Erken ve geç başlangıçlı alkol bağımlılığında dürtüsellik ve karar vermenin değerlendirilmesi
Buket Belkiz Gungor, Halime Dal, Ercan Durmaz, Nabi Zorlu, Rustem Askin, Ibrahim Taymur
Makale No: 1   Makale Türü:  Araştırma
Amaç: Bu çalışmada erken ve geç başlangıçlı alkol bağımlılarında dürtüsellik ve karar vermenin (KV) karşılaştırılması ve dürtüsellik ile KV arasında ilişki olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır.

Yöntem: Çalışmamızda 27’si erken başlangıçlı 28’i geç başlangıçlı olmak üzere toplam 55 erkek alkol bağımlısı hastada Barratt Dürtüsellik Ölçeği (BIS-11) ile dürtüsellik, Iowa Kumar Testi (IKT) ile de KV değerlendirildi. Erken ve geç başlangıçlı gruplar ayrıca Obsesif Kompulsif İçme Ölçeği (OKİÖ), günlük kullanılan alkol miktarı ve ailedeki alkolizm öyküsünün varlığı açısından da karşılaştırıldı.

Bulgular: Erken başlangıçlı grupta hastaların yalnızca %33.3’ü evli iken, geç başlangıçlı grupta hastaların %71.4’ü evliydi. Erken başlangıçlı grubun %66.6’sının, geç başlangıçlı grubun %39.3’ünün ailesinde alkol bağımlılığı öyküsü vardı. Erken başlangıçlı grupta dikkat ve motor dürtüsellik geç başlangıçlı gruba göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Erken başlangıçlı grupta OKIÖ puanı geç başlangıçlı gruba göre anlamlı düzeyde fazlaydı. IKT’nin ilk aşamasından son aşamasına kadar IKT puanı ile değerlendirilen KV’nin iki grup arasında farklı olmadığı saptandı. Eğitim düzeyi ile dikkat dürtüsellik arasında negatif korelasyon saptandı. Alkolü düzenli kullanım yaşı ile günlük kullanılan alkol miktarı, dikkat dürtüsellik, OKİÖ puanı arasında anlamlı düzeyde negatif korelasyon saptandı. Günlük kullanılan alkol miktarı ile dikkat, motor, plan yapmama dürtüsellik ve OKİÖ puanı arasında anlamlı pozitif korelasyon saptandı. Regresyon analizinde dikkat dürtüsellikteki artışa günlük kullanılan alkol miktarının ve OKİÖ puanının fazla olmasının etkili olduğu saptandı. Motor dürtüsellikteki artışa günlük kullanılan alkol miktarının fazla olmasının etkili olduğu saptandı.

Sonuç: Erken başlangıçlı alkol bağımlılarında dürtüsellik geç başlangıçlı gruba göre anlamlı düzeyde fazla bulunurken, iki grup arasında KV’nin farklı olmadığı saptandı.
Anahtar Kelimeler: Karar verme, erken-geç başlangıçlı alkol bağımlılığı, dürtüsellik
Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi: 2014;27:281-290
Tüm Metin:

GİRİŞ

Alkol bağımlılarının erken ve geç başlangıçlı olarak ayrılmasının alkol bağımlılığı tiplendirmesinde geçerli bir ayırım olduğu; bu iki grubun epidemiyolojik, kişilik,klinik, ek tanı özellikleri ve oranları, semptom şiddeti açısından birbirinden ayrıldığı bildirilmiştir (1).Kognitif fonksiyonların alkol bağımlılığı gelişme riski ile ilişkilendirilmesinin (2) yanında alkol bağımlılığında prognostik önemi olduğu da gösterilmiştir (3). Erken ve geç başlangıçlı alkol bağımlılarında nöropsikolojik işlevlerin karşılaştırıldığı çalışmalarda farklı sonuçlar elde edilmiştir. Ülkemizde yapılan çalışmada erken ve geç başlangıçlı alkol bağımlılarının nöropsikolojik test performansları karşılaştırıldığında, iki grup arasında fark bulunmamıştır (4). Başka bir çalışmada erken başlangıçlı alkol bağımlıları beklenenin aksine Stroop testinde daha yüksek performans göstermiştir (5). Kognitif fonksiyonlar yürütücü işlevlerin yanında dikkat, çalışma belleği gibi diğer işlevleri de içerir. Yürütücü işlevler planlama, organizasyon, değişen koşullara göre esnek davranabilme, karar verme, uygun davranışı sürdürme, uygun olmayan ve dürtüsel davranışya da seçimi durdurabilmeyi içerir (6). Kognitif fonksiyonlar ile dürtüsellik birbiri ile etkileşim içindedirler. Dürtüsellik olumsuz sonuçlarını ihmal ederek iç ya da dış uyaranlara karşı hızlı, planlanmamış tepkiler göstermeye eğilimli olmak,bir dürtüye ya da uyarıya karşı koymadaki başarısızlıktır. Dürtüsellik dikkatsizlik, tepkiyi engelleyememe, heyecan ve zevk arama gibi özellikleri kapsamaktadır (7). Dürtüselliğin bağımlılık için yapısal bir risk etkeni olduğu bildirilmiştir (8). Erken başlangıçlı alkol bağımlılarının geç başlangıçlılara göre daha fazla dürtüsel olması birçok çalışmada gösterilmiştir (9,10). Dürtüsellik dürtüsel eylemler yanında kararlar ve seçimlerde de kendini belli eder. Karar verme KV ihtimaller arasında en uygun olanı seçmeye yarayan bilişsel süreçtir. Bilişsel ve afektif etkenlerle birlikte seçime ait haz ve ödül beklentisinin de KV’yi etkilediği düşünülmektedir (11). Ödülün değerini, ödülün büyüklüğü ile bu ödülün verilmesi arasında geçen gecikme süresi belirler. Gecikme süresi fazla olduğunda büyük ödül yerine hemen verilen küçük ödül seçilebilir. Eğer gecikme süresi kısa ise normal kişiler daha büyük ödülü seçerler. Dürtüselliği yüksek kişiler küçük ödülü daha kolaylıkla seçerler (12). Prefrontal korteks (PFK) hasarı olan olgular entelektüel kapasiteleri normal olmasına rağmen geçmişteki hatalarından ders çıkaramamakta, yarar ve zarar hesabını değerlendirmede güçlük yaşamakta ve benzer hataları yinelemektedirler (13). Alkol ve madde bağımlılarında da PFK hasarı olanlara benzer şekilde uzun vadedeki olumsuz sonuçlarına rağmen kısa vadede kazanç getiren ödüllere yöneldikleri görülmüştür. Iowa Kumar Testi (IKT) ödül, ceza ve belirsizlikler yönünden gerçek hayatı taklit eden Bechara ve ark. (14) tarafından geliştirilmiş KV’nin değerlendirildiği bir testtir. IKT ile değerlendirilen KV’nin PFK hasarı olanlarda ve alkol madde bağımlılarında bozulmuş olduğu bildirilmiştir (15). Önceki çalışmalar alkol bağımlılarının kontrollere göre daha fazla dürtüsel (16,17) ve KV’nin (15) daha fazla bozulmuş olduğunu göstermektedir. DDT (Delay Discounting Test) ile dürtüsel seçim değerlendirilir. Dürtüsel seçim motor inhibisyonun yetersizliği ile birlikte dürtüsel eylemlere neden olabilir (18). Dürtüsel seçim aynı zamanda karar verme süreci ile de ilgilidir. Literatürde bu test ile alkol bağımlılarında hem dürtüsellik (16) hem de KV’nin değerlendirildiği görülmektedir. Erken ve geç başlangıçlı alkol bağımlıları karşılaştırıldığında, erken başlangıçlılarda KV’nin etkilendiği gösterilmiştir (10). Ancak bu alanda yapılan çalışma sayısı azdır.

Dürtüsellik ve KV kendi bildirim ölçekleri yanında davranışsal ölçümlerle de değerlendirilebilmektedir (19). Çalışmamızın amacı erken ve geç başlangıçlı alkol bağımlılarında kendi bildirim ölçeği olan BIS-11 ile dürtüselliğin değerlendirilmesi ve davranışsal ölçüm yapılan IKT ile kognitif fonksiyonlardan olan KV’nin karşılaştırılması ve aralarında ilişki olup olmadığının saptanmasıdır. Araştırmacılar tarafından erken başlangıçlı olgularda geç başlangıçlılara göre dürtüsellik ve KV’nin daha fazla bozulmuş olabileceği beklenmekteydi.

YÖNTEM

Çalışmaya Temmuz 2011 ve Temmuz 2012 tarihleri arasında İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM) biriminde takip edilen, DSMIV-TR tanı ölçütlerine göre alkol bağımlılığı tanısı almış, en azından okuma ve yazma bilen, 18-64 yaş aralığında, alkol etkisinde ya da yoksunluğunda olmayan ayaktan ya da yatan erkek hastalar dahil edildi. Bu ölçütleri karşılamasına rağmen antipsikotik, antidepresan ve anksiyolitik olmak üzere psikotrop ilaç kullanan, SCID-I uygulandığında alkol bağımlılığı dışında başka eksen 1 ek tanısı olan hastalar ve nikotin dışında başka psikoaktif madde kullanan hastalar çalışma dışı bırakıldı. 58 hasta ile görüşüldü, 3 ayaktan hasta verilen özbildirim ölçeklerini eksik doldurduğu için çalışma dışı bırakıldı. Çalışmaya alınma ölçütlerini karşılamasına rağmen ayaktan başvuran birkaç olgu çalışmaya katılmak istememiş, yatan hastaların hepsi istekli olmuşlardır. Toplam 55 hasta çalışmaya alındı. Cloninger’in alkol bağımlılığı tiplendirmesinde tanımladığı üzere 25 yaş sonrası başlangıç geç başlangıç; 25 yaş ve öncesi başlangıç erken başlangıç kabul edildi (20). Sosyodemografik veri formuyla ailede alkolizm varlığı, kullandıkları günlük alkol miktarı sorgulandı. Günlük içilen standart içki miktarının hesaplanmasında daha önceki çalışmalarda kabul edilen değerlere uygun olarak 330 ml bir küçük şişe bira, 140 ml bir kadeh şarap, 40 ml bir tek votka, viski, cin, rakı 1 (bir) standart içki kabul edildi (21). Hastalara Barratt Dürtüsellik Ölçeği (BIS-11), Obsesif Kompulsif İçme Ölçeği (OKIÖ) verildi ve IKT uygulandı. 2011 yılında çalışmaya başlamadan önce İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi etik kurulundan onay alınmıştır. Çalışma grubuna alınan hastalar araştırmanın özellikleri, uygulanacak ölçekler konusunda bilgilendirildi ve her hastadan çalışmaya katılmak istediklerine ilişkin gönüllü olur formu alındı.

Ölçekler

DSM-IV Eksen I Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme Ölçeği (SCID-I): Eksen 1 tanılarının belirlenmesi için klinisyen tarafından uygulanan yapılandırılmış görüşme çizelgesidir. SCID-I Türkçe’ye Özkürkçügil ve arkadaşları (22) tarafından çevrilmiş ve geçerlik güvenirlik çalışmaları yapılmıştır.

Barratt Dürtüsellik Ölçeği (BIS-11): Dürtüselliği değerlendirmede kullanılan hasta tarafından doldurulan ölçektir. 30 maddeden oluşur. BIS-11’de 4 farklı alt skor elde edilir. Bunlar toplam puan, motor dürtüsellik, dikkat ile ilişkili dürtüsellik ve plan yapmamadır. Toplam BIS-11 puanı ne kadar yüksekse hastanın dürtüsellik düzeyi o kadar yüksektir. BIS-11’in Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması Güleç ve arkadaşları (23) tarafından yapılmıştır.

Iowa Kumar Testi (IKT): A,B,C,D olmak üzere dört deste kart bulunur. Testin başında hastaya parayı temsil eden puanlar verilir. Çalışmamızda bu test için hazırlanmış kartlar kullanılmıştır. Denek her seferinde bir desteden kart seçer. Seçilen kartta yazılı olan rakama göre kazanç sağlanır ya da kaybedilir. A ve B destelerindeki tek bir seçim için kazanç yüksek olmasına rağmen, bu destelerde beklenmedik yüksek kayıplar olduğundan sonuçta dezavantajlı destelerdir. C ve D destelerinde tek bir seçim için kazanılan miktar küçük olmasına rağmen kayıplar da küçüktür ve genel anlamda bakıldığında avantajlı destelerdir. IKT’de açılan toplam kart sayısı 100 olup her 20’lik gruplar bir alt grubu temsil eder. Bu aynı zamanda dört öğrenme fazına karşılık gelir; ilk 20 kart (0-20) tahmin etme, ikinci 20 kart (21-40) sezgi öncesi, üçüncü 20 kart (41-60) sezgi, dördüncü (61-80) ve beşinci (81-100) 20 kartlar kavramayı gösterir. Bir miktar rastgele seçim yaptıktan sonra normal denekler dezavantajlı destelerden kaçınmaya başlarlar. Bechara ve ark. (13) tarafından geliştirilmiştir (13). Ölçeğin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması Güleç ve arkadaşları (24) tarafından yapılmıştır.

Obsesif Kompülsif İçme Ölçeği (OKİÖ): Alkolü bırakma sürecinde ortaya çıkan aşermeden yola çıkarak, aşerme ile birlikte görülen anksiyete yaratan girici düşünceleri ve yapılan ritüelleri değerlendiren özbildirim ölçeğidir. Ölçek toplam puanı her bir maddenin puanının aritmetik toplamından oluşmaktadır. Anton (25) tarafından geliştirilmiştir. Türkçe formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması Evren ve arkadaşları (26) tarafından yapılmıştır.

İstatiksel Analiz

Tüm istatiksel değerlendirmeler SPSS for Windows 20.0 paket programı kullanılarak yapıldı. Grupların karşılaştırılmasında kategorik değişkenler için ki kare testi kullanıldı. Sayısal değişkenlerin Kolmogorov-Simirnov testi ile dağılımı değerlendirildiğinde p<0.05 bulundu, dağılımın normal olmadığı saptandı. Sayısal değişkenler Mann Whitney-U testi ile karşılaştırıldı. KV değerlendirilirken 100 karttan oluşan IKT 20’lik gruplar halinde toplam beş gruba ayrılarak ve 100 kartta toplam puan hesaplandı. Avantajlı desteler olan C ve D’den çekilen kart sayısı dezavantajlı desteler olan A ve B’den çekilen kart sayısından çıkarılarak puan hesaplandı. Gruplar arasında beş destenin IKT skorlarının karşılaştırılması için Tekrarlı Ölçümlü İki Yönlü Varyans Analizi kullanıldı. Günlük kullanılan alkol miktarı, KV, dürtüsellik, obsesif kompulsif içme arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için Spearman korelasyon analizi uygulandı. Yaş, eğitim süresi, günlük kullanılan alkol miktarı, obsesif kompulsif içme ve KV’nin dürtüselliği; bunun yanında aynı değişkenler ile dürtüselliğin KV‘yi etkileyip etkilemeyeceğini değerlendirmek için Linear Regresyon Analizi uygulandı. Elde edilen sonuç modeline göre her bir faktöre ait regresyon katsayısı, standartlaştırılmış regresyon katsayısı ve önemlilik düzeyleri hesaplandı. p<0.05 sonuçlar için istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

BULGULAR

Çalışmaya 27‘si erken başlangıçlı, 28‘i geç başlangıçlı toplam 55 erkek alkol bağımlısı hasta alındı.Hastaların sosyodemografik verileri, alkol kullanım özellikleri Tablo 1’de verilmektedir. Hastaların yaş ortalaması 45.4 (SS=10.7) bulundu. Hastaların 29’u (%52.7) evli, 26’sı (%47.3) bekar, boşanmış ya da ayrı yaşamaktaydı. Hastaların eğitim süresi ortalaması 7.7 (SS=4.4) bulundu. 29 hastanın (%47.3) birinci derece akrabalarında alkolizm öyküsü saptandı. Hastaların alkolü düzenli kullanım yaş ortalaması 28.8 (SS=9.9)bulundu.

Erken ve geç başlangıçlı alkol bağımlılarının sosyodemografik ve klinik veriler açısından karşılaştırılması Tablo 2’de verilmektedir. Erken başlangıçlı grupta hastaların %33.3’ü evli iken, geç başlangıçlı grupta hastaların %71.4’ü evliydi. Aradaki fark istatiksel olarak anlamlıydı (p=0.005). Erken başlangıçlı grubun %66.6’sında, geç başlangıçlı grubun %39.3’ünde ailede alkol bağımlılığı öyküsü vardı. Farklılık istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0.042). Erken başlangıçlı grupta dikkat ve motor dürtüsellik geç başlangıçlı gruba göre anlamlı düzeyde yüksekti (p=0.026 ve p=0.039). Erken başlangıçlı grupta OKIÖ puanı geç başlangıçlı gruba göre anlamlı düzeyde fazlaydı (p=0.005).

Erken ve geç başlangıçlı alkol bağımlılarının yaş, eğitim süresi, günlük kullanılan alkol miktarı ve IKT puanı açısından birbirinden farklı olmadıkları bulundu. Erken başlangıçlı grupta yaş ortalaması 39.2 (SS=10.9), geç başlangıçlı grupta 51.3’tü (SS=6.1). Erken başlangıçlı grubun eğitim süresi ortalaması 7.7 (SS=3.9), geç başlangıçlı grubun 7.7 (SS=4.9) bulundu. Erken başlangıçlı grupta günlük kullanılan alkol 23.6 (SS=5.6), geç başlangıçlı grupta 20.5 (SS=5.1) standart içki miktarındaydı. Toplam IKT puanı erken başlangıçlı grupta 0.1 (SS=34.7) geç başlangıçlı grupta -1.8 (SS=29.5) bulundu.

IKT’nin ilk aşamasından son aşamasına kadar iki grup arasında KV’nin farklı olmadığı saptandı (Şekil 1).

Tüm örneklemde günlük kullanılan alkol miktarı, IKT puanı, dürtüsellik ve OKİÖ puanları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için Spearman korelasyon analizi uygulandı. Eğitim düzeyi ile dikkat dürtüsellik arasında düşük kuvvette, negatif yönde, istatiksel açıdan anlamlı korelasyon saptandı (r=-0.270, p<0.05). Alkolü düzenli kullanım yaşı ile günlük kullanılan alkol miktarı arasında anlamlı, orta kuvvette (r=-0.444, p<0.01), dikkat dürtüsellik ile orta kuvvette (r=-0.325, p<0.01), OKİÖ puanı ile orta kuvvette (r=-0.344, p<0.01) negatif yönde korelasyon saptandı. Günlük kullanılan alkol miktarı ile dikkat dürtüsellik arasında anlamlı, orta kuvvette (r=0.496, p<0.01), motor dürtüsellik ile orta kuvvette (r=0.373, p<0.01), plan yapmama ile orta kuvvette (r=0.319, p<0.05) ve OKİÖ puanı ile orta kuvvette (r=0.523, p<0.01) pozitif yönde korelasyon saptandı. OKİÖ puanı ile dikkat dürtüsellik arasında anlamlı, orta kuvvette (r=0.541, p<0.01), motor dürtüsellik ile orta kuvvette (r=0.371, p<0.01), plan yapmama ile orta kuvvette (r=0.439, p<0.01) pozitif yönde korelasyon saptandı. İmpulsivite ile anlamlı korelasyon saptanan değişkenler Tablo 3’de sunulmaktadır.

İmpulsivite düzeyine etki edebileceği düşünülen yaş, eğitim süresi, günlük kullanılan alkol miktarı, OKİÖ puanı ve KV faktörleri regresyon analizi ile değerlendirildiğinde dikkat dürtüsellik ile günlük kullanılan alkol miktarı ve OKİÖ puanı arasında ve motor dürtüsellik ile günlük kullanılan alkol miktarı arasında anlamlı düzeyde ilişki saptandı (p<0.05) (Tablo 4). KV düzeyi aynı faktörler ve dürtüsellik açısından regresyon analizi ile değerlendirildiğinde anlamlı ilişki saptanmadı.

TARTIŞMA

Çalışmanın en önemli sonucu, erken ve geç başlangıçlı gruplar arasında BIS ile ölçülen dürtüsellik skorlarında anlamlı farklılık saptanırken, IKT ile değerlendirilen karar verme skorlarının farklılık göstermemesi ve karar verme ile dürtüsellik arasında ilişkinin saptanmamasıdır.

Geç başlangıçlı grupta erken başlangıçlı gruba göre evli olanların sayısı anlamlı oranda daha fazlaydı. Bu farklılık erken yaşta alkol kullanımına başlamanın alkol kullanım sorunları yüzünden sürekli bir ilişki kurulmasını engellediğini, alkolle ilişkili sorunların gerçekleşmiş evliliklerin boşanma ile neticelenmesine neden olabileceğini düşündürdü (27).

Erken başlangıçlı grubun %66.6’sının, geç başlangıçlı grubun %39.3’ünün ailesinde alkol bağımlılığı öyküsü vardı. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı. Bu bulgu ülkemizde yapılan çalışmanın verileri ile uyumludur (1).

Erken ve geç başlangıçlı grupların eğitim sürelerinde anlamlı farklılık saptanmadı. Ülkemizde yapılan bir çalışmada erken başlangıçlıların eğitim süresinin geç başlangıçlılara göre daha az olduğu saptanmıştır (28). Dikkat dürtüselliğin yüksekliği, eğitim düzeyinin azlığı ile ilişkili bulundu. Bu bulguyu destekleyen (29) ve desteklemeyen (30) çalışmalar bulunmaktadır.

Erken başlangıçlı ve geç başlangıçlı gruplar arasında günlük kullanılan alkol miktarı arasında ülkemizde yapılan çalışmada olduğu gibi (1) anlamlı farklılık saptanmadı ancak alkolü düzenli kullanım yaşı ile günlük kullanılan alkol miktarı arasında negatif korelasyon saptandı. Erken başlangıçlı alkol bağımlılarında daha yoğun alkol kullanımı olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır (31,32).

Alkolü bırakma sürecinde aşerme ile birlikte görülen girici düşünceleri ve yapılan ritüelleri değerlendiren OKİÖ puanı erken başlangıçlı grupta geç başlangıçlı gruba göre anlamlı düzeyde yüksekti. Alkolü düzenli kullanım yaşı ile OKİÖ puanı arasında negatif korelasyon saptandı. Benzer bulgular bu ölçeğin kullanıldığı başka bir çalışmada da gösterilmiş ve OKIÖ puanının yüksek olması daha erken relapsla ilişkilendirilmiştir (33).

Regresyon analizinde dikkat dürtüsellikteki artışa günlük kullanılan alkol miktarının ve OKİÖ puanının fazla olmasının etkili olduğu saptandı (R2=0.40). Dikkat dürtüsellik ile günlük kullanılan alkol miktarı ve OKİÖ puanı arasındaki ilişki varyansın %40’ını açıklıyordu. Motor dürtüsellikteki artışa günlük kullanılan alkol miktarının fazla olmasının etkili olduğu saptandı (R2=0.12). Aynı zamanda dikkat, motor dürtüsellik ve plan yapmama puanı ile günlük kullanılan alkol miktarı arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. Benzer sonuç, dürtüselliğin yüksek alkol ve madde kullanım miktarı ile ilişkili bulunduğu çalışmada da gösterilmiştir (34).

Çalışmamızda OKİÖ puanı ile ve dikkat dürtüsellik, motor dürtüsellik, plan yapmama arasında anlamlı pozitif korelasyon saptandı. Benzer ilişkinin araştırıldığı çalışmada dürtüsellik ile obsesif kompulsif içme arasında ilişki saptanmamış ancak dürtüsellik ve emosyonel alkol aşerme arasında anlamlı pozitif korelasyon saptanmıştır (35).

Araştırmamızda erken başlangıçlı grupta dikkat ve motor dürtüselliğin geç başlangıçlı gruba göre anlamlı düzeyde yüksek bulunması ve alkolü düzenli kullanım yaşı ile dikkat dürtüsellik arasında negatif korelasyon bulunması bu alandaki çalışmalarla uyumludur (9,10,36).

IKT puanı ile günlük kullanılan alkol miktarı ve OKİÖ puanı arasında ilişki saptanmadı. Tedaviye hiç başvurmamış alkol bağımlılarında KV’nin değerlendirildiği çalışmada alkol kullanım özellikleri ile KV arasında ilişki saptanmaması (37) çalışmamızın verileri ile uyumludur. Bir diğer çalışmada ise KV fonksiyonundaki bozulma ile günlük kullanılan alkol miktarının yüksekliği arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (38).

Çalışmamızda dürtüsellik ve KV arasında ilişki saptanmadı. Benzer şekilde Toor ve arkadaşları (39) madde bağımlılarında ve sağlıklı kontrollerde de dürtüsellik ile KV arasında ilişki bulmamış ve dürtüsellik ile KV’nin farklı yapılar ile ilişkili işlevler olabileceğini öne sürmüşlerdir. Bunun tersini destekleyen çalışmalarda, dürtüsellik ile KV süreci arasında ilişki olduğu; dürtüsel olanların KV’de daha fazla bozulma gösterdiği (40), KV’nin özellikle dürtüselliğin plan yapmama boyutu ile ilişkili olduğu, plan yapmama puanları yüksek olanlarda KV’nin olumsuz etkilendiği bulunmuştur (41,42).

Çalışmamızda erken ve geç başlangıçlı gruplar arasında KV’de farklılık saptanmadı. Opiat bağımlılarında hem dürtüsellik hem KV’nin değerlendirildiği çalışmada, çalışmamızı destekleyen bulgular saptanmış; erken, orta ve geç başlangıçlı olmak üzere üç grup arasında dürtüselliğin erken ve orta başlangıçlı grupta geç başlangıçlıya göre anlamlı oranda fazla olmasına rağmen KV’de farklılık bulunmamıştır (43). Öte yandan Gudriann ve arkadaşları (44) ise erken başlangıçlı ve yoğun alkol kullanan alkol bağımlılarında geç başlangıçlılara göre KV’de daha kötü performans sergilediklerini göstermiştir.

Çocukluk dönemindeki dürtüselliğin erişkin yaşamda alkol bağımlılığı geliştirmeyi öngördürdüğü (45,46) ve erken başlangıçlı alkol bağımlılarında daha fazla bulunması dürtüsellik özelliğinin alkol kullanımından önce de varolan bir özellik olduğunu düşündürmektedir. Ancak çalışmamızda KV’nin erken ve geç başlangıçlı gruplar arasında farklılık göstermemesi bu işlevdeki sorunun alkol kullanımı ile başlamış olabileceğini düşündürmektedir. Ne var ki bunu söylemek için izlem çalışmalarına ve kontrol grubu ile karşılaştırmaya ihtiyaç vardır.

Çalışmamızda KV ile dürtüsellik arasındaki ilişkinin saptanmamasının bir nedeninin de hem dürtüselliğin hem de KV’nin aslında heterojen kavramlar olmasından kaynaklandığı düşünüldü. PFK hasarı olanlarda KV fonksiyonu deri iletkenlik yanıtı ile birlikte değerlendirildiğinde, normal kontrollerde kart çekmeden önce görülen deri iletkenlik yanıtının PFK hasarı olanlarda gözlenmediği ve gelecekte olabileceklere karşı duyarsız oldukları saptanmıştır. Alkol bağımlılarında deri iletkenlik testi ile birlikte KV değerlendirilirken,bir grubun PFK hasarı olanlara benzer şekilde yanıt verdikleri, diğer grupta ise sadece IKT’de kazanç yani ödülden sonra deri iletkenlik cevabı olduğu, ödüle karşı aşırı duyarlı oldukları ve ödüllenme hissi ile yönlendikleri saptanmıştır. Her iki grupta da KV farklı davranış kalıpları ile etkilenmiş ve bozulmuştur (47). Aynı şekilde dürtüsellik de motor ve kognitif dürtüsellik olarak ayrılır. PFK hasarı olanlarda KV süreci bozulurken motor dürtüselliğin etkilenmediği ancak PFK hasarı olanların IKT testindeki davranış biçimleri ile kognitif dürtüselliği olanların davranış biçimlerinin benzerlik gösterdiği saptanmıştır (48).

Çalışmamıza sadece erkek alkol bağımlılarını dahil edilmesi, örneklem sayısının az olması, kontrol grubunun olmaması ve bilişsel işlev bozukluğu olanlarda etkilenebilen bir kognitif fonksiyon olan KV’yi değerlendirirken diğer bilişsel işlevlerin değerlendirilmemesi çalışmamızın kısıtlılıklarıdır. Bu alandaki çalışmaların bir kısmı alkol ile birlikte çoğul madde bağımlılarında yapılmıştır. Daha ileri çalışmalar bağımlılıkta KV fonksiyonu ve dürtüsellik ile ilişkisini aydınlatacaktır.

KAYNAKLAR

1. İnce A, Doğruer Z, Türkçapar MK. Erken ve geç başlangıçlı erkek alkol bağımlılarında sosyodemografik, klinik ve psikopatolojik özelliklerin karşılaştırılması. Klinik Psikiyatri 2002; 5:82-91.

2. Nigg J, Glass J, Wong M, Poon E, Jester J, Fitzgerald H, Puttler L, Adams K, Zucker R. Neuropsychological executive functioning in children at elevated risk for alcoholism: findings in early adolescence. J Abnorm Psychol 2004; 113:302-314.

3. Wicks S, Hammar J, Heilig M, Wisen O. Factors affecting the short-term prognosis of alcohol dependent patients undergoing inpatients detoxification. Subst Abus 2001; 22:235-245.

4. Demir B, Uluğ B. Neuropsychological functions in early and late onset alcoholism. Turk Psikiyatri Derg 2002; 13:15-21.

5. Joos L, Schmaal L, Goudriaan AE, Fransen E, Van den Brink W, Sabbe BG, Dom G. Age of onset and neuropsychological functioning in alcohol dependent inpatients. Alcohol Clin Exp Res 2013; 37:407-416.

6. Crews FJ, Boettiger CA. Impulsivity, frontal lobes and risk for addiction. Pharmacol Biochem Behav 2009; 93:237–247.

7. Moeller FG, Barratt ES, Doughery DM. Psychiatric aspects of impulsivity. Am J Psychiatry 2001; 158:1783-1793.

8. Vitaro F, Ferland F, Jacques C, Ladouceur R. Gambling, substance use and impulsivity during adolescence. Psychol Addict Behav 1998; 12:185-194.

9. Bjork JM, Hommer DW, Grant SJ, Danube C. Impulsivity in abstinent alcohol-dependent patients: relation to control subjects and type 1- type 2 like traits. Alcohol 2004; 34:133-150.

10. Dom G, D’haene P, Hulstjin W. Impulsivity in abstient early- and late- onset alcoholics: differences in self-report measures and a discounting task. Addiction 2006; 101:50-59.

11. Bechara A. Decision making, impulse control and loss of will power to resist drugs: a neurocognitive perspective. Nat Neurosci 2005; 8:1458-1463.

12. Yazıcı K, Yazıcı AE. Dürtüselliğin nöroanatomik ve nörokimyasal temelleri. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar 2010; 2:254-280.

13. Bechara A, Tranel D, Damasio H. Characterization of the decision making deficit of patients with ventromedial prefrontal cortex lesions. Brain 2000; 123:2189-2202.

14. Bechara A, Damasio AR, Damasio H, Anderson SW: Intensity to future consequences following damage to human prefrontal cortex. Cognition 1994; 50:7-15.

15. Bechara A, Dolan S, Denburg N, Hindesa A, Anderson SW, Nathan PE. Decision making deficits, linked to a dysfuntional ventromedial prefrontal cortex, revealed in alcohol and stimulant abusers. Neuropsychologia 2001; 39:376-389.

16. Petry NM. Delay discounting of money and alcohol in actively using alcoholics, currently abstinent alcoholics and controls. Psychopharmacology (Berl) 2001; 154:243-250.

17. Graham Jr, Strenger VE. MMPI characteristics of alcoholics: a review. J Consult ClinPsychol 1988; 56:197-205.

18. WinstanleyCA, Eagle DM, Robbins TW. Behavioral models of impulsivity in relation to ADHD: translation between clinical and preclinical studies. Clin Psychol Rev 2006; 26:379-395.

19. Moeller FG, Barratt ES, Dougherty DM, Schmitz JM, Swann AC. Psychiatric aspects of Impulsivity. Am J Psychiatry 2001; 158:1783-1793.

20. W Hall, C Sannibale. Are the two types of alcoholism? Lancet 1996; 348:1258.

21. Öner H, Tamam L, Levent BA, Öner S. Alkol bağımlılığı olan yatan hastalarda eksen 1 ve eksen 2 eştanılarının değerlendirilmesi. Bulletin of Clinical Psychopharmacology 2002; 12:14-22.

22. Çorapçıoğlu A, Aydemir O, Yildiz M, Esen A, Koroglu E. DSM-4 Eksen 1 Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Görüşme. Hekimler yayın Birliği, Ankara, 1999.

23. Güleç H, Tamam L. Barratt dürtüsellik ölçeği-11 (BIS-11)’nin Türkçe uyarlamasının psikometrik özellikleri. Bulletin of Clinical Psychopharmacology 2008; 18:251-258.

24. Güleç H, Güleç MY, Küçükali Cİ. Erişkin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı konmuş erkek mahkumlarda Iowa kumar testi Türkçe uyarlamasının psikometrik özellikleri. Türkiye‘de Psikiyatri 2007; 9:91-97.

25. Anton RF, Moak DH, Latham PK. The Obsessive compulsive drinking scale: A new method of assesing outcome in alcoholism treatment studies. Arch Gen Psychiatry 1996; 53:225-231.

26. Evren C, Çelik S, Evren B, Aksoy R. Obsesif kompulsif içme ölçeğinin Türkçe şeklinin yatarak tedavi gören erkek alkol bağımlılarında geçerlilik ve güvenirlik çalışması. Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi 2011;24:1-12.

27. Matzger H, Delucchi K, Weisner C, Ammon L. Does marital status predict long term dirinking? Five year observations of dependent and problem drinkers. J Stud Alcohol 2004; 65:255-265.

28. Evren C, Dalbudak E, Cakmak D. Personality dimensions in male patients with early-onset alcohol dependence who seek treatment. Isr J Psychiatry Relat Sci 2009; 46:204-206.

29. Reimer S,Maylor EA, Neil S, Neil C. Associations between a one-shot delay discounting measure and age, income, education and real-world impulsive behavior. Pers Individ Dif 2009; 47:973-978.

30. Evren C, Dalbudak E. Relationship of personality trait impulsivity with clinical variables in male alcohol-dependent inpatients. Bulletin of Clinical Psychopharmacology 2009; 19:15-23.

31. Hingson R. Advances in measurement and intervention for excessive drinking. Am J Prev Med 2004; 27:261-263.

32. King KM, Chassin L. A prospective study of the effect of initiation of alcohol and drug use on young adult substance dependence. J Stud Alcohol Drugs 2007; 68:256-265.

33. Tatsuzawa Y, Yoshimasu H, Moriyama Y, Furusawa T, Yoshino A. Validation study of the Japanese version of the Obsessive- Compulsive Drinking Scale. Psychiatry Clin Neurosci 2002; 56:91-95.

34. Mc Cown WG. Multi impulsive personality disorder and multiple substance abuse: evidence from members of self help groups. Br J Addict 1988; 83:431-432.

35. Joos L, Goudriaan AE, Schmaal L, De Witte NA, Van den Brink W, Sabbe BG, Dom G. The relationship between impulsivity and craving in alcohol dependent patients. Psychopharmacology(Berl) 2013; 226:273-283.

36. Cloninger CR, Sigvardsson S, Bohman M. Childhood personality predicts alcohol abuse in young adults. Alcohol Clin Exp Res 1988; 12:494-504.

37. Fein G, Mc Gilivray S, Finn P. Normal performance on a simulated gambling task in treatment naive alcohol dependent individuals. Alcohol Clin Exp Res 2006; 30:959-966.

38. Mazas CA, Finn PR, Steinmetz JE. Decision-making biases, antisocial personality, and early-onset alcoholism. Alcohol Clin Exp Res 2000; 24:1036-1040.

39. Toor D, Roozen HG, Evans BE, Rombout L, Wetering BJM, Vingerhoets JJM. The effects of psychiatric distress, inhibition and impulsivity on decision making in patients with substance use disorders: a matched control study. J Clin Exp Neuropsychol 2011; 33:161-168.

40. Bechara A. Risky business: emotion, decision making and addiction. J Gambl Stud 2003; 19:23-51.

41. Zermatten A, Linden M, D’Acremont M, Jermann F, Bechara A. Impulsivity and dicison making. J Nerv Ment Dis 2005; 193:647-650.

42. Tomassini A, Struglia F, Spaziani D, Pacifico R, Stratta P, Rossi A. Decision making, impulsivity and personality traits in alcohol dependent subjects. Am J Addict 2012; 21:263-267.

43. Passetti F, Verdejo-Garcia A, Abou-Saleh M. Comparatively preserved impulse control in late- onset opiat users. Psychopharmacology (Berl) 2013; 230:499-505.

44. Goudriann AE, Grekin ER, Sher KJ. Decision making and binge dirinking: a longitidunal study. Alcohol Clin Exp Res 2007; 31:928-938.

45. Caspi A, Moffitt TE, Newman DL, Silva PA. Behavioral observaitons at age 3 predict psychiatric disorders: Longitudinal evidence from a birth cohort. Arch Gen Psychiatry 1996; 53:1033-1039.

46. Simons JS. Differential prediction of alcohol use and problems: the role of biopsychological and social-environmental variables. Am J Drug Alcohol Abuse 2003; 29:861-879.

47. Bechara A, Dolan S, Hindes A.Decision-making and addiction (part II): myopia for the future or hypersensitivity to reward? Neuropsychologia 2002; 40:1690-1705.

48. Bechara A, Damasio H, Damasio AR. Emotion, decision making and the orbitofrontal cortex. Cereb Cortex 2000; 10:295-307.

MAKALE GÖNDER
11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi
DÜŞÜNEN ADAM BROŞÜRLERİ
KAPAK
Creative Commons Lisansı

Düşünen Adam : Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Düşünen Adam - Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Yayıncı
Yerküre Tanıtım ve Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.