The relationship between anxiety and depression levels in patients with the diagnosis of breast cancer coping attitudes with illness and sociodemographic characteristics
Rabia Geyikçi, Soner Çakmak, Mehmet Emin Demirkol, Şükrü Uğuz
PDF
Article No: 2   Article Type :  Research
Aim: The aim of this study is to investigate the relationship between anxiety and depression levels with coping attitudes with illness and  sociodemographic characteristics in breast cancer patients who had completed a year from diagnosis.
Methods: This study was conducted with 94 female patients between the ages of 35-65 years who were diagnosed with breast cancer and who were treated in The Oncology Department of Cukurova University Faculty of Medicine between June 5, 2017 and July 31, 2017. Sociodemographic data form prepared by the researcher, Beck Depression Scale (BDS), Beck Anxiety Scale (BAS), COPE Inventory were used for data collection in this study.
Results: A positive relationship was found between depression and anxiety in breast cancer patients who had undergone mastectomy and completed one year after the diagnosis (p<0.05, r=0.68). The level of anxiety was higher in those who were not sufficiently informed about the disease and who thought that the partner was behaving more distantly (p =0.014, p =0.019). Patients between the ages of 35-44 years were found to be more depressive and anxious than those in the ages of 55-65 years (p =0.006, p =0.010). It was found that those who are educated at the level of primary school are more likely to use "religious coping" (p=0.02), those who are at educated at the level of university use "humor" more (p=0.04). And it was also found that "positive reinterpretation" and "planning" attitudes were found to be more frequent in those with sufficient knowledge of the disease (p=0.045, p=0.01). There was a negative correlation between depression and "mental disengagement" (p=0.011), "active coping" (p=0.008). There was a positive relationship between anxiety and "use of emotional social support" (p=0.038). 
Conclusion: In our study, it was found that patients with breast cancer who had completed one year from the treatment and had not applied to psychiatry had anxiety symptoms at a level of 27.7% and depressive symptoms at a level of 16%. Sufficient information about the disease and partner’s behaviours in breast cancer patients was found to be associated with anxiety, and coping attitudes were found to be effective on depression and anxiety development. Considering the psychological effects of breast cancer and giving importance to psychosocial interventions and coping attitudes have been thought as a preventive factor in the development of depression and anxiety.

Keywords : Depression, anxiety, breast cancer, coping attitudes
Meme Kanseri Tanısı Olan Hastalarda Anksiyete Ve Depresyon Düzeylerinin Hastalıkla Başa Çıkma Tutumları ve Sosyodemografik Özellikleri İle İlişkisi
PDF
Makale No: 2   Makale Türü :  Araştırma
Amaç: Bu araştırmanın amacı tanı aldıktan sonra birinci yılını tamamlamış meme kanseri hastalarının anksiyete ve depresyon düzeylerinin, hastalıkla başa çıkma tutumları ve sosyodemografik özellikleri ile ilişkisinin incelemesidir. 
Yöntem: Bu çalışma, 5 Haziran-31 Temmuz 2017 tarihlerinde Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Onkoloji Polikliniğinde tedavi gören, 35-65 yaş aralığındaki 94 meme kanseri kadın hastayla yapılmıştır.  Araştırmada veri toplama amacı ile araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Baş Etme Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği (COPE) kullanılmıştır.  
Bulgular:  Mastektomi geçirmiş, bir yılını tamamlamış, meme kanseri hastalarında depresyon ve anksiyete arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır (p<0.05, r=0.68). Hastalığı konusunda yeterince bilgilendirilmeyen ve eşinin daha mesafeli davrandığını düşünenlerde anksiyete düzeyi yüksek (p=0.014, p=0.019) bulunmuştur. 35-44 yaş aralığında, 55-65 yaşa aralığına göre yüksek depresyon ve anksiyete düzeyi (p=0.006, p=0.010) belirlenmiştir. Eğitimi ilköğretim düzeyinde olanların “dini olarak başa çıkmayı” (p=0.02), üniversite düzeyinde olanların “mizahı” daha çok kullandığı (p=0.04), hastalığı ile ilgili yeterince bilgi sahibi olanlarda “pozitif yeniden yorumlama” ve “plan yapma” başa çıkma tutumlarının daha çok kullanıldığı saptanmıştır (p=0.045, p=0.01). Depresyon ile başa çıkma tutumlarından zihinsel boş verme (p=0.011)  ve aktif başa çıkma (p=0.008) arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu, anksiyete ile duygusal sosyal destek kullanımı (p=0.038)  arasında pozitif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. 
Sonuç: Bu çalışmada tedavide bir yılını tamamlamış ve psikiyatrik başvurusu olmamış veya yönlendirilmemiş meme kanseri hastalarının %27.7’sinde klinik olarak değerlendirmeyi gerektirecek düzeyde anksiyete, %16’sında depresyon belirtileri saptanmıştır. Hastalıkla ilgili yeterli bilgilendirmenin, eş davranışının anksiyete ile ilişkili olabileceği, başa çıkma tutumlarının depresyon ve anksiyete gelişimi üzerinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Meme kanserinin psikolojik etkilerinin göz önünde bulundurulmasının ve tedavide psikososyal müdahalelere ve başa çıkma tutumları ile ilgili terapotik yaklaşımlara önem verilmesinin depresyon ve anksiyete gelişiminde önleyici bir faktör olacağı sonucuna ulaşılmıştır. 

Anahtar kelimeler : Depresyon, anksiyete, meme kanseri, baş etme tutumları.
Düşünen Adam - Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Yayıncı
Yerküre Tanıtım ve Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.