episode patients: a systematic review. Arch Gen Psychiatry 2005; 62:975-983.

11. Dell’osso B, Altamura AC. Duration of untreated psychosis and duration of untreated illness: new vistas. CNS Spectr 2010; 15:238-246.

12. Primavera D, Bandecchi C, Lepori T, Sanna L, Nicotra E, Carpiniello B. Does duration of untreated psychosis predict very long term outcome of schizophrenic disorders? Results of a retrospective study. Ann Gen Psychiatry 2012; 11:21.

13. Zafar SN, Syed R, Tehseen S, Gowani SA, Waqar S, Zubair A, Yousaf W, Zubairi AJ, Naqvi H. Perceptions about the cause of schizophrenia and the subsequent help-seeking behavior in a Pakistani population – results of a cross-sectional survey. BMC Psychiatry 2008; 8:56.

14. Unal S, Kaya B, Yalvaç HD. Psikotik hastalarda hastalık açıklama modeli ve çare arama davranışı. Turk Psikiyatri Derg 2007; 18:38-47.

15. Ünal S, Özcan Y, Emül HM, Çekem AB, Elbozan HB, Sezer Ö. Hastalık açıklama modeli ve çare arama davranışı. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2001; 2:222-229.

16. Kessler RC, Olfson M, Berglund PA. Patterns and predictors of treatment contact after first onset of psychiatric disorders. Am J Psychiatry 1998; 155:62-69.

17. Kleinman A. Patients And Healers In The Context Of Culture: An Exploration Of The Borderland Between Anthropology, Medicine, Psychiatry. Berkeley: University of California Press,1980.

18. Kırpınar İ. Psikiyatrik hastalarda paramedikal iyileştiriciler ve psikoterapiye etkisi. IX. Anadolu Psikiyatri Günleri, Kongre Özet Kitabı, 2002, 27-28.

19. Ünal S. Psikiyatrik uygulamalarda sosyokültürel duyarlılık. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2000; 1:225-230.

20. Güleç G, Yenilmez Ç, Ay F. Bir Anadolu Şehrinde Psikiyatri Kliniğine başvuran hastaların hastalık açıklama ve çare arama davranışları. Klinik Psikiyatri Dergisi 2011; 14:131-142.

21. Naik SK, Pattanayak S, Gupta CS, Pattanayak RD. Help-seeking behaviors among caregivers of schizophrenia and other psychotic patients: a hospital-based study in two geographically and culturally distinct Indian cities. Indian J Psychol Med 2012; 34:338-345.

22. Serra M, Lai A, Buizza C, Pioli R, Preti A, Masala C, Petretto DR. Beliefs and attitudes among Italian high school students toward people with severe mental disorders. J Nerv Ment Dis 2013; 201:311-318.

23. Kauer SD, Mangan C, Sanci L. Do online mental health services improve help-seeking for young people? A systematic review. J Med Internet Res 2014;16:e66.

MAKALE GÖNDER
11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi
DÜŞÜNEN ADAM BROŞÜRLERİ
KAPAK
Creative Commons Lisansı

Düşünen Adam : Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Düşünen Adam - Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Yayıncı
Yerküre Tanıtım ve Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.