Baş ağrısı yalnızca baş ağrısı mıdır? Baş ağrısı ile ruhsal bozuklukların eştanısı
Keriman Akyıldız, Mustafa Sercan, Nebil Yıldız, Ayşe Çevik, Aysu Kıyan
Makale No: 4   Makale Türü:  Araştırma
Amaç: Baş ağrısına eşlik eden psikiyatrik hastalıkların ve özelliklerinin saptanması.

Yöntem: Çalışmamıza nöroloji polikliniğine temel başvuru yakınması baş ağrısı olan hastalar (n=71) ile psikiyatri polikliniğinde psikotik bozukluklar dışında I. eksen psikiyatrik bozukluk tanısı konulan, cinsiyet ve yaş açısından bire bir eşleştirilen hastalar (n=71) alınmıştır. Tüm hastalardan sosyodemografik ve baş ağrısı bilgileri alınmış, hepsine Görsel Kıyas Ölçeği, MINI-Tarama formu uygulandıktan sonra MINI ile psikiyatrik değerlendirmeleri yapılarak psikiyatrik tanıları konulmuştur.

Bulgular: Çalışma sonucunda nörolojiye başvuran baş ağrısı grubu ve psikiyatrik hasta grubu arasında sosyodemografik özellikler açısından fark olmadığı, baş ağrısı olanların ailelerinde baş ağrısı öyküsünün belirgin olarak daha çok olduğu bulunmuştur. Baş ağrısı hastalarında psikiyatrik eş tanı sıklığının yüksek (%80.3) olduğu görülmüştür. Gerilim tipi baş ağrısı olanların tümünün MINI ile yapılan görüşmede ağrı bozukluğu tanı ölçütlerini karşıladığı, ağrı bozukluğu dışlandığında da psikiyatrik eş tanı sıklığındaki yüksekliğin (%63.4) devam ettiği gözlenmiş ve en sık rastlanan psikiyatrik eş tanının literatür bilgisiyle uyumlu olarak depresif bozukluklar (%64.8) olduğu görülmüştür.

Tartışma: Baş ağrısı hastalarında psikiyatrik eş tanı yüksekliği dikkat çekicidir. Hastaların ailelerinde baş ağrısı öyküsünün belirgin olarak daha çok olması, kişide psikiyatrik bir sorun varlığından bağımsız bir baş ağrısı eğilimini işaret etmektedir. Psikososyal stresör varlığında yüksek eş tanı oranlarının olması, psikososyal stresör, psikiyatrik eş tanı ve baş ağrısı arasında bir süreklilik olduğunu göstermektedir. Psikiyatrik eş tanılar arasında depresif bozukluklar (depresyon) ağırlık taşımaktadır. Öte yandan araştırmamız gerilim tipi baş ağrısı hastalarındaki psikiyatrik eş tanı yüksekliğine dikkat çekmektedir. DSM-IV’teki ağrı bozukluğu tanı ölçütleri ile ICHD (International Classification of Headache Disorders) gerilim tipi baş ağrısı tanı ölçütlerinin sınırları belli bir klinik tablo oluşturmamasının, araştırmalarda ve hastaların tanı - tedavisinde sorunlara yol açtığı görülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Anksiyete, baş ağrısı, depresyon, psikiyatrik eş tanı
Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi: 2015;28:34-46
Tüm Metin:

GİRİŞ

Psikiyatri ve nörolojinin önemli sınır sorunlarından birisi olan baş ağrısının neden-sonuç ilişkisi üzerinde yeterli kanıt olmadığı bilinmekle birlikte, ruhsal bozukluk ya da etmenlerle birlikteliği konusunda genel bir kabul vardır (1). Baş ağrısı nedeni olarak psikiyatrik bozukluk konusu tam durulaşmış gözükmemektedir. Baş ağrısı tanı ölçütlerinde ruhsal düzensizliklerin yeri konusundaki genel değerlendirme zaman içinde değişmektedir. Bununla birlikte psikiyatrik ve nörolojik yaklaşımı büyük ölçüde belirleyen tanı dizgeleri bu sınır sorununu çözmüş değildir. Baş ağrısı da içinde olmak üzere ruhsal kaynaklı bütün beden ağrılarını kapsayan bir tanı olarak ağrı bozukluğu “başka ruhsal bozukluk sonucu olmayan; başlamasında ruhsal etmenlerin rolü olan; zorlanmaya, işlevsellikte önemli gerilemeye yol açacak ölçüde şiddetli bir ağrı” olarak tanımlanır (2).

1988 yılında kabul edilen ilk Uluslararası Baş Ağrısı Bozuklukları Sınıflaması’nda (UBAS, International Classification of Headache Disorders [ICHD]) ruhsal hastalık ya da etmenleri gerilim tipi baş ağrısının (GTB) nedenleri arasında sayıldığı halde 2004 yılında yayımlanan ikinci UBAS’da psikiyatrik bozukluğa bağlı baş ağrısı, ikincil baş ağrıları arasına eklenmiştir (3). UBAS’da ikincil baş ağrısı nedeni olarak ruhsal bozuklukları listeleme sorunu henüz çözülememiş ve çözüm geleceğe bırakılmış gözükmektedir. Ancak migren ve birincil baş ağrısı sayılan GTB’nin ruhsal etmenlerle ilişkisi tam olarak aydınlatılmamıştır.

Sınıflama sistemleri ötesinde araştırmalar göstermektedir ki, ruhsal ve psikiyatrik etmenlerin baş ağrısıyla ilişkisi yatkınlık, tetikleme, şiddet ve süreyi etkileme temelinde olabilir ya da baş ağrısı bir psikiyatrik bozukluğun belirtisi olarak ortaya çıkabilir (1). Majör depresyondan uyum bozukluklarına birçok psikiyatrik hastalık ile birlikte baş ağrısı görüldüğü, öte yandan uzun süren şiddetli baş ağrılarının da ruhsal bozukluklara yol açtığı bilinmektedir (3,4).

Çok sayıda epidemiyolojik çalışma ve toplum çalışmasında, yineleyici baş ağrısı hastalarında depresyon ve anksiyete gibi psikiyatrik bozuklukların (4) hatta kişilik bozukluklarının genel nüfustan daha sık görüldüğü (5), ruhsal yakınma eşliğinin baş ağrısı hastalarının tıbbi yardım arayışını artırdığı, gidişi kötüleştirdiği saptanmıştır. Çoğunluğu süreğen nitelikteki (migren ve GTB) baş ağrılarının hastanın ruh sağlığı ve sosyal yaşamını doğrudan ve dolaylı sonuçlarıyla olumsuz etkilediği (6,7), depresyon ile baş ağrısı arasında iki yönlü bir ilişki olduğu gösterilmiştir (8). Öte yandan kronik gerilim tipi baş ağrısının genel nüfusta yıllık yaygınlığı yaklaşık %2-5’tir ve bunların yarısında baş ağrısı ile ilgili iş verimi düşüklüğü bildirilmiştir (9).

Araştırmanın amacı baş ağrısı nedeniyle tedaviye başvuran hastaların eşlik eden ruhsal hastalıklarını saptamak, polikliniğe başvuran ve psikoz dışı psikiyatrik bozukluk tanısına varılan hastalarla migren ve GTB hastalarının ortak ve farklı yanlarını belirlemektir.

YÖNTEM

Araştırma Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıbbi Araştırma Etik Kurul Komisyonu Başkanlığı’ndan 22.09.2011 tarih ve 2010/29 sayılı yazı ile onaylanmıştır.

Araştırma ‘baş ağrısı grubu’ ve ‘psikiyatrik hasta grubu’ olmak üzere iki hasta grubu üzerinde yürütülmüştür. Hastanemiz Nöroloji Polikliniği’ne baş ağrısı yakınmasıyla başvuran, UBAS ölçütlerine göre (başka tıp dalıyla ilgili tanısı olanlar dışlanmak suretiyle) klinik olarak gerilim tipi baş ağrısı ve migren tanılarından biri konulan, işitme-görme kusuru ya da bilişsel yetersizliğe yol açacak bir hastalığı olmayan, 18-65 yaş aralığında ve okur-yazar olan, araştırmaya katılmayı kabul eden tüm hastalar (71 kişi) baş ağrısı grubuna alınmıştır. Baş ağrısı tanısı nöroloji kliniğinden biri öğretim üyesi, biri de son yıl asistanı olan araştırıcılar tarafından UBAS tanı ölçütleri (3) temelinde konulmuştur.

Araştırma süresince nöroloji polikliniğine başvuran 2321 hastanın temel yakınması baş ağrısı olan 631 (%27.2) kişi olduğu saptanmıştır. Baş ağrısı hastalarının 123’ü yani yaklaşık 1/5’i (haftanın sabit bir günü polikliniğe gelenler) araştırmaya alınma ölçütleri bakımından değerlendirilmiş, 82’si araştırmaya katılmayı kabul etmiş, alınma ölçütlerine uyan 71’i (%85.5) araştırmaya alınmıştır. Değerlendirme sonrasında Eksen I psikiyatrik hastalık tanısı konan hastalara olağan hizmet akışında tedavi düzenlenmiştir.

Psikiyatri grubu (71 kişi) da araştırmanın yapıldığı süre içinde psikiyatri polikliniğine başvuran ve alınma ölçütlerine uyan hastalardan seçilmiştir. Seçilme ölçütleri a) Baş ağrısı grubundaki hastalarla yaş ve cinsiyet yönünden eşleşik olmak, b) İlk kez tedavi başvurusunda bulunmak ya da en az altı aydır psikiyatrik tedavi almamış olmak, c) DSM-IV TR’ye göre psikoz dışı I. Eksen bozukluğu olmak, d) Baş ağrısı yakınması olmak ve e) Yakınmalarının psikiyatri dışı olası nedenlerinin dışlanmış olması. Psikiyatrik tanılar psikiyatri kliniğinden biri öğretim üyesi, biri de son yıl asistanı olan araştırıcılar tarafından konulmuş, tanı MINI (10) kullanılarak doğrulanmıştır.

Araştırmamızda psikiyatrik başvuru grubundaki hastaların baş ağrısına yönelik ayırıcı tanısı psikiyatri kliniğindeki araştırmacılar tarafından yapılmıştır. Bunun nedeni psikiyatrik başvurusu olan hastalara nöroloji kliniğince yapılacak değerlendirmenin yansız olmasının sağlanmasındaki güçlüktü.

Tüm hastaların yazılı olarak “bilgilendirimli olur”ları alınmıştır. Araştırmaya alınan tüm hastalara standart poliklinik muayenesi ve MINI-Plus 5.0.0 tanı gereci ile tanı konulmuş ve baş ağrısı şiddeti Görsel Kıyas Ölçeği (GKÖ) ile değerlendirilmiş, Sosyodemografik ve Baş Ağrısı Bilgi Çizelgesi araştırmacı tarafından doldurulmuştur.

Ölçekler

Sosyodemografik Veriler ve Baş Ağrısı Bilgi Çizelgesi; Hastaların sosyodemografik, kişinin kendisi ve ailesinin bedensel, ruhsal hastalıkları ve baş ağrısı ile ilgili bilgilerini derlemek için araştırmacıların hazırladığı, yarı yapılandırılmış bir çizelge kullanılmıştır. Aile ile ilgili bilgiler çalışmaya katılan hastalardan alınmıştır.

Kısa Uluslararası Nöropsikiyatrik Görüşme Kılavuzu 5.0.0 (The MINI-International Neuropsychiatric Interview) Türkçe uyarlaması: DSM-IV ve ICD-10’daki Eksen-I psikiyatrik rahatsızlıklar için düzenlenmiş, yapılandırılmış bir görüşme aracıdır. MINI, SCID-I ve CIDI ile karşılaştırılmış, yüksek düzeyde güvenilir ve geçerli olduğu ve daha kısa sürede uygulanabileceği gösterilmiştir. MINI Plus, MINI’nin daha ayrıntılı bir baskısıdır. MINI’nin Türkçeye çevirisi Engeler (10) tarafından yapılmıştır.

Görsel Kıyas Ölçeği (GKÖ-Visual Analog Scale): Öznel ve ölçülemeyen bazı değerleri sayısal hale çevirmek için kullanılır. On santimetrelik bir çizginin iki ucuna değerlendirilecek değişkenin iki uç tanımı yazılır ve hastadan bu çizgi üzerinde kendi durumunun nereye uygun olduğunu bir çizgi çizerek veya nokta koyarak veya işaret ederek belirtmesi istenir. GKÖ, uluslararası, standart bir ölçek olarak kullanılmaktadır. Prices (11) tarafından geçerlilik, güvenilirlik çalışması yapılmıştır (12,13).

İstatistiksel Değerlendirme

İstatistiksel analizler SPSS 17.0 programı ile yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, çoklu gruplar arası karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA), alt grup karşılaştırmalarında Bonferroni çoklu karşılaştırma testi, ikili grupların nicel verilerinin karşılaştırmasında bağımsız t testi, nitel verilerin karşılaştırmalarında ki-kare testi kullanılmıştır. Sonuçlar değerlendirilirken, anlamlılık için p<0.05 düzeyi temel alınmıştır.

BULGULAR

Araştırmaya toplam 142 kişi katılmıştır. 71’er kişilik iki grubun her birinde 62 (%87.3) kadın ve 9 (%12.7) erkek bulunmaktaydı. Araştırmaya alınan baş ağrısı hastalarının nöroloji polikliniğine başvuran ve araştırma ölçütlerini karşılayan bütün hastalar olması, psikiyatrik başvuru grubu da yaş ve cinsiyet yönünden eşleştirilmiş olması nedeniyle, tüm grupta ve her bir araştırma grubu içindeki cinsiyet dağılımı arasındaki sayısal fark dikkate alınmamıştır.

Hastaların yaş dağılımı 18-65 arasındaydı. Yaş ortalaması baş ağrısı hastalarında 34.96 (SS=12.13), psikiyatrik hasta grubunda 33.14 (SS=12.35) idi ve aralarında anlamlı fark bulunmadı. Tüm grup cinsiyet karşılaştırmasında ortalama yaş kadınlarda 34.64 (SS=12.51), erkeklerde 30.00 (SS=9.38) idi. Baş ağrısı grubunda kadınların ortalama yaşı 35.79 (SS=12.34), erkeklerinki 29.22 (SS=9.16); psikiyatrik hastalık grubunda kadınların ortalama yaşı 33.48 (SS=12.68), erkeklerinki 30.78 (SS=10.08) olarak bulundu. Farklı cinsiyetten hastaların yaş ortalamaları arasında fark olmadığı saptandı.

Sekiz yıllık ilköğretim okulu mezunları da ortaokul mezunlarına katılarak yapılan değerlendirmede baş ağrısı grubunda 30 ilkokul mezunu, 9 ortaokul mezunu, 25 lise mezunu ve 7 üniversite mezunu bulunurken, psikiyatri grubunda 1 okuryazar, 25 ilkokul mezunu, 6 ortaokul mezunu, 28 lise mezunu ve 11 üniversite mezunu saptandı. Dağılımı açısından aralarında bir fark bulunmadı. Bitirilen okul ya da terkedilen sınıfın yılı temel alınarak (sınıfta kalma ile kaybedilen yıl sayısı hesaba katılmayarak) hesaplanan toplam öğrenim süresi ortalaması baş ağrısı grubunda 8.99 yıl, psikiyatrik hasta grubunda 9.56 yıl olduğu görülmüş ancak arada anlamlı bir fark saptanmamıştır. Genel hasta grubu içerisinde en az eğitim süresinin 3 en fazla eğitim süresinin ise 17 yıl olduğu gözlenmiştir. Gruplar arasında yaş, medeni durum, çocuk sayısı, öğrenim durumu, çalışma durumu, bedensel hastalık varlığı, ailede bedensel hastalık varlığı, destek sisteminin olup olmaması, geçmiş psikiyatrik hastalık varlığı, sigara ve madde kullanımı, son on yıldır yaşanılan yer açısından fark saptanmadı. Psikiyatrik hasta grubunda kırsal doğumlu olanlar anlamlı olarak fazlaydı.

Baş ağrısı grubunun %60.6’sı (43 kişi) migren, %38.0’i (27 kişi) gerilim tipi baş ağrısı, %1.4’ü (1 kişi) de küme tipi baş ağrısı idi. Migreni olan hastaların %81.4’ü (35 kişi) aurasız, %18.6’sı (8 kişi) ise auralı türdendi. Gerilim tipi baş ağrısı olanların 16’sı (%59.3) epizodik, 11’i (%40.7) ise kronik tipte idi. Psikiyatrik hasta grubundan %62’sinin (44 kişi) baş ağrısı yakınması bildirdiği saptandı. Baş ağrısı grubu ana tanılara göre (migren ve gerilim tipi baş ağrısı) iki alt gruba ayrıldı, küme tipi baş ağrısı olan bir kişi karşılaştırmalara alınmadı. Psikiyatrik hasta grubunda ise baş ağrısı olanlar ve olmayanlar şeklinde iki alt grup oluşturuldu.

Bu dört alt grup arasında sosyodemografik değişkenler açısından yaş (F=0.53, p>0.05), cinsiyet (χ2=3.8, p>0.05), medeni durum (χ2=4.03, p>.05), çocuk sayısı (F=0.39, p>0.05), öğrenim durumu (χ2=8.18, p>0.05), çalışma durumu (χ2=2.37, p>0.05), bedensel hastalık varlığı (χ2=5.59, p>0.05), ailede bedensel hastalık varlığı (χ2=1.99, p>0.05), destek sisteminin olup olmaması (χ2=2.58 p>0.05), geçmiş psikiyatrik hastalık varlığı (χ2=2.22, p>0.05), sigara (χ2=4.7, p>0.05) ve madde (χ2=5.16, p>0.05) kullanımı açısından anlamlı fark yoktu.

Baş ağrısı hastalık süresi ve ailede baş ağrısı varlığı, baş ağrısı grubunda anlamlı oranda yüksekti. Ailede psikiyatrik hastalık varlığı ve kişilerin duyumsadığı öznel stresör varlığı ise psikiyatrik hasta grubunda anlamlı olarak fazlaydı (p<0.001).

Baş ağrısı hastalarının 57’sinde (%80.3) eş tanılı psikiyatrik hastalık saptandı. Ağrı bozukluğu (9 kişi) ve genel tıbbi duruma bağlı ağrı bozukluğu (3 kişi) tanısı olan 12 kişi dışında baş ağrısı grubunda 45 (%63.4) kişide psikiyatrik eş tanı vardı. Bu hastaların 38’inde (%84.4) bir psikiyatrik hastalık, 7 (%15.6)’sinde iki psikiyatrik hastalık saptandı. Psikiyatrik hastalık grubunda ise eş tanılı psikiyatrik hastalığı olan 5 (%7.0) kişi vardı (Tablo 1).

Psikiyatrik başvuru grubunda depresif bozukluklar 46 (%64.8) kişide, baş ağrısı grubunda 29 (%40.8) kişide saptanmış olup aradaki fark anlamlıydı. Anksiyete bozuklukları tanısı ise baş ağrısı grubunda 20 (%28.2), psikiyatrik başvuru grubunda 27 (%38.0) kişide saptandı; ancak gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı. Ağrı bozukluğu, baş ağrısı grubunda 34 (%47.9), psikiyatrik başvuru grubunda 2 (%2.8) kişide saptandı, aradaki fark anlamlıydı. Eş tanılı bedensel hastalık varlığı, geçmiş psikiyatrik hastalık varlığı, sigara ve madde kullanımı gibi klinik özellikler açısından karşılaştırıldığında gruplar arası fark anlamlı değildi (Tablo 1).

Gruplar arasında baş ağrısı hastalık süreleri karşılaştırıldığında baş ağrısı grubunda süreler daha uzun bulunmuştur. Baş ağrısı grubundaki hastaların baş ağrısı yakınması 1-12 aydır sürenler 19 (%26.8), 13-60 aydır sürenler 25 (%35.2), 60 ay ve üzerinde sürenler 27 (%38.0) kişiydi. Psikiyatrik başvuru grubunda bu değerler sırasıyla 13 (%29.5), 25 (%56.8) ve 6 (%13.6) şeklindeydi. Gruplar arasındaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş, farkın migren ve baş ağrısı olan psikiyatrik hastalardan kaynaklandığı görülmüştür (Tablo 2).

Öte yandan baş ağrısı olan grupta GKÖ ile saptanan ağrı şiddeti puan ortalaması 7.23 iken psikiyatrik hasta grubunda 3.42 idi ve gruplar arasındaki fark ileri derecede anlamlıydı (p<0.001). Baş ağrısı olan üç alt grup arasında yapılan karşılaştırmada migrenlilerin baş ağrısı şiddeti, psikiyatrik başvuru grubunda baş ağrısı olan hastalardan anlamlı derecede yüksekti (Tablo 2).

Gruplar klinik özellikler açısından karşılaştırıldığında anksiyete bozukluğu, geçmiş psikiyatrik hastalık varlığı, bedensel hastalık varlığı açısından anlamlı fark yoktu. Ağrı bozukluğu tanısı psikiyatrik başvuru grubunda baş ağrısı olmayanlarda %3.7, baş ağrısı olanlarda %2.3 oranında görülürken; baş ağrısı grubunda migreni olanlarda %16.3. gerilim tipi baş ağrısı olanlarda %100 oranında görülmekteydi. Gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı. Bu farkın baş ağrısı grubundan, özellikle gerilim tipi baş ağrısı alt grubundan kaynaklandığı görülmektedir (Tablo 2).

Depresif bozukluklar (major depresyon, depresif mizaçlı uyum bozukluğu, distimi) psikiyatrik başvuru grubunda baş ağrısı olmayanlarda %55.6, baş ağrısı olanlarda %70.5 oranında görülürken; baş ağrısı grubunda migreni olanlarda %41.9, gerilim tipi baş ağrısı olanlarda %40.7 oranında görülmekteydi. Gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı. Bu farkın ana gruplardan kaynaklandığı görülmektedir (Tablo 2).

Baş ağrısı hastalarının 57’sinde (%80.3) psikiyatrik hastalık saptanırken 14’ünde (%19.7) hiçbir psikiyatrik hastalık saptanmamıştır. Nöroloji polikliniğinde gerilim tipi baş ağrısı tanısı konulan tüm hastalara MINI psikiyatrik görüşme ile muayene edildiğinde psikojen ağrı bozukluğu tanısı konulmaktaydı. Bu nedenle gerilim tipi baş ağrılarının tümünün psikiyatrik eş tanıları vardı (27 gerilim tipi baş ağrısı hastasında 50 psikiyatrik eş tanı). Gerilim tipi baş ağrısı olanların 18’inde (%66.6) ağrı bozukluğu dışında da psikiyatrik hastalık saptanmıştır. Bu 18 kişide ağrı bozukluğu dışında eş tanı olarak anksiyeteli uyum bozukluğu, depresif duygudurumlu uyum bozukluğu, major depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, sosyal fobi, yaygın anksiyete bozukluğu, premenstrüel sendrom saptanmıştır (Tablo 3).

Migren baş ağrısı olan hastaların 13’ünde (%30.23) psikiyatrik hastalık yoktu; 30’unda (%69.8) psikiyatrik hastalık saptanmıştır (psikiyatrik hastalığı olan 30 migrenli hastada 36 psikiyatrik eş tanı). Psikiyatrik hastalık saptanan migren hastalarının 3’ünde yalnızca genel tıbbi duruma bağlı ağrı bozukluğu (GTBA), 4’ünde başka bir psikiyatrik hastalıkla eştanılı GTBA saptanmıştır. Ağrı bozukluğu tanıları dışlandığında da migrenli hastalarda psikiyatrik eştanı oranı %62.9 bulundu. Migren baş ağrısı olan hastalarda saptanan psikiyatrik tanılar: GTBA, anksiyeteli uyum bozukluğu, depresif duygudurumlu uyum bozukluğu, distimi, majör depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, sosyal fobi, yaygın anksiyete bozukluğu, premenstrüel sendrom idi. Küme tipi baş ağrısı olan bir hastada psikiyatrik hastalık saptanmamıştır (Tablo 4).

TARTIŞMA

Türkiye’de erişkinlerdeki ağrı yaygınlığının %63.7, çalışmaya katılanların %34.4’ünün ilk bildirdiği ağrı bölgesinin baş olduğu saptanmıştır (14). Ülkemizde bir nöroloji polikliniğinde yapılan bir araştırmada başvuran hastaların %65.9’unun baş ağrısı yakınmasıyla başvurduğu, %26.2’sinin erkek, %73.8’inin kadın olduğu bildirilmiştir (15). Öte yandan MİRA Nöroloji Çalışma Grubu’nun yaptığı, Türkiye genelinde 41 nöroloji merkezinde bir hafta içinde polikliniğe başvuranlar arasından rastlantısal yöntemle seçilmiş 3680 hasta (%62.9 kadın, %37.1 erkek) üzerinde yapılan büyük ölçekli bir araştırmada tüm hastaların %66.4’ünün baş ağrısı vardı (%35.1’inin birincil başvuru nedeni, %31.3’ünün yakınmaları arasında baş ağrısı). Baş ağrısı olanların da %48.8’i migren, %31.8’i GTB, 18.9’u ise başka tür baş ağrısı olarak saptanmıştır (16). Araştırmamızda birincil başvuru yakınması baş ağrısı olan nöroloji hastalarının tüm poliklinik hastalarına oranı (%27.2) MİRA çalışmasındakine göre daha düşük bulunmuştur. Yakınmaları arasında baş ağrısı bulunanlar dışlandığından bunların toplamdaki oranı bilinmemektedir.

Somatik yakınmaları nedeniyle psikiyatri polikliniğine başvuran ya da gönderilen hastalarda yapılan bir araştırmada baş ağrısının en sık görülen ikinci yakınmayı (%39) oluşturduğu bildirilmiştir (17). Psikiyatri kliniğinde baş ağrısı prevalansını değerlendirmek için yapılan bir çalışmada hastaların yalnızca %32.3’ünün baş ağrısı yakınması olduğu; bu hastaların %13.7’sinde migren, %12.6’sinde gerilim tipi baş ağrısı tanısı konulduğu bildirilmiştir (18). Farklı psikiyatrik tanılarla izlenen bu hastalarda anksiyete bozukluğunda %8.3, major depresyonda %3.8, panik bozukluğunda %0.03, distimide %0.3 ve travma sonrası stres bozukluğunda (TSSB) %0.3 eş tanılı migren saptanırken; gerilim tipi baş ağrısı yaygın anksiyete bozukluğunda %5.4, major depresyonda %5.4, panik bozukluğunda, obsesif kompulsif bozuklukta %0.03 ve TSSB’da %0.03 sıklıkla saptanmıştır (18).

Asıl başvurusu ruhsal sorun olan psikiyatrik hasta grubunda aktif baş ağrısı yakınması olan hastaların oranı % 62 idi. Bu hastalarda baş ağrısı dışındaki ağrı yakınması sorgulanmamıştır. Bununla birlikte bildirilen baş ağrısı toplum oranlarına göre daha yüksek bulunmuştur. Psikiyatrik bozukluklar ile baş ağrısı arasında bir koşutluk görülmektedir. Her iki durumun da diğerinin başlangıç riskini benzer oranlarda arttırdığı ve her bir hastalığın ötekini farklı bir mekanizmayla kolaylaştırdığı düşünülebilir.

Psikiyatrik eştanılılık, tedavi için başvuran, özellikle uzman hekime başvuran baş ağrısı hastalarında gerçekte görece olarak yaygındır ve baş ağrısı tedavisinin planlanmasında önemli bir konudur (4,19). Sıklıkla baş ağrısı tedavisinin olumsuz bir önbilisel (prognostic) göstergesi olarak kabul edilmektedir (19,20). Juang ve arkadaşlarının (21) bir çalışmasında migren hastalarının %78’ine psikiyatrik eş tanı konulmuş, bunların %57’sinde depresyon, %11’inde distimi, %30’unda panik bozukluğu, %8’inde yaygın anksiyete saptanmıştır. Kronik gerilim tipi baş ağrısı grubunda ise %64 psikiyatrik eş tanı konulmuş, %51’inde depresyon, %8’inde distimi, %22’sinde panik bozukluğu ve %1’inde yaygın anksiyete saptanmıştır. Yaş ve cinsiyet kontrol edildiğinde hem depresyon, hem de anksiyete kadınlarda daha sık saptanmıştır. Bir Brezilya çalışmasında migrenli hastaların %85.8’inde değişik derecelerde (%27.1 hafif, %37.2 orta ve %21.5 ağır) depresyon saptanmıştır (22).

Baş ağrısı hastalarının çoğunda eşlik eden psikiyatrik hastalık bulunmamasına karşın, yine de bu hastalarda depresyon veya anksiyete bozukluğu görülme olasılığının özellikle migren ve kronik gerilim tipi baş ağrısı olanlarda baş ağrısı olmayan kişilere göre yaklaşık 2-5 kat arttığı bildirilmektedir (4,23). Migreni olan hastalarda major depresyon ve özkıyım riskinin migren dışı baş ağrısına göre 2.2-4 kat arttığı (24,25) ve depresyon varlığı dikkate alınmaksızın özkıyım olasılığının yüksek olduğu gösterilmiştir (25,26). Duygulanım bozukluklarının migrenlilerde genel nüfusa oranla 3 kat fazla olduğu ve hastaneye başvuran migrenlilerde bu oranın arttığı görülmektedir (4). Migren hastalarında görülen major depresyon (%34), distimi (%9), bipolar duygudurum bozukluğu tip II (%4), manik dönem (%5), panik bozukluğu (%11), yaygın anksiyete bozukluğu (%10), obsesif kompulsif bozukluk (%9), fobiler (%40) ve nikotin bağımlılığı (%33) gibi psikiyatrik eş tanıların yaşam boyu yaygınlık oranının kontrol gruplarına göre daha sık olduğu belirtilmektedir (4,27). Yineleyici baş ağrısı olmayan bireylere kıyasla, migreni veya gerilim-tipi baş ağrısı olan hastalarda psikiyatrik hastalıklar orantısızca daha yüksek görülmektedir. Bu eştanılılık hem epidemiyolojik, hem klinik çalışmalarda belirtilmektedir (1,4).

Anksiyete ve depresyon baş ağrısı olmayan bireylere kıyasla kronik gerilim tipi baş ağrısı olan bireylerde daha yaygın görülmektedir (27,28). Çok merkezli bir araştırmada, gerilim tipi baş ağrısı olan hastalar eşit hasta sayılı iki grup halinde karşılaştırılmış, kronik gerilim tipi baş ağrısı olanların %84’ünde, epizodik gerilim tipi baş ağrısı olanların %70’inde en az bir psikiyatrik eştanı görülmüştür (29).

Ülkemizde aurasız migren ve epizodik gerilim tipi baş ağrısı hastalarında psikiyatrik eştanıların araştırıldığı 45 hasta ile yapılan bir çalışma yayımlanmıştır. Bu çalışmada MINI ile yapılan tanısal değerlendirmede epizodik gerilim tipi baş ağrısı hastalarının tümüne psikojenik faktörlerle ilgili ağrı bozukluğu tanısı konulduğu; bu hastaların %72’sinde baş ağrısına başka bir psikiyatrik hastalığın eşlik ettiği ve en yaygın görülen psikiyatrik hastalığın distimi (%56) olduğu bildirilmiştir. Aynı çalışmada aurasız migren hastalarının %41.4’ünde psikiyatrik hastalık tanısı konulmuş olup; %26.7’sinde distimik bozukluk, %6.7’sinde OKB tanısı konulmuştur (30).

Bizim çalışmamızda baş ağrısı olan hastaların %80.3’ünde psikiyatrik eş tanı saptanmıştır. Migren hastalarının %69.8’ine, gerilim tipi baş ağrısı olanların tümüne en az bir psikiyatrik tanı konulmuştur. GTB hastalarının tümü, MINI ile yapılan psikiyatrik görüşmede ağrı bozukluğu tanısı ölçütlerini karşılamış, oysa migreni olan hastaların yalnızca 7’sinde (%9.9) bu ölçütler karşılanmıştır. Ağrı bozukluğu gerilim tipi baş ağrısı olanlarda anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Ağrı bozukluğu dışlandığında da gerilim tipi baş ağrısı olan hastaların %66.6’sında, migrenlilerin ise %62.9’unda psikiyatrik eştanı saptanmıştır.

Ağrı bozukluğunun ve gerilim tipi baş ağrısının tanı ölçütleri arasında belirgin ortak noktalar bulunması aynı kişiye psikiyatri ve nöroloji tarafından farklı tanılar konmasının kuramsal temelini oluşturmaktadır. Gerilim tipi baş ağrısı “başın iki yanında, sıkışma- ağırlık tarzında künt (zonklamayan), hafif veya orta şiddette, beden etkinlikleriyle artmayan, bulantı ve kusma eşliği olmayan, fotofobi ve fonofobiden en çok biri ile birlikte olabilen ve altta yatan sistemik ya da nörolojik bir bozukluk saptanmamış ve 30 dakika – 7 gün arasında süren baş ağrısı atakları” olarak tanımlanmaktadır. Tanı için en az 10 atak gerekmekte ve ayda 1-15 gün, yılda 15 -180 gün ölçütünün altında kalanlara epizodik, üstüne çıkanlara kronik GTB tanısı konmaktadır. Bu özellikler psikiyatrist tarafından (yapılandırılmış tanı ölçekleriyle nesnelleştirilmiş olarak) başa odaklanmış bir “ağrı bozukluğu” tanısına da dayanak oluşturmaktadır. GTB’si olan hastaların tümüne ağrı bozukluğu tanısı konmuş olmasının nedeni budur. Bu sorun psikiyatri ile nöroloji bilim dallarının ortak çabasıyla aydınlığa kavuşacak gibi gözükmektedir.

Hem migrenli hem de GTB’li hastaların 2/3’ünde ağrı bozukluğu dışında psikiyatrik eş tanı saptanması, bir önceki paragrafta sözü edilen tanı ölçütleri arasındaki örtüşmeden daha geniş bir kesişmeyi ifade etmektedir. Bu ölçüde (2/3) bir kesişmenin baş ağrılarını “psikiyatrik hastalığa bağlı” olan-olmayan olarak ayırt etmeyi güçleştirdiğini, bu yönde daha ayrıntılı ayırıcı tanı ölçütlerine gereksinim olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Somatoform bozuklukların sıklığı üzerine Avrupa’da yapılan epidemiyolojik bir araştırmada ağrı bozukluğunun 1 yıllık yaygınlığı %0.6 bulunmuştur (31). Almanya’da yetişkin popülasyonunda ağrı bozukluğu prevalansının araştırıldığı bir çalışmada yaşam boyu yaygınlık DSM-III-R’ye göre %33.7; DSM- IV’e göre %12.3 bulunmuştur. 6 aylık yaygınlık içinde baş ağrısı DSM-III-R’ye göre erkeklerde %20.7; kadınlarda %28.5; DSM- IV’e göre yaygınlığı erkeklerde %29.1; kadınlarda %37.7 bulunmuştur (32). Ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı araştırmada %8.4 gibi yüksek bir yaygınlık bulunmuş olup birinci basamak sağlık kurumlarına başvuranlarda da yaygınlığı %31 olarak saptanmıştır (33). Batıda yapılan çalışmalarda sıklığının daha düşük olması sağlık kayıtlarının gözden geçirilerek yanlış tanı konma olasılığının azaltılmasına bağlanmıştır (34,35). Bizim çalışmamızda ağrı bozukluğu yaygınlığı baş ağrısı grubunda %47.9; psikiyatrik başvuru grubunda %2.8 bulunmuştur.

Ağrı bozukluğu dışlandığında baş ağrısı grubunda psikiyatrik eş tanı 45 (%63.4) kişide saptandı (27 migren, 18 gerilim tipi baş ağrısı) ve bu hastaların 38’inde (%84.4) bir psikiyatrik hastalık, 7’sinde (%15.6) iki psikiyatrik hastalık saptandı. Psikiyatrik hastalık grubunda ise 64 (%90.1) kişide bir psikiyatrik hastalık, 7 (%9.9) kişide iki psikiyatrik hastalık saptandı.

Baş ağrısı hastalarında duygudurum bozuklukları saptanma sıklığı migrenlilerde %41.9, gerilim tipi baş ağrısında %40.7 olup bu oranlar psikiyatrik başvuru grubundaki baş ağrısı olanlarda %70.5; baş ağrısı olmayanlarda %55.6 bulunmuştur. Duygudurum bozukluğu, görülme sıklığı açısından baş ağrısı olan psikiyatrik başvuru grubunda, diğer gruplara oranla anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Baş ağrısı olan kişilerde duygudurum bozukluklarının sık görüldüğü bilgisiyle uyuşmaktadır. Ancak bu birlikteliğin etyolojik bağlantısı hakkında kabul görmüş bir görüş henüz yoktur ve bu konu yapılacak araştırmaları beklemektedir.

Baş ağrısı hastalarında anksiyete bozuklukları saptanma sıklığı migrenlilerde %23.3, gerilim tipi baş ağrısında %37 olup, bu oranlar psikiyatrik başvuru grubundaki baş ağrısı olanlarda %29.5, baş ağrısı olmayanlarda %51.9 bulunmuştur. Baş ağrısı olmayan psikiyatrik hasta grubunda diğer gruplara göre daha yüksek bulunmasına karşın, gruplar arasındaki fark anlamlı değildi. Anksiyete bozukluğunun psikiyatrik başvuru grubunun baş ağrısı olmayanlarında, baş ağrısı grubunda ise GTB’lilerde yüksekliği dikkat çekicidir. Hem gruplar arasında fark olmaması, hem psikiyatrik başvuru grubunda baş ağrısı olmayanlarda anksiyete bozukluğu yüksekliği, anksiyetenin baş ağrısı ile ilişkisinin duygudurum bozuklukları kadar yakın olmadığını düşündürmektedir.

Çalışmamızda migren hastalarının %55.8’inde tek, %14.0’ünde 2 psikiyatrik eş tanı saptanmış; gerilim tipi baş ağrısı olan hastaların %40.7 tek, %40.7’sinde iki, %3.5’ inde üç psikiyatrik eş tanı konulmuştur. Baş ağrısı hastaları üzerinde yapılan 8 yıllık bir izlem çalışmasında ise migrenlilerin %43.7’sinde tek, %21.9’unda çoğul psikiyatrik tanı konulmuş olup bu oranlar gerilim tipi baş ağrısı için sırasıyla %50 ve %30.6 olarak bulunmuştur (35). Çoğul psikiyatrik tanı açısından bizim örneklemimizde oranlar daha yüksek bulunmuştur.

Asıl başvurusu ruhsal sorun olan psikiyatrik hasta grubunda aktif baş ağrısı yakınması olan hastaların oranı %62 iken, baş ağrısı grubunda (ağrı bozukluğu dışında) psikiyatrik eştanı oranı %63.4’e varmaktadır. İki grup arasındaki karşılıklı eştanı oranları çok yakındır. Öte yandan psikiyatrik başvuruda bulunan hastaların yalnızca %9.9’unda ikinci bir psikiyatrik hastalık görüldüğü halde, baş ağrısı grubunda %63.4 hastanın 5/6’sında bir, 1/6’sında iki psikiyatrik eştanı saptanmıştır. Oysa psikiyatrik hastaların yalnızca %9.9’unda iki psikiyatrik eştanı görülmüştür.

Psikiyatrik eş tanı sıklığında anlamlı cinsiyet farklılıkları bulunmaktadır. 30 yaşındaki kadınlarda yaşam boyu tanı konma oranı erkeklere kıyasla migren için %24’e karşı %9 ve majör depresyon için %24’e karşı %13 bulunmuştur. Kadınlarda genç ergenlikte migren için ve yaklaşık 20 yaşından sonra majör depresyon için riskin göreceli olarak arttığı gözlenmektedir. Uzunlamasına araştırma verileri erkeklere kıyasla, kadınların migren geliştirme eğiliminin 4 kat ve majör depresyon geliştirme riskinin 2 kat fazla olduğu bulunmuştur (4,36). Örneklemimizde kadın / erkek oranı 7/1 olarak saptanmış olup, kadınlardaki baş ağrısı eğilimini yansıtmakla birlikte, buradan topluma genellenebilen bir sonuç çıkarmak olanaksızdır.

Örneklemimizdeki hastaların baş ağrısı şiddeti GKÖ ile değerlendirildiğinde migrenlilerin bildirdiği ağrı şiddeti, psikiyatrik hastaların baş ağrısı olanlarından anlamlı oranda yüksekti. UBAS’da migren tanısı konması için ağrı şiddetinin orta veya ağır olma şartı arandığından bu beklenen bir sonuçtu. Ancak gerilim tipi baş ağrısı grubuyla psikiyatrik başvuru baş ağrısı olan grup arasında ağrı şiddeti açısından anlamlı fark saptanmadı. Depresyonun somatik yakınmalarından biri olarak ortaya çıkan baş ağrısı özellikle gerilim tipi baş ağrısı tanısı için karıştırıcı bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerilim tipi baş ağrısında en sık görülen fizyolojik anormallik, depresyonda da görülebilecek kafa çevresi kaslarındaki gerilim artışı olduğundan, gerilim tipi baş ağrısı ile depresyonun somatik belirtisi olarak ortaya çıkan baş ağrısının ayırt edilmesi gerekmektedir (37).

Depresyon ve migren türü baş ağrısı ile ağrı şiddeti arasında iki yönlü bir ilişki ortaya konmuş ve depresyonun migren için bir risk olduğu rapor edilmiştir (24,38). Benzeri şiddetli baş ağrıları ile karşılaştırıldığında, migrende depresyon görülme sıklığının daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Basit psikiyatrik yakınmaları olan olgularda migren sonrası depresyon gelişme riskinin 6 kat arttığı rapor edilmiştir (24).

Psikiyatrik hastalıkların seyri sırasında ortaya çıkan baş ağrıları UBAS’ da ikincil baş ağrıları olarak sınıflandırılmaktadır. Günümüzde baş ağrısının psikiyatrik nedenleri üzerine var olan tıbbi yazın çok yetersizdir. Ancak bir takım çalışmalar psikiyatrik hastalıklarla baş ağrısı arasındaki en yaygın ilişkinin nedensellikten çok iki yönlü ilişki modeli olduğunu göstermiştir. Bu ilişki özellikle migren ve duygulanım bozukluklarında daha net görülmektedir. Migren gibi birincil baş ağrısı bozuklukları ile çeşitli psikiyatrik bozukluklar altında yatan nörokimyasal özellikler birçok yönden benzerlik göstermektedir. Ancak her ne kadar bu tip ilişkiler daha sık görülse de, bu durum nedensel ilişkinin görülebilme olasılığını ortadan kaldırmamaktadır. Ancak sınıflama sistemi oluşturucularının da vurguladığı gibi, baş ağrısı ile psikiyatrik bozukluklar arasında nedensel ilişki kurulabilmesi için, baş ağrısı yalnızca psikiyatrik bozukluğun seyri sırasında görülüyor olmalı ve baş ağrısı ile birlikte psikiyatrik bir bozukluğun diğer belirtileri de sürmelidir (3,39). Psikiyatrik bozukluklara bağlı ikincil baş ağrıları (PİBA / Headaches secondary to psychiatric disorders: HSPD) üzerine yapılan geriye dönük bir araştırmada; PİBA tanısının pratikte sık kullanılmadığı, kullanıldığında ise UBAS II’nin tanı ölçütünün tam uygulanmadığı ve “Baş ağrısı yalnızca psikiyatrik bozukluğun seyri sırasında görülmektedir” ölçütünün dikkate alınmadığı görülmüştür. Yalnızca atipik baş ağrılarına değil, çoğu zaman gerilim tipi ve migrene uyan tanımlara da PİBA tanısı konulduğu bildirilmiştir. PİBA tanısına eşlik eden psikiyatrik bozukluklar arasında yer aldığı halde, uygulamada somatizasyon bozukluğuna bağlı baş ağrısı tanısının depresyon ve genellenmiş anksiyeteye bağlı olanlar kadar konulmadığı saptanmıştır (40).

Gerilim tipi baş ağrısı ile ilgili psikiyatri ve nörolojinin tanı ölçütlerindeki örtüşmenin yol açtığı tanı sorunları yanında yüksek oranlarda eştanı saptanmasının baş ağrısı sendromuna yol açan ruhsal etmenlerin ayrıştırılmasının bu sendromun tedavisine önemli katkı sağlaması beklenebilir.

Araştırma sonuçları yorumlandığında, psikiyatrik hastalarda bir belirti olarak saptanan baş ağrısının toplum oranlarından yüksek ve nöroloji polikliniğine baş ağrısı yakınmasıyla başvuranların oranına yakın olması, bu belirtiye psikiyatristlerin dikkat etmesi gerektiğini düşündürmektedir. Psikiyatrik bozukluklar ile baş ağrısı arasındaki koşutluk ve karşılıklı tetikleme olasılığı, nörologların eşlikçi psikiyatrik bozukluk varlığını kuvvetli bir olasılık olarak düşünmeleri için önemli bir uyarı sayılmalıdır. Hastanın değerlendirilmesinde ve tedavi düzenlemesinde psikiyatrik bozuklukların ihmal edilmesinin olumsuz sonuçları tahmin edilebilir. Kuşkusuz hastalıkların saptanması kadar, etkin tedavisi için bu iki tıp dalının işbirliği kaçınılmaz olacaktır.

Benzer araştırmalarla da görüldüğü gibi UBAS ölçütlerine göre varılan gerilim tipi baş ağrısı tanısının, DSM-IV ölçütlerine göre varılan ağrı bozukluğu tanısıyla örtüşmesinin yol açtığı karışıklık dikkat çekicidir. Her ikisinde de “bedensel etyolojik etmenin saptanmaması” bir tanı ölçütü olarak tanımlanmış olduğundan bu örtüşme bir rastlantı değil süreklilik taşımaktadır. Gerilim tipi baş ağrısında fizyolojik etmenin kafa çevresi kaslarındaki gerginlik olarak tanımlanması, buna karşılık bu kas gerginliğinin nedenlerinin henüz alacakaranlıkta kalması, bu yöndeki belirsizlik aydınlanmadan bu örtüşmenin oluşturduğu karışıklığın sürmesine yol açmaktadır. Psikiyatrik bozukluklardaki baş ağrısının ve nörolojik baş ağrısının psikofizyolojisi üzerine yapılacak koşut araştırmaların hem genel olarak baş ağrısının etiyoloji ve psikofizyopatolojisini aydınlatmada, hem de tanı dizgelerindeki karışıklığı azaltmada önemli olacağı açıktır.

KAYNAKLAR

1. Karlıdere T. Baş ağrısına psikiyatrik yaklaşım. Türkiye Klinikleri Dergisi - KBB Özel Sayısı 2010; 3:58-65.

2. Amerikan Psikiyatri Birliği (2000). DSM-IV-TR Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı. Köroğlu E. (Çeviri Ed.). 2. Baskı, Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2005.

3. Headache Classification Committee of the International Headache Society. The International Classification of Headache Disorders. Second Ed. Cephalalgia 2004; 24(Suppl.1):9-160.

4. Lake AE, Rains JC, Penzien DB, Lipchik GL. Headache and psychiatric comorbidity: historical context, clinical implications, and research relevance. Headache 2005; 45:493-506.

5. Saper JR, Lake AE. Borderline personality disorder and the chronic headache patient: review and management recommendations. Headache 2002; 42:663-674.

6. Siva A. Baş ağrısı epidemiyolojisi. Türkiye Klinikleri Nöroloji Dergisi 2003; 1:94-97.

7. Kara H, Abay E. Kronik ağrıya psikiyatrik yaklaşım. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2000; 1:89-99.

8. Breslau N, Davis GC, Andreski P. Migraine, psychiatric disorders and suicide attempts: an epidemiological study of young adults. Psychiatry Res 1991; 37:11-23.

9. Castien RF, van der Windt DA, Dekker J, Mutsaers B, Grooten A. Effectiveness of manual therapy compared to usual care by the general practitioner for chronic tension-type headache: design of a randomised clinical trial. BMC Musculoskelet Disord 2009; 10:21.

10. Sheehan D, Janavs J, Baker Harnett-Sheehan K, Knapp E, Sheehan M, Lecrubier Y, Weiller Hergueta T, Amorim P, Bonora LI, Lépine JP. MINI Mini Uluslarararası Nöropsikiyatrik Görüşme, Türkçe Versiyon 5.0.0. Engeler A. (Çeviri ed.) İstanbul, Glaxo Smith Kline, 2004.

11. Price DD, McGrath PA, Rafii A, Buckingham B. The validation of visual analogue scales as ratio scale measures for chronic and experimental pain. Pain 1983; 17:45-56.

12. Eti-Aslan F. Ağrı değerlendirme yöntemleri. Cumhuriyet Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu Dergisi 2002; 6:9-16.

13. Güzeldemir ME. Ağrı değerlendirme yöntemleri. Sendrom 1995; 7:11-21.

14. Erdine S, Hamzaoğlu O, Özkan Ö, Balta E, Domaç M. Türkiye’de erişkinlerin ağrı prevalansı. Ağrı 2001; 13:22-30.

15. Çetinkaya Y, Tireli H. Bingöl ilinde nöroloji polikliniğine başvuran hastalarda baş ağrısı sıklığı. Nöropsikiyatri Arşivi 2005; 42:9-11.

16. Baykan B, Ertaş M, Karlı N, Akat-Aktaş S, Uzunkaya Ö, Zarifoğlu M, Siva A, Saip S, MİRA – Neurology Study Group. The burden of headache in neurology outpatient clinics in Turkey. Pain Pract 2007; 7:313-323.

17. Özmen E, Demet MM, Gülseren L, Kültür S: Somatik yakınmaları ile psikiyatri polikliniğine başvuranlarda DSM-III-R tanıları. Düşünen Adam Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi 1993; 6:16-21.

18. Koçer E, Değirmenci Y, Koçer A, Ataoğlu A. The frequency of headache in Turkish patients with psychiatric disorders. Yeni Symposium 2010; 48:132-138.

19. Lake AE 3rd. Behavioral and nonpharmacologic treatments of headache. Med Clin North Am 2001; 85:1055-1075.

20. Lipchik GL, Penzien DB. Psychiatric comorbidities in patients with headaches. Seminars in Pain Medicine 2004; 2:93-105.

21. Juang KD, Wang SJ, Fuh JL, Lu SR, Su TP. Comorbidity of depressive and anxiety disorders in chronic daily headache and its subtypes. Headache 2000; 40:818-823.

22. Mathew NT, Reuveni U, Perez F. Transformed or evolutive migraine. Headache 1987; 27:102-106.

23. Radat F, Swendsen J. Psychiatric comorbidity in migraine: a review. Cephalalgia 2005; 25:165-178.

24. Breslau N, Lipton RB, Stewart WF, Schultz LR, Welch KM. Comorbidity of migraine and depression: investigating potential etiology and prognosis. Neurology 2003; 60:1308-1312.

25. Baskin SM, Smitherman TA. Migraine and psychiatric disorders: comorbidities, mechanisms, and clinical applications. Neurol Sci 2009; 30(Suppl.1):61-65.

26. Breslau N, Davis GC, Andreski P. Migraine, psychiatric disorders, and suicide attempts: an epidemiologic study of young adults. Psychiatry Res 1991; 37:11-23.

27. Holroyd KA, Stensland M. Lipchik GL. Hill KR, O’Donnell FS, Cordingley G. Psychosocial correlates and impact of chronic tension-type headaches. Headache 2000; 40:3-16.

28. Puca F, Genco S, Prudenzano MP, Savarese M, Bussone G, D’Amico D, Cerbo R, Gala C, Coppola MT, Gallai V, Firenze C, Sarchielli P, Guazzelli M, Guidetti V, Manzoni G, Granella F, Muratorio A, Bonuccelli U, Nuti A, Nappi G, Sandrini G, Verri AP, Sicuteri F, Marabini S. Psychiatric comorbidity and psychosocial stress in patients with tension-type headache from headache centers in Italy. The Italian Collaborative Group for the Study of Psychopathological Factors in Primary Headaches. Cephalalgia 1999; 19:159-164.

29. Verri AP, Proietti Cecchini A, Galli C, Granella F, Sandrini G, Nappi G. Psychiatric comorbidity in chronic daily headache. Cephalalgia 1998; 18(Suppl.21):45-49.

30. Saygın MZ, Öztürk E, Koçer A, Lüleci A, Çalışkan M. Aurasız migren ile epizodik gerilim tipi başağrısı: psikiyatrik morbidite ve ayırt edici diğer özelliklerin araştırılması. Tıp Araştırmaları Dergisi 2005; 3:22-26.

31. Faravelli C, Salvatori S Galassi F, Aiazzi L, Drei C, Cabras P. Epidemiology of somatoform disorders: a community survey in Florence. Soc Psychiatry Psychiatr Epidemiol 1997; 32:24-29.

32. Grabe HJ, Meyer C, Hapke U, Rumpf HJ, Freyberger HJ, Dilling H, John U. Somatoform pain disorder in the general population. Psychother Psychosom 2003; 72:88-94.

33. Kılıç C. Erişkin nüfusta ruhsal hastalıkların yaygınlığı, ilişkili faktörler, yeti yitimi ve ruh sağlığı hizmeti kullanım sonuçları. In: Erol N, Kılıç C, Ulusoy M, Keçeci M, Şimşek Z (editors). Türkiye Ruh Sağlığı Profili. Ankara: T. C. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 1998, 77-94.

34. Sağduyu A, Rezaki M, Rezaki BG, Kaplan İ, Özgen G. Somatoform ağrı bozukluğu: Tanımlayıcı özellikler ve diğer ruhsal bozukluklarla ilişkileri. Turk Psikiyatri Derg 1999; 10:21-32.

35. Guidetti V, Galli F, Fabrizi P, Giannantoni AS, Napoli L, Bruni O, Trillo S. Headache and psychiatric comorbidity: Clinical aspects and outcome in an 8-year follow-up study. Cephalalgia 1998; 18:455-462.

36. Wang SJ, Liu HC, Fuh JL, Liu CY, Wang PN, Lu SR. Comorbidity of headaches and depression in the elderly. Pain 1999; 82:239-243.

37. Bussone G. Chronic migraine and chronic tension-type headache: different aspects of the chronic daily headache spectrum. Clinical and pathogenetic considerations. Neurol Sci 2003; 24(Suppl.2):90-93.

38. Breslau N, Schultz LR, Stewart WF, Lipton RB, Lucia VC, Welch KM. Headache and major depression: is the association specific to migraine? Neurology 2000; 54:308-313.

39. Loder E, Biondi D. Headache attributed to psychiatric disorder: a case series. Psychosomatics 2005; 46:326-333.

40. Radat F, Milowska D, Valade D. Headaches secondary to psychiatric disorders (HSPD): a retrospective study of 87 patients. Headache 2011; 51:789-795.

MAKALE GÖNDER
11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi
DÜŞÜNEN ADAM BROŞÜRLERİ
KAPAK
Creative Commons Lisansı

Düşünen Adam : Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Düşünen Adam - Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Yayıncı
Yerküre Tanıtım ve Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.