Sentetik kannabinoid kullanımı nedeniyle polikliniğe başvuran hastaların klinik özellikleri ve laboratuvar sonuçları
Muge Bozkurt, Gokhan Umut, Cuneyt Evren, Vahap Karabulut
Makale No: 7   Makale Türü:  Kısa Araştırma
Amaç: Sentetik kannabinoidler (SK) kannabinoid reseptörleri üzerinde agonistik etki gösteren psikoaktif maddelerdir. Çalışmamızın amacı SK kullanımı nedeniyle Alkol Madde Araştırma, Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM) İstanbul polikliniğine başvuran hastaların sosyodemografik özelliklerini, SK kullanım özelliklerini, SK’lerin klinik etkilerini ve yoksunluk bulgularını araştırırken aynı zamanda tarama (enzim immunoassay) yöntemi ile hastaların idrar örneklerinde SK’lerin analizini yapabilmekti.

Yöntem: AMATEM İstanbul polikliniğine 28.08.13-2013.02.2014 tarihleri arasında başvuran ve SK kullandığını bildiren ardışık 158 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar sosyodemografik ve klinik veri formu ile birlikte değerlendirildi ve hastalardan idrar örneği alınarak SK için tarama testi uygulandı.

Bulgular: Hastaların 135’i (%86.0) SK kullanımından önce esrar kullandığını, 19 (%12.1) kişi ise ilk madde olarak SK kullanmaya başladığını bildirdi. Kullanım nedeni 143 (%92.3) kişi için SK’in yarattığı rahatlama hissiydi. Hastaların 108’inin (%70.1) daha önce başarısız bırakma girişimleri olmuştu. İdrar örneği alınabilen 120 hastanın 104’ünde (%86.7) SK için kullanılan tarama testi pozitif olarak saptandı.

Sonuç: Çalışmamız Türkiye’de SK’lerin kullanım özelliklerini ve klinik etkilerini araştıran ve SK tarama testi sonuçlarıyla birlikte değerlendiren ilk çalışma olması açısından önemlidir.
Anahtar Kelimeler: Esrar, laboratuar, sentetik kannabinoidler
Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi: 2014;27:328-334
Tüm Metin:

7

GİRİŞ

Sentetik kannabinoidler (SK) kannabinoid reseptörleri üzerinde agonistik etki gösteren ve kannabisin aktif metaboliti olan Δ9-tetrahidrokannabinole (Δ9-THC) benzer etkileri olan psikoaktif maddelerdir (1). SK içeren ürünler Avrupa’da “Spice”, Amerika’da “K2”, Avusturalya’da “Kronic” (2), Türkiye’de ise “Bonzai” veya “Jamaika” olarak adlandırılmaktadır. SK’ler genelde Çin’de üretilmekte sonrasında toz halinde dünyaya dağıtılmaktadır (1). SK’ler aseton ya da metanol gibi çözücüler kullanılarak bitki karışımlarının üzerine püskürtüldükten sonra kurutulmakta ve paketlenerek satılmaktadır (1). Bu karışımlar genelde esrara benzer biçimde sigara şeklinde tüketilmektedir (3).

SK içeren 140’ın üzerinde ürün tanımlanmıştır (4) ve bu ürünler içerdikleri SK çeşidine ve miktarına göre farklılık gösterdiği gibi (5) SK’ler dışında psikoaktif etkinlik gösteren başka maddeleri de içermektedir (6-9). SK’lerin yüksek potensli ve kısa yarı ömürlü olması güçlü bir etki oluşmasına neden olurken (3), karışımların heterojen yapısı SK kullanımı sonrası ortaya çıkacak klinik etkilerin karmaşık olmasına yol açar. SK’lere bağlı olarak gelişen psikotik ve affektif belirtilerin yanında suicid ya da homicid riskinin var olduğu tablolar da psikiyatri klinikleri için önemli bir problem haline gelmiştir (10). Ayrıca SK’lerin psikoaktif etkilerinin yanında nöbetler, miyokard infarktüsü (MI) ve böbrek yetmezliği gibi ciddi yan etkileri olduğu da ortaya konmuştur (11-13).

SK’ler ilk piyasaya sürüldüklerinde yasal olmaları, madde tarama testlerinde saptanmıyor oluşları ve esrardan daha güvenli olduklarına dair bir algı oluşturulmuş olması nedeniyle hızla yaygınlaşmış ve ciddi bir problem haline gelmiştir (3,14,15). 2009’dan beri yeni tanımlanan 251 yeni psikoaktif maddenin %24’ünü SK’ler oluşturmaktadır (16). Günümüzde bir yandan SK’lere yönelik yasal düzenlemeler yapılırken bir yandan da tarama testleri için yöntemler geliştirilmekte ve yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır (17). Ayrıca SK’lerin farmakolojik özelliklerini ve klinik etkilerini aydınlatmaya yönelik araştırmalar da yürütülmektedir. Ancak ülkemizde Gurdal ve arkadaşlarının (5) SK içeren ürünlerde yapılan analiz sonuçlarını içeren çalışmaları dışında SK’lerle ilgili yapılmış bir çalışma bulunmamaktadır. Bunun yanında bizim kliniğimiz de dahil olmak üzere Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde SK’lere yönelik rutin tarama testleri henüz uygulanamamaktadır.

Bu çalışmanın amacı SK kullanımı nedeniyle Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alkol Madde Araştırma, Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM) polikliniğine başvuran hastaların sosyodemogrofik özelliklerini, SK kullanım özelliklerini (süre, miktar, yöntem), SK’lerin yarattığı klinik etkileri ve yoksunluk bulgularını araştırırken aynı zamanda hastanemizde uygulanması planlanan tarama (enzim immunoassay) yöntemi ile hastaların idrar örneklerinde SK’lerin analizini yapabilmekti.

YÖNTEM

AMATEM polikliniğine 28.08.2013 ile 13.02.2014 tarihleri arasında başvuran ve SK kullandığını bildiren ardışık 158 hasta çalışmaya dahil edilerek sosyodemogrofik veri formu ile birlikte değerlendirildi. Bu hastalardan idrar örneği de alınarak 120 olguya SK için tarama testi uygulandı. Çalışma hakkında ayrıntılı bilgi verildikten sonra hastaların yazılı onamları alındı.

Hastaların çalışmaya dahil edilebilmeleri için son 2 aydır tercih maddelerinin SK olması ve son 2 hafta içerisinde SK kullanmış olmaları gerekiyordu. SK kullanımı dışında başka bir madde kullanım bozukluğu olan hastalar çalışmaya dahil edilmedi.

Bütün hastaların sosyodemogrofik özellikleri ve SK kullanımları ile ilgili klinik özellikleri yarı yapılandırılmış veri formu ile değerlendirildi. Hastalara SK kullanım süreleri, miktarları, bırakma girişimleri ile ilgili soruların yanında SK kullanım nedenleri, SK’le yaşadıkları olumsuz etkiler ve yoksunluk bulgularını içeren sorular da yöneltildi. Soruların büyük bölümünde hastaların kendi cevaplarını verebilecekleri “diğer” seçeneği de yer alıyordu.

Laboratuvar analizi için 158 hastanın 120’sinden idrar örneği alındı ve enzim immünoassay yöntemi (Immunanalysis K2 Enzyme Immunoassay) ile SK tarama testi yapıldı. Kullanılan kit idrarda JWH-018, JWH-073, AM-2201’i ve metabolitlerini saptayabiliyordu ve pozitif sonuç için kesme değeri 20ng/mL olarak bildirilmişti. Alınan örnekler hastanemizdeki laboratuarda 2 kez çalışıldıktan sonra bunlardan 100 tanesi kontrol için bir kez de dış laboratuarda incelendi.

İstatistiksel analiz

Veriler ortalama, standart sapma ve yüzdeler ile değerlendirildi.

BULGULAR

Sosyodemografik Özellikler

SK kullanımı olan hastaların %5.1’i (n=8) kadındı. Yaş ortalaması 26.1±7.1 (18-53 yaş arası) idi. Büyük çoğunluğu bekardı (%67.1, n=106) ve ailesi ile yaşıyordu (%96.2, n=152). Hastaların %42.4’ü (n=67) düzenli olarak, %51.9’u (n=82) düzensiz olarak çalışıyordu. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri Tablo 1’de gösterilmiştir.

SK Kullanım Özellikleri

Hastaların %70.3’ü (n=111) kullandıkları SK’in “Bonzai”, %8.2’si (n=13) “Jamaika” olduğunu belirtirken, %21.5’i (n=27) her ikisini de kullandığını söylemişti. Hastaların %91.8’i son 4 gün içinde, %8.2’si ise son 4 gün ile 2 hafta içinde SK kullanmıştı. Katılımcıların %69.6’sı (n=111), SK’i sigara ile, %56.3’ü (n=89) kova-şaşal yöntemi ile, %3.2’si (n=5) folyo yoluyla kullanıyordu. Seksen yedi kişi (%55.1) SK’i yalnız kullandığını, 35 kişi (%22.2) bir grupla beraber kullandığını bildirirken, 34 kişi (%21.5) her iki şekilde de kullanıyordu. Günlük kullanım miktarı ortalama 2.7±2.2 (0.5-18.0) gramdı. Ortalama SK kullanım süresi 22.0±11.9 (2-60) ayken, ortalama düzenli kullanım süresi 17.2±12.0 (2-48) aydı. Son kullanılan doz ortalama olarak 13.0±10.9 (1-48) olarak bildirildi. Yüz otuz beş kişi (%86.0) SK kullanımından önce esrar kullandığını belirtirken 19 (%12.1) kişi ilk kullanmaya başladıkları maddenin SK olduğunu, 8 (%5.1) kişi ise daha önce başka bir madde kullandığını belirtmişti. Hastaların %92.3’ünde (n=143) SK kullanım nedeni SK’in yarattığı rahatlama hissiydi. Yüz sekiz kişinin (%70.1) daha önce başarısız bırakma girişimleri olmuştu (Tablo 2).

SK kullanımı ile Ortaya Çıkan Olumsuz Etkiler

ve Yoksunluk Belirtileri

Hastaların bildirdiği yoksunluk belirtileri sıklık sırasına göre huzursuzluk (n=118, %75.6) uykusuzluk (n=96, %61.5), iştahsızlık (n=70, %44.9), bulantı (n=30, %19.2) ve sinirlilikti (n=29, %18.6). On üç kişi (%9.5) ise yoksunluk belirtisi yaşamadıklarını bildirmişti. SK kullanımı ile ortaya çıkan olumsuz etkiler arasında susuzluk ve açlık hissi (n=90, %57.7), çarpıntı (n=89, %57.1), alınganlık (n=79, %50.6), sinirlilik (n=67, %42.9), varsanı (n=63, %40.4), cilt sorunları (n=54, %34.6), sanrı (n=25, %16.0) ve saç dökülmesi (n=19, %12.2) vardı. Üç kişi (%1.9) herhangi bir olumsuz etki bildirmemişti (Tablo 3).

Diğer Özellikler

Katılımcılardan 75 kişi (%47.5) SK’e ek olarak esrar, 46 kişi (%29.1) ecstasy, 12 kişi alkol (%7.6), 10 kişi (%6.4) eroin, 9 kişi (%6.6) kokain kullandığını belirtti. On bir (%7.0) hasta ek psikiyatrik hastalıkları olduğunu belirtirken, 15 (%9.5) kişi genel tıbbi hastalığı olduğunu ifade etti. Yirmi hastanın ailesinde alkol kullanım bozukluğu öyküsü (%12.7), 11 (%7) hastanın ailesinde de madde kullanım bozukluğu öyküsü vardı. Çevrelerinde SK kullanan kişilerde şahit oldukları olumsuz sonuçlar sorgulandığında, 16 (%10.3) kişi akıl hastalığı, 4 (%2.6) kişi de nörolojik sekel tariflerken, 67 kişi (%43.2) herhangi bir olumsuzluk bildirmemişti. Hastaların 141’i (%91.0) SK’i ilk olarak arkadaşlarından, 5 (%3.2) kişi internetten, 6 (%3.9) kişi de torbacıdan öğrenmişti (Tablo 4).

Laboratuvar Sonuçları

İdrar örneği alınabilen 120 hastanın 104’ünde (%86.7) SK için kullanılan tarama testi pozitifti yani ölçülen değer 20ng/mL’nin üstündeydi. Negatif olarak saptanan 16 örnekten 2’si tekrar çalışıldığında pozitif sonuç verirken, bunlardan biri referans laboratuarda çalışıldığında da pozitif olarak saptandı. Referans laboratuvarda çalışılan 100 örnekten 92’si (%92) pozitif olarak saptanmıştı. Hastanemizde negatif olarak saptanan örneklerden 4’ü referans laboratuvarda pozitif olarak saptandı yani 4 örnekte hastanemizle referans laboratuvar arasında uyumsuzluk vardı. Seksen beş olguda (%70.8) THC pozitif olarak saptanırken, bu 85 hastanın 74’ünde (%87.1) SK de pozitifti. Toplamda 68 (%56.7) hastada hem THC hem de 3 kez tekrarlanan SK sonuçları pozitif olarak saptanmıştı.

TARTIŞMA

SK’ler genelde sigara veya nargile ile tüketilmektedir ancak buharlaştırma yöntemiyle ya da oral ve rektal yolla kullanımı olduğu da bildirilmiştir (18). Bizim çalışmamızda da SK’lerin en sık sigara şeklinde tüketildiği ancak bunun yanında kova-şaşal yöntemiyle yani inhalasyon yoluyla kullanımının da oldukça yaygın olduğu belirlenmiştir. Ayrıca önceki çalışmalarda SK kullanımının daha çok küçük gruplarla gerçekleştiği bildirilmiş (19) olsa da bizim hasta popülasyonumuzda büyük çoğunluk SK’leri yalnız kullanmayı tercih ettiğini bildirmiştir.

Çalışmamızın sonuçlarından en dikkat çekici olanlarından biri hastaların büyük bir bölümünün SK kullanımından önce esrar kullanıyor olmasıydı. Ayrıca hastaların yaklaşık yarısı halen esrar kullanmaya devam ettiğini bildirirken %70.8’ünde THC pozitif olarak saptanmıştı. İnternet üzerinden yapılan bir çalışmada da bizim bulgularımıza benzer biçimde SK kullananların %99.3’ünün hayatlarında en az bir kez esrar kullandıkları, son ay içerisinde esrar kullananların oranının ise %88.4 olduğu saptanmıştır (2). Vandrey ve arkadaşları (18) da SK ile birlikte esrar kullanım oranını %40 olarak saptamıştır. Geçmişte esrar kullanmakta olan hastalar yasal sorunlardan kaçınmak, düzenli idrar testlerine maruz kalınan durumlarda avantaj sağlamak, yeni bir madde deneyimlemek ya da esrardan daha güçlü bir etki sağlamak için SK kullanmaya başlamış olabilirler. Ancak çalışmamızda katılımcılara bu ayrıntılara yönelik sorular yöneltilmemiş olması çalışmamızın kısıtlılıklarındandır. Ayrıca kliniğimize başvuran hastaların ifade ettiğine göre son zamanlarda ülkemizde esrara ulaşmak zorlaşırken SK’lere daha kolay ulaşılabilmektedir. Çalışmaya katılan hastaların önemli bir kısmının SK kullanımından önce esrar kullanımı olması da göz önünde bulundurulduğunda hastaların belirttiği piyasadaki bu değişim SK’lere olan yönelimi arttırıyor olabilir. Bu veriler bize esrar kullanımı olan hastaların SK kullanımı ile ilgili risk altında olduklarını göstermesi açısından da önemlidir.

Yapılan çalışmalar SK ile birlikte esrar dışında alkol, sigara, enerji içecekleri ve 3,4-metilenedioksi-N-metilamfetamin (MDMA) gibi maddelerin de sıklıkla bir arada kullanıldığını göstermiştir (2). Çalışmamıza katılan hastaların neredeyse tamamında (%96.2) ek madde kullanımı (esrar, ecstasy, eroin, alkol ya da kokain) olduğu saptanmıştır. SK’ler ile birlikte ek madde kullanımının varlığı özellikle intoksikasyon durumlarında acil müdahale sırasında ve madde kullanımına yönelik tedavi planı yapılırken göz önünde bulundurulmalıdır.

SK kullanım nedeninin sıklık sırasına göre merak, etkilerinden hoşlanma, sağladığı rahatlama hissi ve yasal sorunlardan kaçınarak madde kullanabilmek olduğu ortaya konmuştur (18). Bizim çalışmamızda ise hastaların büyük bir çoğunluğu SK kullanım nedeninin SK’in yarattığı rahatlama hissi olduğunu belirtmiştir. Çalışmamıza sadece kendi isteği ile SK kullanımı nedeniyle tedaviye başvuran hastalarda yapılmış olması bu sonucu doğurmuş gibi görünmektedir. Denetimli serbestlik sürecinde olan ama çalışmamızda yer almayan olguların SK kullanımını tercih etmelerinin en önemli nedeni idrar testlerinde kullandıkları maddenin saptanmaması olduğundan SK kullandıklarını bildirmemeleri beklenir.

İnternet üzerinden yönlendirilen sorular ile SK kullananların %37’sinin Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı’na (DSM-IV) göre kötüye kullanım, %12’sinin ise bağımlılık ölçütlerini karşıladığı öne sürülmüştür. Aynı çalışmada SK kullananların %38’i SK’i bırakamadıklarını ifade etmiştir (18). Bizim çalışmamızda hastaların büyük bir bölümünün (%70.1) daha önce başarısız bırakma girişimleri olduğu saptanmıştır. SK’lere hızlı tolerans geliştiği ve bu nedenle bağımlılık potansiyelinin yüksek olduğu öne sürülmektedir (20,21). Çalışmamızda saptanan bu yüksek oran SK’lerin yüksek bağımlılık potansiyeli ile ilişkili olabilir.

SK’lerin klinik etkilerine dair randomize kontrollü çalışmalar yoktur. Bilgilerimizin çoğu vaka bildirimlerine, acil başvurularına, zehir kontrol merkezlerine yapılan bildirimlere ve internet forumlarına dayanmaktadır. Çalışmamızda bildirilen olumsuz etkilerden susuzluk ve açlık hissi, çarpıntı, alınganlık, varsanı, sinirlilik ve sanrı daha önceki çalışmalarda da bildirilmiştir (17,18,22). Saç dökülmesi ve cilt sorunları ile ilgili olumsuz etkilere dair bilgilerse internet forumlarında yer almaktadır (23). Vaka bildirimlerinden elde edilen bilgilere göre SK’lere bağlı yoksunlukta çalışmamızda bildirilen huzursuzluk, bulantı, sinirlilik, uykusuzluk belirtilerinin yanında taşikardi, hipertansiyon, hiperventilasyon, başağrısı, ishal, kusma, diyaforez, tremor, somatik ağrılar, çarpıntı, çökkün duygudurum da görülebilir (18,21,24). Çalışmamıza katılan hastaların bir kısmı da yoksunlukta iştahsızlık hissettiklerini bildirmiştir. SK kullanımına yönelik tedavilerin düzenlenebilmesi için SK’lerin tipine göre hem klinik etkilerin hem de yoksunluk belirtilerinin tam olarak tanımlanması gerekmektedir.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de SK içeren ürünlerin farklı ticari isimleri vardır. Türkiye’de en sık saptanan ürün isminin “Bonzai Aromatic Potpourri” (%64) ve “Bonzai Plant Growth Regulator” (%26.8) olduğu bildirilmiştir (5). Çalışmamızda hastalara kullandıkları SK’in çeşidi sorulmuş, büyük kısmı kullandıkları maddenin “Bonzai” olduğunu belirtirken daha küçük bir kısmı “Jamaika” olduğunu ya da her ikisini birden kullandığını belirtmiştir. Hastalarla yapılan görüşmelerde SK’lerin çoğunlukla torbacılardan kapalı paketler halinde değil bölünmüş dozlarda ve satıcıların kendi sundukları paketlerde alındığı yani aslında hastaların bir kısmının kullandığı maddenin ticari adının ne olduğundan emin olamayacağı anlaşılmaktadır. Sonuçlar değerlendirilirken bunların hastaların yaptığı bir sınıflama olduğu ve belki de sadece SK’lerin adlandırması ile ilgili bilgi verdiği unutulmamalıdır.

Çalışmamızda tarama testi için kullandığımız yöntem JWH-018, JWH-073 ve AM-2201’i ve metabolitlerini saptayabilen bir yöntemdi. Gurdal ve arkadaşları (5) Türkiye’de SK içeren ürünlerin %32.9’unda JWH-018, %65.9’unda JWH-018 ile birlikte JWH-081, %1’inde CP 47,497 ve %0.2’sinde JWH-250 olduğunu bildirmiştir. Yani çalışmamızda kullanılan tarama testi kesitsel olarak değerlendirildiğinde ülkemizdeki SK içeren ürünlerin %98.8’inde bulunan JWH-018 ve metabolitlerini saptayabildiği söylenebilir. Çalışmamızda idrar örneği alınabilen 120 hastanın 104’ünde (%86,67) hastanemizde SK için kullanılan ilk tarama testi pozitif, 16’sında ise saptanan değerler 20 ng/mL’nin altında yani negatifti. Sonuçların negatif olduğu hastalarda bunun nedeni hastaların kullandığı ürünlerin JWH-018, JWH-073, AM-2201 dışındaki SK’leri içermesi olabileceği gibi pozitif saptanmayan olguların son kullanım tarihleri de daha eski olabilir. Ancak çalışmamızın bir kısıtlılığı olarak, son kullanım tarihleri kişilerin kendi bildirimlerine dayandırılmış olup, ne yazık ki güvenirliği düşüktür. Dolayısı ile çalışmamızın sonuçlarını değerlendirirken çalışmanın sadece tedavi arayışı olan SK kullanıcılarını içerdiği ve elde ettiğimiz bilgilerin hastaların kendi bildirimlerine dayanıyor olduğu unutulmamalıdır. SK’lerin kullanım yaygınlığı, yasal süreçler ve ciddi yan etkiler göz önünde bulundurulduğunda şu an için Sağlık Bakanlığı’na bağlı hiçbir hastanede rutin SK tarama testi yapılamazken elde edilen sonuçların bir tarama testi için kabul edilebilir sonuçlar olduğu söylenebilir. Tarama testlerinde SK için pozitiflik saptanan idrar örnekleri teyit için gaz kromatografisi-kütle spektrofotometresi (GC/MS) gibi daha ileri bir laboratuvar yöntemiyle değerlendirilebilir.

SK’lerin yaygınlaşan kullanımı ciddi yan etkiler de göz önünde bulundurulduğunda giderek büyüyen bir problem haline gelmektedir. SK’lerin farmakolojisinin, klinik etkilerinin, yoksunluk bulgularının ve kullanım özelliklerinin aydınlatılabilmesi için geniş epidemiyolojik çalışmalara ihtiyaç vardır. Çalışmamız Türkiye’de SK’lerin kullanım özelliklerini ve klinik etkilerini ortaya koymaya çalışan ve SK tarama testi sonuçlarıyla birlikte değerlendiren ilk çalışma olması açısından önemlidir. Günümüzde yasal süreçlerde problem yaşanmaması, intoksikasyon ve bağımlılık tedavisinin düzenlenebilmesi ve hastaların takibi için laboratuvar testlerinin yaygınlaşması gerekmektedir. Ancak yasal önlemlere yakalanmamak için piyasaya sürekli yeni SK’lerin sürüldüğü de göz önünde bulundurulduğunda (24) çok sayıda SK’i tarayabilen testlerin tercih edilmesi avantajlı olacaktır.

KAYNAKLAR

1. EMCDDA. Synthetic Perspectives on drugs. Cannabinoids in Europe. http://www.emcdda.europa.eu/attachements.cfm/att_212361_EN_EMCDDA_POD_2013_Synthetic%20cannabinoids.pdf. Erişim tarihi Mart 19, 2014.

2. Winstock AR, Barratt MJ. Synthetic cannabis: a comparison of patterns of use and effect profile with natural cannabis in a large global sample. Drug Alcohol Depend 2013; 131:106-111.

3. EMCDDA. Understanding the ‘Spice’ phenomenon. http://www.emcdda.europa.eu/attachements.cfm/att_80086_EN_Spice%20Thematic%20paper%20%E2%80%94%20final%20version.pdf. Erişim tarihi Mart 19, 2014.

4. Lewin AH, Seltzman HH, Carroll FI, Mascarella SW, Reddy A. Emergence and properties of spice and bath salts: A medicinal chemistry perspective. Life Sci 2014; 97:9-19.

5. Gurdal F, Asirdizer M, Aker RG, Korkut S, Gocer Y, Kucukibrahimoglu EE, Ince CH. Review of detection frequency and type of synthetic cannabinoids in herbal compounds analyzed by Istanbul Narcotic Department of the Council of Forensic Medicine, Turkey. J Forensic Leg Med 2013; 20:667-672.

6. Uchiyama N, Kikura-Hanajiri R, Ogata J, Goda Y. Chemical analysis of synthetic cannabinoids as designer drugs in herbal products. Forensic Sci Int 2010; 198:31-38.

7. Zuba D, Byrska B, Maciow M. Comparison of “herbal highs” composition. Anal Bioanal Chem 2011; 400:119-126.

8. Rosenbaum CD, Carreiro SP, Babu KM. Here today, gone tomorrow…and back again? A review of herbal marijuana alternatives [K2, spice], synthetic cathinones [bath salts], kratom, Salvia divinorum, methoxetamine, and piperazine. J Med Toxicol 2012; 8:15-32.

9. Ogata J, Uchiyama N, Kikura-Hanajiri R, Goda Y. DNA sequence analyses of blended herbal products including synthetic cannabinoids as designer drugs. Forensic Sci Int 2013; 227:33-41.

10. Glue P, Al-Shaqsi S, Hancock D, Gale C, Strong B, Schep L. Hospitalisation associated with use of the synthetic cannabinoid K2. N Z Med J 2013; 126:18-23.

11. Hoyte CO, Jacob J, Monte AA, Al-Jumaan M, Bronstein AC, Heard KJ. A characterization of synthetic cannabinoid exposures reported to the National Poison Data System in 2010. Ann Emerg Med 2012; 60:435-438.

12. Centers for Disease Control and Prevention (CDC). Acute kidney injury associated with synthetic cannabinoid use—multiple states. MMWR Morb Mortal Wkly Rep 2013; 62:93-98.

13. Mir A, Obafemi A, Young A, Kane C. Myocardial infarction associated with use of the synthetic cannabinoid K2. Pediatrics 2011;128:1622-1627.

14. UNODC. Synthetic cannabinoids in herbal products. http://www.unodc.org/documents/scientific/Synthetic_Cannabinoids.pdf. Erişim tarihi Mart 19, 2014.

15. Fattore L, Fratta W. Beyond THC: the newgeneration of cannabinoid designer drugs. Front Behav Neurosci 2011; 5:60.

16. UNODC, World Drug Report 2013 (United Nations publication, Sales No. E.13.XI.6). http://www.unodc.org/unodc/secured/wdr/wdr2013/World_Drug_Report_2013.pdf. Erişim tarihi Mart 19, 2014.

17. Spaderna M, Addy PH, D’Souza DC. Spicing things up: synthetic cannabinoids. Psychopharmacology (Berl) 2013; 228:525-540.

18. Vandrey R, Dunn KE, Fry JA, Girling ER. A survey study to characterize use of Spice products (synthetic cannabinoids). Drug Alcohol Depend 2012; 120:238-241.

19. Kjellgren A, Henningsson H, Soussan C. Fascination and social togetherness-discussions about spice smoking on a Swedish Internet Forum. Subst Abuse 2013; 7:191-198.

20. Atwood BK, Huffman J, Straiker A, Mackie K. JWH018, a common constituent of ‘Spice’ herbal blends, is a potent and efficacious cannabinoid CB receptor agonist. Br J Pharmacol 2010; 160:585-593.

21. Zimmermann US, Winkelmann PR, Pillhatsch M, Nees JA, Spanagel R, Schulz K. Withdrawal phenomena and dependence syndrome after the consumption of “spice gold”. Dtsch Arztebl Int 2009; 106:464-467.

22. Seely KA, Lapoint J, Moran JH, Fattore L. Spice drugs are more than harmless herbal blends: a review of the pharmacology and toxicology of synthetic cannabinoids. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psychiatry 2012;39: 234-243.

23. http://forum.shiftdelete.net/konu-disi/260308-yeni-uyusturucu-madde-bonzai-2.html. Erişim tarihi Mart 19, 2014.

24. Rominger A, Cumming P, Xiong G, Koller G, Förster S, Zwergal A, Karamatskos E, Bartenstein P, La Fougere C, Pogarell O. Effects of acute detoxification of the herbal blend ‘Spice Gold’ on dopamine D receptor availability: a [18F]fallypride PET study. Eur Neuropsychopharmacol 2013; 23:1606-1610.

25. Merola G, Aturki Z, D’Orazio G, Gottardo R, Macchia T, Tagliaro F, Fanali S. Analysis of synthetic cannabinoids in herbal blends by means of nano-liquid hromatography. J Pharm Biomed Anal 2012; 71:45-53.

MAKALE GÖNDER
11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi
DÜŞÜNEN ADAM BROŞÜRLERİ
KAPAK
Creative Commons Lisansı

Düşünen Adam : Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Düşünen Adam - Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Yayıncı
Yerküre Tanıtım ve Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.